<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dizi Yazıları arşivleri - Support To Media Freedom Projesi</title>
	<atom:link href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/dizi-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/dizi-yazilari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jun 2025 16:57:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:57:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbak&#305;r, Mu&#287;la ve Gaziantep&#8217;te serbest gazetecilik, sans&#252;r ve belirsizlikle m&#252;cadele T&#252;rkiye&#8217;de her ge&#231;en g&#252;n daha da zorla&#351;an serbest gazetecilik, Diyarbak&#305;r, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’te serbest gazetecilik, sansür ve belirsizlikle mücadele</b></h3>
<h3><b>Türkiye’de her geçen gün daha da zorlaşan serbest gazetecilik, Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’te farklı koşullarda sürdürülse de ortak bir zeminde buluşuyor. Çoğu zaman sistemle, sansür ve belirsizlikle mücadele anlamı taşıyor.</b></h3>
<h4><b>Delal Meltem Demir</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik, Türkiye’nin birçok ilinde, düşük telifler, ekipman eksikliği, sansür baskısı, güvenlik sorunları ve yalnızlık gibi sorunlarla yürütülüyor. “Demokrasi İçin Medya” olarak iki bölümden oluşan haber dizimiz kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinde çalışan serbest gazetecilerle görüştük. Yazı dizimizin ikinci bölümünde Diyarbakır’dan Rojan Mamo, Muğla’dan Songül Karadeniz ve Gaziantep’ten Cihat Öztürk’e yer veriyoruz. Her biri farklı koşullarda çalışsa da ortak bir zemin var: Haber üretmenin yalnızca sahada değil, çoğu zaman sistemle, sansürle ve belirsizlikle mücadele anlamına geldiği bir gazetecilik pratiği. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’teki bu üç gazetecinin anlattıkları, Türkiye’de serbest gazeteciliğin bölgesel farklara rağmen ortak bir tabloya işaret ediyor: Güvencesizlik, sistemsizlik ve dayanışma eksikliği.</span></p>
<h4><b>“Baskılar karşısında yalnız kalma”</b></h4>
<div id="attachment_6739" style="width: 265px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6739" class="wp-image-6739" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-300x225.jpeg" alt="" width="255" height="191" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><p id="caption-attachment-6739" class="wp-caption-text">Rojan Mamo</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazeteci Rojan Mamo, Diyarbakır’da gazeteci olmanın, sadece haber yapmak değil, aynı zamanda sürekli bir risk ortamında çalışmak anlamına geldiği ve serbest gazetecilik yaparak geçinmenin mümkün olmadığını vurgulayarak şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İnsan hakları ihlalleri, çatışmalı süreçler ve devletin güvenlik politikalarının ağır uygulandığı bir bölgede gazetecilik yapmak, haber üretmek, çoğu zaman gözaltı riskini de beraberinde getiriyor. Bu riskli sahada bağımsız ya da serbest gazeteci olarak çalışmak, baskılar karşısında yalnız kalmayı; kurumsal savunma mekanizmaları olmadan bireysel olarak ayakta durmayı gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada özellikle haber başına ödeme alan gazeteciler için ekonomik istikrar sağlamanın oldukça zor. Ay sonunda sabit bir gelir elde etmek neredeyse imkânsız. Haber üretmek kadar, onun maddi karşılığını almak da büyük bir mücadele gerektiriyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerini genellikle yayınlatabildiğini ancak bazı medya kuruluşlarının habere politik risk açısından yaklaşıldığında içeriklerin geri çevrildiğini aktaran Mamo, “Bazı medya kuruluşları, haberin içeriğine değil, politik yansımalarına odaklanıyorlar. Bu nedenle de bazen ‘Bu haberi alamayız, sıkıntı yaratır’ diyerek reddedilen haberler oluyor. Bazen de yayınlanmadan önce metinlere ciddi müdahaleler yapılıyor” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliğin sahada, özellikle kırsalda yürütülen bir iş olduğunu bildiren Mamo, haber üretim sürecindeki pratik zorluklara dikkat çekip şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest gazeteci olarak kendi ekipmanımı kendim temin etmek zorundayım. Birçok medya kuruluşu haberler için ulaşım ve ekipman desteği sunmuyor. En büyük sorun ise ulaşım; özellikle kırsal bölgelere haber için gitmek istediğimde maddi kısıtlamalar nedeniyle çoğu zaman ertelemek ya da alternatif çözümler bulmak zorunda kalıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik, kurumsal sansür mekanizmalarını kısmen aşmayı sağlasa da sansür farklı biçimlerle sürüyor. Haberin görünmez kılınması da bir başka sansür yöntemi. Bir kurum haberinizi almazsa başka bir kuruma, orası da almazsa sosyal medyaya üzerinden yine de gündeme taşıyabiliyorsunuz. Sansür mekanizması, serbest gazeteciler üzerinde gazeteciyi ya da haberi görünmez kılarak, haber metinlerine kısmi müdahalelerle uygulanmaya çalışılıyor. Oto-sansür ise en azından benim gibi gazeteciliğe ilkesel olarak yaklaşanlar açısından bir yönelim ve tercih olmaktan çıkıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlallerine dair yaptığı haberler nedeniyle hedef gösterildiğini anlatan Mamo, sosyal medya üzerinden yürütülen linç kampanyaları, haber içeriklerine yönelik mahkeme kararları ve sahada karşılaştığı fiziksel engellemelere ilişkin şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından haber içeriklerim kaldırılıyor. Haber takibi sırasında kısa süreli göz altılarla karşılaşıyorum. Bazen sahaya ulaşmam dahi engelleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel idareciler ve güvenlik güçleriyle ilişkilerim oldukça mesafeli. Serbest çalışan bir gazeteci olarak değil, ‘rahatsız edici bir kişi’ gibi görülüyoruz. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri yaygın; çekim yapmamızı engelliyorlar, alanlarımızı kısıtlıyorlar. Bazen sahaya tamamen girişimiz engelleniyor. Halkla ilişkim ise daha içten. Ama onların da bizim üzerimizdeki baskıyı gördüklerinde konuşmaktan çekindikleri oluyor. Özellikle son dönemde kendimizle birlikte kaynağımızı da düşünmek zorunda hissediyoruz. Bize müdahale edilemeyeceği durumlarda, kaynağımız uzaklaştırılarak ya da gözaltına alınarak iletişimimiz koparılıyor.”</span></p>
<h4><b>“Serbest gazetecilik tam anlamıyla sistemli bir şekilde işlemiyor”</b></h4>
<div id="attachment_6740" style="width: 213px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6740" class="wp-image-6740 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-269x300.jpeg" alt="" width="203" height="226" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-269x300.jpeg 269w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-917x1024.jpeg 917w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-134x150.jpeg 134w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-768x858.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-1375x1536.jpeg 1375w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-1833x2048.jpeg 1833w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" /><p id="caption-attachment-6740" class="wp-caption-text">Songül Karadeniz</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan serbest gazeteci Songül Karadeniz ise İstanbul ve Ankara gibi medya merkezlerine uzak bir bölgede yaşamanın zorluklarına rağmen, katıldığı proje ve aldığı hibe destekleri sayesinde üretmeye devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ailesiyle yaşadığı için ekonomik olarak bir nebze rahat olan Karadeniz, haber üretiminde özellikle kültür-sanat alanında Bodrum’un sunduğu olanaklardan faydalandığına dikkat çekip “Sanat haberlerini yaptığımda, açtığım ‘Bodrumlu Gazeteci’ sosyal medya hesabının yerelde daha fazla görünürlük sağladığını fark ettim. Aynı zamanda hak ihlallerini ve toplumsal sorunları dile getirmek açısından da verimli bir bölgedeyim diyebilirim” diye özetliyor avantajlı durumunu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnızca serbest gazetecilikle geçinmenin mümkün olmadığını belirten Karadeniz, telif ödemelerinin düzensizliği, ödeme tarihlerinin belirsizliği ve haber üretim sürecinin değişkenliği nedeniyle ekonomik sürdürülebilirliğin zor olduğunu şöyle dile getiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de serbest gazetecilik tam anlamıyla sistemli bir şekilde işlemiyor. Çok fazla değişken var; telif ödemesinin yatacağı tarih, haberi hazırlama ve bitirme süresi, kaynaklardan yanıt bekleme derken ödemeyi almak çoğu zaman gecikebiliyor. Bu yüzden kendinizi sürekli hibe ve telif desteklerine başvururken buluyorsunuz. Ek olarak, fotoğraf ve video işleri de yaptığım oldu. Şu an ise Gündem Fethiye’de part-time haber editörlüğü yapıyorum çünkü ekonomik açıdan sürdürülebilirlik, bağımsız gazetecilikte gerçekten çok zor. Ayrıca sadece serbest çalışırken sigortalı olamıyorsunuz. Bu da ciddi bir dezavantaj.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karadeniz, şimdiye kadar biri doğrudan ekipman, biri seyahat-konaklama ve diğeri ise nakit destek olmak üzere üç kez hibe desteği almış. Bu desteklerle eksik ekipmanlarını tamamlayabildiğini, hatta yapay zekâ tabanlı gazetecilik araçlarına abone olabildiğini kaydeden Karadeniz, bu avantajların yanında sigortasız çalıştığı için serbest gazeteci olarak basın kartının olmaması gibi dezavantaj yaşadığını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar herhangi bir tehdit ya da yargılanma yaşamadığını, kaynaklarıyla olan ilişkilerde mesafe gözetmenin önemini vurgulayan Karadeniz, habere katkı vermek isteyen bazı kişilerin haberciliğe uygun olmayan önerilerle geldiğini, bu durumlarda sınırları net bir şekilde koymak gerektiğini belirtip sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sansür ve otosansürle doğrudan karşılaşmasam da yerel aktörlerle olan yakın ilişkiler, haber yaparken baskı oluşturabiliyor. Özellikle haber kaynaklarının kimliğinin açığa çıkması, habere konu olan kişiler tarafından baskıya yol açabiliyor. Bir haberde okçuluk sporunun yaşadığı yer sorununu yazdım, tanıdığım bir kişiden görüş aldım. Sonrasında Gençlik Merkezi Müdürü bu kişiyi arayarak baskı kurmuş. Bu açıkça bir Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ihlaliydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tanıdığım insanlarla bile mesafeyi korumaya çalışıyorum. Bunun dışında halkın yaşadığı problemleri dile getirmeye çalıştığım için halkla ilişkim biraz daha yakın. Çünkü gerçekten çok fazla sorun yaşanıyor ve insanlar bu sorunların dile getirilmesini olumlu karşılıyor. Fakat bazen habercilik açısından uygun olmayan önerilerle gelenler de oluyor. Bu durumlarda, onlara bu işin nasıl olması gerektiğini, neyin neden yapılamayacağını açıkça anlatmak gerekiyor. Çünkü bazen karşı tarafın o mesafeyi koruyamadığını fark ediyorsunuz. Bu noktada sizin temas-mesafe ilişkisini korumanız çok önemli. Buna dikkat ettiğiniz sürece bir sorun yaşamıyorsunuz.”</span></p>
<h4><b>Resmi basın kartın yoksa zorluk var  </b></h4>
<div id="attachment_6736" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6736" class="wp-image-6736 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-300x199.jpeg" alt="" width="300" height="199" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-300x199.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-1024x679.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-150x99.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-768x509.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668.jpeg 1290w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-6736" class="wp-caption-text">Cihat Öztürk</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep’te yaşayan Cihat Öztürk ise serbest gazeteciliğin bu şehirde “nitelik” yerine “resmi sıfat”la ölçüldüğünü belirterek “Gazeteciliğin resmi kayıtlar ve sıfatlardan görüldüğü bir şehirde yaşıyorum. Serbest gazeteciler, resmi basın kartına sahip değilse burada zorluklarla karşılaşıyor. Resmi makamlardan bilgi almakta zorlanıyor. Bir nevi gazeteci sayılmıyorlar” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerini yayınlatırken özellikle editoryal süreçlerde sorun yaşadığını söyleyen Öztürk, içeriklerin sitelerde geç yayınlandığını, ayrıca ulaşım ve ekipman maliyetlerinin işini zorlaştırdığını, bu yüzden kendi internet sitesi ve freelance işler üzerinden gelir yaratmaya çalıştığını anlatıyor. Yerel yönetimlerle ilgili yolsuzluk haberlerinde zaman zaman sansür baskısı gördüğünü bildiren Öztürk, belge ve kaynak olduğunda haberi yayınlamaktan çekinmediğini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile yaptığı röportaj nedeniyle sosyal medya üzerinden bazı gruplar tarafından hedef gösterildiğini belirten Öztürk, özellikle ideolojik nedenlerle eleştiriler geldiğini söylüyor.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:53:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski&#351;ehir, Bursa ve Mersin&#8217;de serbest gazeteciler yaln&#305;z ve g&#252;vencesiz T&#252;rkiye&#8217;de serbest gazetecilik her ge&#231;en g&#252;n daha da zorla&#351;&#305;yor. Haber &#252;retmenin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Eskişehir, Bursa ve Mersin’de serbest gazeteciler yalnız ve güvencesiz</b></h3>
<h3><b>Türkiye’de serbest gazetecilik her geçen gün daha da zorlaşıyor. Haber üretmenin ötesinde, hayatta kalabilmek için haberi geçim aracına dönüştürmek zorunda kalan serbest gazeteciler, artan güvencesizlik, baskı, sansür, düşük gelir ve yayınlatma sorunları karşı karşıya&#8230; </b></h3>
<h4><b>Delal Meltem Demir</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik Türkiye’nin dört bir yanında benzer sorunlarla yürütülüyor: Düşük telifler, ekipman eksikliği, sansür baskısı, güvenlik sorunları ve yalnızlık. Ancak her şehirde bu sorunlar farklı biçimlerde yaşanıyor; bölgesel politik atmosfer, ekonomik koşullar ve yerel medya yapıları gazetecilik pratiğini doğrudan etkiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi zaman sosyal medya desteğiyle, kimi zaman küçük hibelerle ya da part-time işler aracılığıyla ayakta durmaya çalışan serbest gazeteciler, haberciliği bir meslekten çok bir direnç biçimi olarak sürdürüyor. Serbest gazetecilik, yalnızca bir istihdam modeli değil; aynı zamanda haberin görünürlük mücadelesi, ifade özgürlüğünün sınırlarını zorlama pratiği ve her şeye rağmen hakikatin peşinden gitme ısrarı olarak karşımıza çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Demokrasi İçin Medya” olarak bu gerçekliği görünür kılmak amacıyla iki bölümden oluşan bir haber dizisi hazırladık. Türkiye’nin farklı şehirlerinde çalışan serbest gazetecilerle görüştük; geçim kaynaklarından haber üretim süreçlerine, karşılaştıkları baskılardan sansüre kadar deneyimlerini dinledik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin ilk bölümünde Eskişehir’den Yekta Armanç, Bursa’dan Ayşegül Erkaya Arslan ve Mersin’den Mahsun Kılıç’ın hikâyeleri var. Eskişehir, Bursa ve Mersin’deki bu üç gazetecinin anlattıkları, Türkiye’de serbest gazeteciliğin ortak kaderini bir nebze de olsa gösteriyor. Üç farklı şehir, üç farklı yaşam ama ortak sorunlar: Güvencesizlik, maddi belirsizlik, düşük gelir, sansür ve yalnızlık. Ancak tüm bu zorluklara rağmen gazetecilik yapmaya devam etmeleri, mesleğe ve hakikate duyulan bağlılığın da bir göstergesidir.</span></p>
<h4><b>“Güvencesizlik temel sorun”</b></h4>
<div id="attachment_6741" style="width: 246px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6741" class="wp-image-6741" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-300x300.jpeg" alt="" width="236" height="236" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-300x300.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-1024x1024.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-150x150.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-768x768.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-1536x1536.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" /><p id="caption-attachment-6741" class="wp-caption-text">Yekta Armanç</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskişehir’de bir yandan öğrencilik yaparken bir yandan da gazetecilik yapan Yekta Armanç, “Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Eskişehir’de de serbest gazetecilerin en büyük sorunu güvencesizlik” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düzenli bir mesaiye rağmen düzenli gelir elde edememenin iş yükünü daha da artırdığını, yalnızca gazetecilikten geçinmenin neredeyse imkânsız olduğunu belirten Armanç, “Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) kredisi ve ailemden gelen destekle geçimimi sağlıyorum. Yapılan haber kadar para kazanmak ya da bazı haberlerin hiçbir maddi karşılığının olmaması, serbest çalışan gazetecilerin ortak sorunu. Gazetecilikte haber üretmenin ötesinde ekipman edinme de büyük bir yük. Türkiye’de gazetecilerin işine yarayan ekipmanlar oldukça pahalı. Zaten çok para kazanan insanlar değiliz, bir de kendi ekipmanlarımızı sağlamak zorunda kalmak ayrıca bir yük bindiriyor. Sanırım sadece serbest gazetecilik yaparak geçinmek mümkün değil” vurgusu yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2024 yerel seçimleri öncesinde Sol Haber Portalı’na AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ve Hatipoğlu’nun kuzeninin fabrikasındaki hak gasplarını da haberlerine taşıdığı için ifadeye çağrıldığını anlatan Armanç, yerel basının bu haberleri görmezden geldiğini bildirip şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“30’a yakın haber kurumu olan Eskişehir basını, bu haberlerin neredeyse hiçbirini görmeyi tercih etmedi. Yerel basının bir nevi sansürüne uğradım. Bu yaşananlardan sonra medya-siyaset ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunu kendi haberlerim üzerinden gördüm.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de gazetecilik yapan herkesin ya hedef gösterilmiş, tehdit edilmiş ya karakolla yolu kesişmiş ya da hepsini birden yaşamış olma ihtimallerinin yüksek. Taciz haberinden fabrika içi hak ihlallerine kadar yaptığım haberler sonrası hem ben hem ailem tehdit edildim. Bir akademisyen, annemin telefon numarasını bularak onu aradı. Ama bu yaşadıklarım, Türkiye’de basın özgürlüğü sorunu yaşayan gazetecilerin karşılaştıklarıyla kıyaslandığında oldukça hafif kalıyor.” </span></p>
<h4><b>Serbest çalışmak, çok çok çalışmak demek</b></h4>
<div id="attachment_6735" style="width: 271px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6735" class="wp-image-6735" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-300x225.jpeg" alt="" width="261" height="196" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 261px) 100vw, 261px" /><p id="caption-attachment-6735" class="wp-caption-text">Ayşegül Erkaya Arslan</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Bursa’da yaşayan serbest gazeteci Ayşegül Erkaya Arslan, yerel medyada çalışmanın en büyük sorunlarından birinin güvencesizlik olduğunu belirtiyor. Basınla ilgisi olmayan kişilerin medya patronluğuna soyunması, birçok gazeteci gibi onun da mağduriyet yaşamasına neden olmuş. Arslan, bu duruma ilişkin şöyle konuşuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bursa’da genel olarak gördüğüm, yerel medya patronlarının bir kısmının medya ile alakası olmayıp farklı çıkarlar doğrultusunda medya işine girmesi ve buna yönelik de basın çalışanlarını ciddi anlamda mağdur etmeleri. Tabii ki tüm yerel medya özelinde bunu söylemiyorum, ancak gördüğüm bir gerçeklik var. Hatta benim de kısa süre önce mağduru olup haklarımı alamadığım, sonrasında genel bir araştırma yaptığımda meslektaşlarımın bir kısmının farklı kurumlarda benden çok daha uzun süreler çalışmaya devam edip haklarını almayı beklediği, ancak sürekli oyalandığı durumlar ve benzer yapılaşmalar mevcut ne yazık ki.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arslan, serbest gazetecilikten geçinmenin oldukça zor olduğunu, haberlerini yayınlatırken sıkıntı yaşandığını, ek iş yapmasa da ekonomik koşullar nedeniyle ileride yapmak zorunda kalabileceğini vurgulayarak şunları söylüyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest çalışarak geçinmek imkânsız değil ama çok çok fazla çalışmak gerekiyor. Bu ekonomik şartlarda düzenli bir yerde çalışmak bile geçinmeye yetmiyorken, serbest çalışmak çok daha zorlayıcı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerimi yayınlatırken yaşadığım zorlukları, deneyimle aştım. Haber önerisi ilk yapmaya başladığımda kendi görüş alanıma göre haberler önerdiğim oluyordu, ancak her mecranın yayın çizgisi farklı olduğundan daha sonra neyi nereye önermem gerektiğini bilerek önermeye başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazeteci olmanın getirdiği maddi kısıtlamalar nedeniyle bazı haberleri yapmaktan vazgeçmek zorunda kaldım. Ulaşım ya da ekipman konusunda yetersiz kalacaksam, bazen o haberi hiç planlamıyorum. Önceliklerini buna göre belirlemek zorunda kalıyorsun.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar sansür ya da yargılanma gibi deneyimler yaşamamış olsa da Arslan, “serbest çalışmanın” kendisinin bile bir engel hâline geldiğini, özellikle resmî kurumlarla ilişki kurarken bu durumun sorun yarattığına dikkat çekip sözlerini şöyle tamamlıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Basın kartım olmadığı için eylem alanlarında sorun yaşadığım oluyor. Serbest çalışmam, güvenlik güçleri için çok ikna edici bir durum ne yazık ki olmayabiliyor. Ayrıca haber için bir kuruma gittiğimde ‘serbest çalışıyorum’ dediğim anda görüşmeyi kabul etmeye yönelik bir tutum olmuyor süreç uzuyor, oyalanma durumları özellikle yapmak istediğim bir haber ise benim ısrarlı aramalarım sonucunda sonuçlanıyor, bazen olumsuz da olabiliyor.” </span></p>
<h4><b>“Telifli haber yazabileceğimiz mecralar kısıtlı”</b></h4>
<div id="attachment_6737" style="width: 213px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6737" class="wp-image-6737" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-300x300.jpeg" alt="" width="203" height="203" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-300x300.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-1024x1024.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-150x150.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-768x768.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" /><p id="caption-attachment-6737" class="wp-caption-text">Mahsun Kılıç</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Mersin’de yaşayan serbest muhabir Mahsun Kılıç, aktif olarak çalışmasa da zaman zaman Evrensel gazetesine haberler yapıyor. Türkiye’de, yalnızca serbest çalışanların değil, kadrolu gazetecilerin dahi birçok zorlukla karşılaştığını hatırlatan, tutuklamalar, gözaltılar, sansür ve düşük gelir gibi sorunların tüm gazetecileri etkilediğine dikkat çeken Kılıç, şunları anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest gazeteciler için telifli haber yazabileceğimiz mecralar kısıtlı. Belirli platformlar var ama her yıl binlerce yeni mezun veren iletişim fakülteleri de var. İletişim fakültelerinden her yıl binlerce mezun çıkıyor ama bu alanda yer bulmak, binlerce gazetecinin arasından haber öneri sürecini geçmek, başvuru kabulünden sonra mülakat, ardından telif geleceğini beklemek gerekiyor. Bu sürecin kendisi bile haber üretme motivasyonunu kırıyor. Haber üretmeye enerji harcamak yerine hep bekliyoruz. Serbest çalışan bir gazeteci olarak ekipman sıkıntısı da yaşıyor, yalnızca telefonumla çalışıyorum. Ekipmanım sadece telefonumdan ibaret. Ne bir fotoğraf makinem ne dijital ses kayıt cihazım var. Fotoğraf makinesi ya da ses kayıt ekipmanı gibi teknik donanımların olmaması, haber takibini doğrudan etkiliyor. Geçenlerde bir köylü direnişini izlemeye gittim. Telefonum donduğu için köylülerin telefonunu kullanarak gün boyu çekim yapmak zorunda kaldım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberin ardından yerel kamu kurumları ya da şirketlerin yetkilileriyle sorun yaşayabiliyoruz. Mesleğin zorluğu, tam da bu anlarda daha belirgin hâle geliyor. ‘Haberleriniz yalan, gerçeği yansıtmıyor’ minvalinde sözlerle karşılaşıyoruz. Bu durumla ilk karşılaştığımda ‘Gerçekten muhabirlik zor bir iş’ demiştim.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Telifli olarak yaptığım haberlerde genel olarak ciddi sansürle karşılaşmasam da bir örnek üzerinden editoryal müdahalelere dikkat çekmek isterim. Yaptığım bir haberde uzmanlardan biri, iktidara dair eleştirilerde bulunduğu için söylediklerinin haberde yer almadığını fark etmiş. Diğer uzmanlardan da daha az yer verilmişti. Editöre ilettik ama sorun çözülememişti. Bu tür editoryal müdahaleler, güveni sarsabiliyor.”</span></p>
<h4><b>“Yerel idareciler bazen destek olabiliyor”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktif olarak sürekli sahada olmasa da zaman zaman yerel idarecilerle görüştüğünü, bugüne kadar haberlerine doğrudan bir müdahaleyle karşılaşmadığını belirten Kılıç, “Gerekli zamanlarda yetkililerle iletişime geçiyorum. Genelde yardımcı oluyorlar. Aydınlanması gereken konularda bilgi vermekten kaçınmıyorlar. Bu da bazı haberlerin önünü açabiliyor” diyerek sözlerini bitiriyor.</span></p>
<p>Kapak Görseli: Depo Photos</p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8230;.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 09:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6721</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu protestolar&#305; kapsam&#305;nda yaln&#305;zca gazetecilerin hesaplar&#305;na eri&#351;im engellenmedi. T&#214;P, K&#305;rkyama Kad&#305;n Dayan&#305;&#351;mas&#305; ve H&#252;r Kirpi gibi onlarca STK da nasibini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu protestoları kapsamında yalnızca gazetecilerin hesaplarına erişim engellenmedi. TÖP, Kırkyama Kadın Dayanışması ve Hür Kirpi gibi onlarca STK da nasibini aldı. Hesabı engellenen STK’lar, “Çözüm, dayanışma ve alternatif platformlar” dedi.</b></h3>
<h3><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Ali Safa Korkut</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla yaşanan protestolara getirilen engelleri ele aldığımız üç bölümlük yazı dizimizin üçüncü bölümünde, sivil toplum kuruluşu (STK),</span> <span style="font-weight: 400;">yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), kadın hareketini güçlendirmek amaçlı çalışan Kırkyama Kadın Dayanışması ve de Hür Kirpi platformu… Bu üç kolektif yapının toplam 232 bin 128 takipçili X (eski adıyla Twitter) hesabı da, 19 Mart’ı takip eden günlerde erişime engellendi. İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestoları destekler nitelikte paylaşımlar yaptıkları için erişime engellenen diğer 638 sosyal medya hesabı gibi. Mahkeme kararına göre bu hesaplar, protestolar dönemlerinde “toplumda infial yaratacak nitelikte” paylaşımlar yapıyor ve böylelikle “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” konusunda tehlike oluşturuyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin bu bölümünde, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Kırkyama Kadın Dayanışması Üyesi Tülay Korkutan ve Hür Kirpi Yönetim Kurulu Üyesi Merve Karataş ile görüştük.</span></p>
<h4><b>“Kitlemizle kurduğumuz iletişimi zayıflattı”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sosyal medya, bir halk hareketinin kendisini en hızlı gösterebileceği iletişim aracıdır. Hareketin sosyal medyada kendisini ifade etmesinde editoryal (!) bir engel olmadığı gibi bir oto sansür de söz konusu olmaz. Sokağa çıkarsınız ve bunu anında dünyaya ilan edersiniz. Milyonları teşvik edecek bir güce sahiptir sosyal medya.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bu sözler, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’ya ait. Zira 19 Mart sonrasındaki protestolar kapsamında hesabına erişim engeli getirilenlerden biri de TÖP oldu. Koca, 12 bin 659 takipçisi olan “@toplumsalozgur” kullanıcı adlı hesaplarının, “kitle hareketinin iletişim kanallarını tıkamak, kitlenin birbirinden cesaret alarak büyümesini engellemek” amacıyla engellendiğinin altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">19 Mart protestoları gibi toplumsal eylemler için “Böyle anlarda, hitap ettiğiniz kitle sizin ne dediğinize ne yaptığınıza, olan biteni ne şekilde değerlendirdiğinize bakıyor” diyen Koca, bu nedenle hesaplarına erişim engeli getirilmesinin TÖP’ü etkilediğini belirtiyor. Koca, “Yıllara yayılan bir emekle, yılların mücadele pratiğiyle büyüyen sosyal medya görünürlüğü bir çırpıda yok oluyor. Bu açıdan partimizin siyasal alandaki görünürlüğü belki tümden etkilenmedi ama kitlemizle kurduğumuz iletişimi zayıflattı” vurgusu yapıyor.</span></p>
<p><b> </b><b>“Tekelleşmemiş alternatif platformlara yönelmek bir başka çözüm”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Hesabına erişim engeli getirilenlerden STK’lardan biri de Kırkyama Kadın Dayanışması oldu. Üstelik kadınların örgütlülüğünü güçlendirmeyi amaçlayan derneğin iki hesabı birden engellendi. Önce 6 bin 709 takipçili “@kirkyamakadin” kullanıcı adlı hesaba erişim engeli getirildi, ardından da bunun yerine açılan “@kirkyamakadin2” kullanıcı adlı hesaba.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan, kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddetinin önüne yıllardır geçil(e)mediğini ancak bu şiddete karşı farkındalık çağrıları yapan kadın örgütlerinin hesaplarının bir gecede kolaylıkla susturulabildiğini söylüyor. Sosyal medya hesaplarının, aynı zamanda bir mücadele arşivi ve hafızası olduğunu belirten Korkutan, erişim engeli kararlarıyla bu hafızanın bir gecede silindiğine dikkat çekiyor. Hesaplarının engellenmesi hakkında kendilerine bir mahkeme kararı iletilmediği ve erişim engelini hesaplarına erişemeyince öğrendiklerini bildiren şu açıklamada bulunuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">“Sadece bizim değil, bu süreçte başka kadın örgütlerinin hesabı da engellendi. Bu erişim engelleri, tamamen kitlelere sözün ulaşmasının engellenmesi ve protestolara desteğin ortadan kalkması amacıyla getirildi. Bu aynı zamanda örgütlenmenin, özgürlüğünün de engellenmesi anlamına geliyor. Tüm örgütler için sosyal medya kullanımı çok önemli ancak kadın örgütleri için hayati bir önem taşıyor. Zira kadın örgütleri, sonuç olarak kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ve erkek şiddetine karşı sosyal medyada önemli farkındalıklar yaratabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Engellenen hesapların yerine açılan hesaplarda eski takipçi kitlesine ulaşma zor. Bu sansür meselesini aşmak için yeni açılan hesapların sık sık paylaşılması, onlarla dayanışma gösterilmesi gerekiyor. Tekelleşmemiş alternatif platformlara yönelmek de bir başka çözüm.”</span></p>
<h4><b>“Karar bizi güçlendirdi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireylerin özgürlük alanlarını genişletmeyi hedefleyen düşünce platformu Hür Kirpi de X hesabı erişime engellenen topluluklardan oldu. Engellenme gerekçesi ve hangi paylaşımlarından ötürü bu kararın alındığının kendilerine bildirilmediğini kaydeden Hür Kirpi Yönetim Kurulu Üyesi Merve Karataş, “Hür Kirpi&#8217;nin erişime engellenmesi, sadece bir dijital platforma yönelik bir teknik müdahale değil, doğrudan doğruya siyasal alanın daraltılmasına yönelik otoriter bir hamledir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Erişim engelinin kendilerini durdurmadığını belirten Karataş, “Aksine bu karar bizi güçlendirdi. Ekibimizi genişletme kararı aldık ve dijital mecralarda daha etkin bir şekilde var olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 09:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6716</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu protestolar&#305;n&#305; haberle&#351;tirdikleri i&#231;in X hesab&#305; eri&#351;ime engellenen &#252;&#231; gazeteci, sadece ki&#351;isel hesaplar&#305;n&#305;n de&#287;il, kamunun haber alma hakk&#305;n&#305;n da hedef [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu protestolarını haberleştirdikleri için X hesabı erişime engellenen üç gazeteci, sadece kişisel hesaplarının değil, kamunun haber alma hakkının da hedef alındığına dikkat çektiler. Gazeteciler, bireysel mücadelenin çözüm olmadığı hep birlikte karşı durulması gerektiğini vurguladılar.</b></h3>
<h4><b>Ali Safa Korkut</b></h4>
<p><b> </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla birlikte Türkiye’nin farklı kentlerinde protestolar başlarken bu süreç, kısa sürede hem sokaklara hem de dijital mecralara yayılan bir protesto dalgasını tetikledi. 19 Mayıs protestolarına getirilen engelleri üç bölümlük yazı dizisiyle ele alıyoruz. Yazı dizimizin ikinci bölümünde, hesapları engellenen üç gazetecilerin açıklamalarını yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilen 624 X hesabı arasında yalnızca yurttaşların değil, haber takibinde olan gazetecilerin hesapları da vardı. Bu gazetecilerden üçü; Umut Taştan, Emre Orman ve Nisanur Yıldırım, hem o günleri hem hesaplarının engellenmesini hem de bunun meslekî ve kişisel etkilerini anlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuştuğumuz gazetecilerin aktardıkları, sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin yalnızca bireysel değil, mesleki ve toplumsal etkiler doğurduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, dijital mecraların gazetecilik faaliyeti açısından nasıl bir rol oynadığını ve erişim engellerinin bilgiye erişim üzerindeki etkilerini gündeme getiriyor. Sürece dair farklı değerlendirmeler bulunsa da erişim engellerinin ifade özgürlüğü, kamu yararı ve dijital haklar bağlamında tartışılmaya devam edeceği öngörülebilir.</span></p>
<h4><b>“Hesabımın ani engellenişi haberlerimin yayılımını etkiledi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisanur Yıldırım, Ankara’da 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan geceyi hâlâ dün gibi hatırlıyor. O gece ODTÜ’lü öğrenciler, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını protesto etmek için kampüsten çıkıp Kızılay’a doğru yürümek istedi ama Eskişehir Yolu’nda polis müdahalesiyle karşılaştılar. Sert müdahaleyi yerinde izleyen, çektiği videoları sosyal medya hesabından paylaşan Yıldırım, o günü şöyle anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O gece Ankara’da hava -10 dereceydi. Saat gece yarısını geçmişti. ODTÜ’lü öğrenciler Eskişehir Yolu’nda, saatlerce ve artık nefes alamayacak derecede biber gazı yedi. Ben de bir gazeteci olarak olay yerinde yaşananları izliyor, çektiğim görüntüleri X hesabımda paylaşıyordum. Tam da o esnada hesabım erişime engellendi.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6717 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-256x300.png" alt="" width="256" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-256x300.png 256w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-128x150.png 128w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-768x902.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1.png 782w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" />GÖRSEL 1</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldırım, dört yıldır kullandığı “</span><a href="https://x.com/nisaayildirim"><span style="font-weight: 400;">@nisaayildirim</span></a><span style="font-weight: 400;">” kullanıcı adlı hesabının,</span><a href="https://x.com/nisaayildirim/status/1902467228957622555"> <span style="font-weight: 400;">o tweet</span></a><span style="font-weight: 400;"> nedeniyle engellendiğini düşünüyor. Çünkü tweet’i sosyal medyada geniş yankı bulmuş ve 2 milyon 700 bin görüntülenmeye ulaşmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Takip eden günlerde ilgili erişim engeli kararına ulaşan Yıldırım, ifadelerinin “toplumda infial yaratacak nitelikte” bulunarak mahkeme kararına konu edildiğini öğrenmiş. Yıldırım, hesabının engellendiğini öğrendiğinde çok sinirlendiğini hatırlatıp sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mahkeme kararında tam olarak ‘Toplumda infial yaratacak nitelikte içerikler’ yazıyordu. Oysa infial yaratacak bir şey varsa benim bir gazeteci olarak bunları kamuoyuna duyurmam değil, polis şiddeti olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü Ankara’da protestoların en sert yaşandığı gecelerden birinde çektiğim videoları, olanı biteni kamuoyuyla paylaştığım platform aniden elimden alınmıştı. Gazeteciler olarak medya kurumlarında çalışsak bile bazen yazdığımız bir haberi ya da çektiğimiz bir videoyu, kişisel hesabımızdan paylaştığımızda daha çok okuyucuya ulaşabiliyor. Hesabımın ani engellenişi de haberlerimin yayılımını etkiledi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engelleme sonrası yeni bir hesap açsa da eski takipçi kitlesine ulaşmakta zorlanan Yıldırım, bu durumun gazeteciliği etkilediğini ancak moral bozacak bir durum olmadığını belirtip “Gazeteciler olarak zaten çeşitli baskılara alışkınız. Ama bu tür dijital engellemeler, ‘Sizi tutuklamıyoruz ama işinizi yapmanıza da izin vermiyoruz’ anlamına geliyor. Fakat ne olursa olsun sözün ve haberin gücünü isteseler de engelleyemezler. Habercilik, yeni yollar bulur. Gerekirse 10 hesap açılır, hatta Bluesky’a geçilir” diyerek sözlerini bitirdi.</span></p>
<h4><b>“Hem haber alma hem de haber verme hakkı gasp edildi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">O günlerde sosyal medyada çok sayıda hesabın erişime engellendiği haberleri dolaşıyordu. Bağımsız gazeteci Umut Taştan da protestoları sahadan takip ediyor ve yaşananları sosyal medya hesabından paylaşıyordu. Hesabının, paylaştığı hangi tweet nedeniyle erişime engellendiğini tahmin eden Taştan, şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“12 bin takipçili hesabımın erişime engellendiğini, bir avukatın bana ulaşmaya çalışıp başaramamasından öğrendim. Açıkçası karara şaşırmadım. Çünkü sırayla herkesin hesabı kapatılıyordu. Özellikle gazetecilerle kadın ve gençlik örgütlerinin X hesaplarının da yer aldığı 700 kişilik bir listeden bahsediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim hesabımda da benden kısa süre önce erişime engellenen gazetecilerin paylaşımlarında olduğu gibi, iktidarın ‘tehlikeli gördüğü’ görüntüler vardı. Yani Saraçhane’de kolluk şiddetine maruz kalan gençler ile onların gözaltında yaşadıklarını iddia ettikleri çıplak arama ve tacizlere dair ifade tutanakları… Son olay da bununla ilgiliydi zaten. Bir kadının gözaltında yaşadığı tacizi anlattığı ifade tutanağını paylaştım ve ardından hesabım kapatıldı.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6718 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-275x300.png" alt="" width="275" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-275x300.png 275w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-937x1024.png 937w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-137x150.png 137w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-768x839.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1.png 1192w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" />GÖRSEL 2</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir medya kurumlarında çalışmayan “işsiz gazeteciler”den olan Taştan, gazeteciliği sosyal medya üzerinden sürdürüyor. Erişim engellerinin basın özgürlüğünü doğrudan ihlal ettiğini, alternatif platformların da çözüm olmadığını vurgulayan Taştan, şöyle konuşuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hesabının kapatılması bu nedenle beni olumsuz etkiledi ama beni mesleğimden vazgeçiremedi. Yeni bir hesap açtım ve paylaşımlarıma oradan devam ediyorum. Bu yasakların, özgür basın geleneğini sürdürme iddiası olan, halka hakikati ulaştırmak isteyen gazetecileri yıldırmak açısından etkili olduğunu düşünmüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir hesap kapatılır, yenisi açılır. Ancak burada halkın haber alma hakkından gazetecinin haber verme hakkına kadar birçok hak gaspı söz konusu. Dolayısıyla bu, bireysel mücadeleyle sınırlı kalırsa çözüm olmaz. Asıl çözüm, bu uygulamalara hep birlikte karşı durmakta.”</span></p>
<h4><b>Emre Orman: &#8220;Ulaşabildiğim kitleyi kaybettiğim için üzüldüm&#8221;</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sekiz yıldır aktif olarak sahada muhabirlik yapan Emre Orman, Orta Doğu gündemine odaklanıyor ve özellikle İstanbul’daki protestoları yakından takip ediyor. Haberlerini yayımladığı 32 bin takipçili X hesabı “</span><a href="https://x.com/eemreorman"><span style="font-weight: 400;">@eemreorman</span></a><span style="font-weight: 400;">”, Saraçhane eylemlerini takip ettiği günlerde erişime engellenen Orman, şunları anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Erişim engelini görünce üzüldüm tabii ki. Ama bu üzüntü beğeni ya da etkileşim sevdasından değil. Ulaşabildiğim kitleyi kaybettiğim için üzüldüm. Çünkü o hesap sayesinde direnişleri, saldırıları ve haberleri on binlerce kişiye ulaştırabiliyordum. Şimdi o ağı baştan örmek zorundayım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle gözaltında işkence ve taciz iddialarını sıkça dile getirdim. İstanbul’da takip ettiğim eylemlerde kendi çektiğim, takip edemediğim eylemlerde de başkalarının çektiği görüntüleri yeniden paylaştım. Bunlar da iktidarda rahatsızlık yarattı. Sırf bu direnişi duyurduğumuz için hesaplarımıza erişim engeli getirildi. Zaten göze batan insanlardık. Bu vesileyle bizim hesaplarımızı da aradan çıkarmış oldular. Ama sorun değil, hesabın yenisi açılır. Bundan asla yorulmayız.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paylaşımlarına yeni bir hesap açarak devam eden Orman, “Erişim engelinin en kötü yanı, gazeteciyle hedef kitlesi arasındaki bağlantıyı kaybettirmesi. Paylaştığınız bir haberin ulaşabildiği insan sayısı, hesabınız kapatıldığı için kat be kat düşüyor. Bu noktada da gazeteci arkadaşlarınızdan destek alıyorsunuz ve yavaş yavaş da olsa yeniden kendi kitlenize ulaşmaya çalışıyorsunuz. Ama tabii ki bu da hemen olmuyor” diye yaşanan sıkıntıya dikkat çekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alternatif mecralar hakkında da şüphe taşıyan, Bluesky gibi platformların geçici çözümler sunduğunu fakat gerçek sorunların yapısal olduğunu, bunun için de bireysel değil, toplumsal bir tepki gösterilmesi gerektiğine inanan Orman, sözlerini şöyle bitiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Platformlardaki sorun gazetecilikten de öte artık güvenle alakalı bir boyutta. Bırakın paylaşım yapmayı, başkasının paylaşımını yeniden paylaştığınızda dahi eviniz basılabiliyor, gözaltına alınabiliyorsunuz. Platformların, insanların böyle kolay bulunabilmesini sağlaması, birçok kişiyi kilitli hesap kullanmaya ya da hesabını kapatmaya itiyor. O yüzden gazetecilikten öte, güvenli mecralar için arayışa girmek gerek.”</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6679</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu&#8217;nun g&#246;zalt&#305;na al&#305;nmas&#305;yla ba&#351;layan protestolara destek verdikleri gerek&#231;esiyle farkl&#305; platformlardan 641 sosyal medya hesab&#305;na eri&#351;im engeli getirildi. Bunlar aras&#305;nda gazeteciler, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolara destek verdikleri gerekçesiyle farklı platformlardan 641 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bunlar arasında gazeteciler, gazeteler, siyasi partiler, kadın örgütleri ve öğrenci kulüplerinin hesapları da yer aldı. Boykot çağrısı yapan 10 internet sitesi de erişime engellendi.</b></h3>
<h4><b>Ali Safa Korkut</b></h4>
<p><b> </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla birlikte Türkiye’nin farklı kentlerinde protestolar başlarken bu süreç, kısa sürede hem sokaklara hem de dijital mecralara yayılan bir protesto dalgasını tetikledi. 19 Mayıs protestolarına getirilen engelleri üç bölümlük yazı dizisiyle ele alıyoruz. Yazı dizimizin ilk bölümünde, sosyal medyada verilen desteği engellemeleri yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">İstanbul ve Ankara sokaklarında başlayan protesto dalgasına sosyal medyadan da destek geldi ve bu nedenle gösteriler yalnızca fiziksel değil, dijital müdahalelerle de bastırılmaya çalışıldı. Bu kapsamda, X (eski adıyla Twitter), Instagram ve Facebook’tan oluşan ve gösterileri destekler nitelikte paylaşımlar yapan 641 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bu engelden internet siteleri de nasibini aldı ve boykot edilecek markaları listeleyen 10 site erişime engellendi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6680 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1.png" alt="" width="412" height="261" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engelin asıl yoğunlaştığı platform, X oldu. Zira engel kararı verilen Facebook hesabı sayısı beş, Instagram hesabı sayısı ise 12 olurken bu sayı X’te 624 olarak kaydedildi. Bu, Türkiye adlî ve idari makamları tarafından, 19 Mart’tan gösterilerin sürdüğü mart ayının sonuna kadar erişim engeli kararı verilen hesapların yüzde 96’sına denk geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>GÖRSEL 1</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engel kararı verilen X hesaplarının toplam takipçi sayısı ise 23 milyon 552 bin 410.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil yurttaşların yanı sıra protestoları haberleştiren internet gazeteleri, alanlardan görüntü paylaşan gazeteciler, siyasi partiler, feminist örgütler, LGBTİ+ hareketi, gençlik örgütleri, sosyalist örgütler ve üniversitelerin öğrenci kulüpleri gibi birçok kolektif yapı da bu kapsamda hesabı erişime engellenenlerden oldu. Engel kararlarının gerekçesi “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” olarak belirtilirken, süreç boyunca konuyla ilişkili olarak hükümet kanadından herhangi bir açıklama yapılmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Tepkilerin sürmesi üzerine 23 Mart’ta bir açıklama yapan X, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK), 700 hesabın erişime engellenmesi için mahkeme kararı aldırdığını belirtti. Şirket, alınan bu kararların “hukuka aykırı” olduğunu vurguladı ve kararlara itiraz edeceklerini duyurdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">X’in açıklamasından bir gün sonra konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ise “X yönetimini, demokratik ve özgürlükçü tavrından dolayı kutluyor, bu tavrı cesaretle sürdürmesini temenni ediyorum” dedi.</span></p>
<h3></h3>
<h3><b>3 milyon takipçili hesap için de sıfır takipçili hesap için de engel kararı</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında engel kararı verilen ve birçoğu da engellenen X hesapları arasında takipçi sayısı 3 milyonu geçenler de var hiç takipçisi olmayan hesaplar da.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Oyuncu ve eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay’ın @barisatay kullanıcı adlı hesabı, engel kararı verilenler arasında en yüksek takipçiye sahip hesap oldu. Atay’ın 3 milyon 50 bin 307 takipçili hesabı hakkında İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli kararı verildi. Ancak X, 2 Nisan tarihli bu karara henüz uymadı ve hesabı engellemedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6702 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2.jpg" alt="" width="499" height="289" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" />Atay’ı, 1 milyon 673 bin 857 takipçili hesabıyla oyuncu Berna Laçin izledi. Laçin’in “@bernalacin35” kullanıcı adlı hesabının da İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin, Atay için verdiği 2 Nisan tarihli kararla engellenmesi istendi. Onun ardından ise 1 milyon 373 bin 235 takipçisiyle “@bpthaber” adlı kullanıcı geldi. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği’nin 29 Mart tarihli kararıyla bu hesap için de erişim engeline hükmedildi. Ancak Laçin’in hesabıyla birlikte bu hesap da henüz erişime engellenmedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 2</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli kararı verilenler arasında en yüksek takipçi sayısına sahip 10 kullanıcı şöyle:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 3</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6710 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3.jpg" alt="" width="507" height="265" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-300x157.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-1024x535.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-150x78.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-768x401.jpg 768w" sizes="(max-width: 507px) 100vw, 507px" />Engellenenler arasında takipçi sayısı en düşük 10 hesap ise şöyle:</span></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>21 gazete ve 11 gazetecinin hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Halk TV’den Onur Dalar ve Nefes Gazetesi&#8217;nden Nisanur Yıldırım’ın yanı sıra bağımsız gazeteciler Erk Acarer, Zeynep Kuray, Emre Orman, Umut Taştan, Ayşen Güven ve Elif Çetiner de hesapları hakkında erişim engeli kararı verilen gazetecilerden oldu. Üstelik bu isimler, Berna Laçin ve Barış Atay kadar şanslı değildi ve verilen engel kararları uygulanarak hesapları engellendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Hesabı erişime engellenen 11 gazeteci ve takipçi sayıları şöyle:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-6703 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4.jpg" alt="" width="483" height="304" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-300x189.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-1024x644.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-150x94.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-768x483.jpg 768w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></p>
<p><b>GÖRSEL 4</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">X hesabı hakkında erişim engeli kararı verilen gazete sayısıysa gazeteci sayısının neredeyse iki katı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bianet ve Gazete Yolculuk’un yanı sıra Evrensel Gazetesi’nin eklerinden Ekmek ve Gül ile Genç Hayat’ın X hesapları da bu hesaplardan oldu. Bunlardan yalnızca Bianet’in hesabı engellenmezken, engel kararı verilen 21 gazete hesabından 10’u şunlardan oluştu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>GÖRSEL 5</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6704 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5.jpg" alt="" width="502" height="286" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-300x171.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-1024x583.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-150x85.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-768x437.jpg 768w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>Siyasi partiler, gençlik örgütleri ve sosyalist örgütler…</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi partiler, gençlik örgütleri ve sosyalist örgütlerin X hesapları da erişime engellenenler arasında yer aldı. Siyasi partiler ile onlarla bağlantılı kişi ve temsilciliklere ait hesaplar da bu kapsamda engellenen hesaplardan oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bu kategoride, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emekçi Hareket Partisi ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) de dahil olduğu 28 hesaba erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bunlardan en yüksek takipçi sayısına sahip 10 hesap şöyle:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 6<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6705 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6.jpg" alt="" width="543" height="306" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-1024x577.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-150x85.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-768x433.jpg 768w" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" /></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyalist örgütlenmeler ve onların temsilciliklerine ait olup da erişime engellenen hesap sayısı da 25 olarak kaydedildi. Bunlar arasında Halk Evleri, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Sosyalist Dayanışma Platformu’nun X hesapları da yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu 25 hesaptan en yüksek takipçili 10 hesap şunlar:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 7</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6706 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7.jpg" alt="" width="568" height="329" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 568px) 100vw, 568px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda en aktif rol oynayanlar ise gençlerdi. Buna paralel olarak, sayı itibarıyla en fazla erişim engeli getirilenler de 29 ile gençlik örgütlerini temsil eden hesaplar oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Öğrenci Kolektifleri, Gençlik Komiteleri, Gençlik Devirecek ve Öğrenci İnisiyatifi’ne ait hesaplar da bunlar arasında yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6711 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8.jpg" alt="" width="536" height="310" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 536px) 100vw, 536px" /> </span></p>
<p><b>GÖRSEL 8</b></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>18’i kadın, 3’ü de LGBTİ+ hareketini temsil eden 21 hesaba engel</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hareketinin bir parçası olan örgütlere ait olup da erişim engeli getirilen X hesabı sayısıysa 18 oldu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6707 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9.jpg" alt="" width="570" height="330" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">181 bin takipçisiyle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bunlar arasında en popüler hesap olurken; Kampüs Cadıları, Kadın savunma Ağı ve Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun hesaplarına da erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Takipçi sayısı itibarıyla bu 18 hesaptan en popüler 10’u şunlar:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 9</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilen hesaplar arasında Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) örgütleri temsil edenlerin sayısı ise üç olarak kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-6708 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10.jpg" alt="" width="642" height="147" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-300x69.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-1024x235.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-150x34.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-768x176.jpg 768w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 10</b></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>Sansürden Meta da kaçamadı: Instagram ve Facebook hesapları engellendi</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilenlerin büyük çoğunluğu X hesabı olsa da radara Meta’ya bağlı sosyal medya platformları da takıldı. Bu kapsamda 12 Instagram, beş de Facebook hesabı için erişim engeli kararı verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Engellenmesine hükmedilen Instagram hesapları arasında Mezopotamya Ajansı ve Alınteri Gazetesi’nin yanı sıra 1 milyon 106 bin takipçili Turkish Dictionary de yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6709 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11.jpg" alt="" width="608" height="330" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-300x163.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-1024x557.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-150x82.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-768x417.jpg 768w" sizes="(max-width: 608px) 100vw, 608px" /></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 11</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında engel kararı verilen Facebook hesapları ise; levent.oztan.58, kerim.isbilir.90, izzet.yemelek, tc.metinoglu ve mehmet.onder.315080 oldu. Facebook, henüz bu kararları uygulamadı.</span></p>
<h3><b>Boykota izin yok</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli kararları, yalnızca sosyal medya platformlarıyla sınırlı kalmadı. Dijital sansürün kapsamı genişledi ve toplumsal tepkinin farklı biçimlerde örgütlenmesine imkân tanıyan internet siteleri de hedef alındı. Burada da özellikle boykot çağrılarının yapıldığı web siteleri öne çıktı ve bu sitelere erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Farklı tarihlerde çeşitli sulh ceza hâkimlikleri tarafından erişim engeli getirilen 10 internet sitesi şöyle:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 12</b></p>
<div id="attachment_6713" style="width: 518px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6713" class="wp-image-6713 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12.jpg" alt="" width="508" height="275" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12.jpg 2484w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-300x162.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-1024x554.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-150x81.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-768x416.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-1536x831.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-2048x1108.jpg 2048w" sizes="(max-width: 508px) 100vw, 508px" /><p id="caption-attachment-6713" class="wp-caption-text">Screenshot</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlara rağmen tam kaç sosyal medya hesabı ve internet sitesinin erişime engellendiği ise bilinmiyor. Zira henüz buna dair resmî bir açıklama yapılmadı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Ayakta kalmaya çalışan çeşmeler  2. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-ayakta-kalmaya-calisan-cesmeler-2-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-ayakta-kalmaya-calisan-cesmeler-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 07:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, k&#252;lt&#252;rel miras&#305;m&#305;z olan sokak &#231;e&#351;melerinin korunmas&#305; i&#231;in acil &#246;nlem al&#305;nmas&#305; gerekti&#287;ine dikkat &#231;ekiyor.&#160; Nurdane &#214;zdemir Sa&#287;kan&#160; Foto&#287;raflar: Ahmet Soyak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-ayakta-kalmaya-calisan-cesmeler-2-bolum/">Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Ayakta kalmaya çalışan çeşmeler  2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Uzmanlar, kültürel mirasımız olan sokak çeşmelerinin korunması için acil önlem alınması gerektiğine dikkat çekiyor. </b></h3>
<h4><b>Nurdane Özdemir Sağkan </b></h4>
<h4><b>Fotoğraflar: Ahmet Soyak Arşivi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’nın son sokak çeşmelerini ele aldığımız üç bölümlük haber dizimizin ikinci bölümünde, Keçiören Bağlum, Dikmen, Altındağ Solfasol, Mamak- Kayaş ve Etimesgut’taki tarihi çeşmelere yer veriyoruz. Tarihi özelliği olan bu sokak çeşmeleri, hâlâ kentin gözde kültürel varlıkları olma niteliklerini koruyorlar. Ankara’daki bazı çeşmeler, yeni yapılaşmaların gölgesinde ya tamamen yok edilmişler ya da yerlerinden sökülerek başka alanlara taşınmışlar.</span></p>
<h4><b>Keçiören’deki çeşmeler</b></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6555 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keçiören Bağlum’da üç adet çeşme görülüyor. Pazar yeri yanındaki “Tekneci Çeşme”, çamaşırhanesi de bulunan “Yeni Çeşme” ve “Isıtmalı Çeşme”.</span></p>
<p><b>Bağlum Tekneci Çeşmesi:</b><span style="font-weight: 400;"> Keçiören Bağlum Mahallesi’nde yer alan Tekneci Çeşmesi, hâlâ bölge halkının su ihtiyacını giderdiği önemli bir su kaynağı. Bugün bakımsızlıktan yıkık, dökük harabe bir halde bulunan çeşme, 1959 yılında yapılan tamirle ayakta kalmış.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Sanatoryum Hastanesi Bahçesindeki Tarihi Çeşme:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6553 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatoryum Hastanesi bahçesinin otopark kısmında ayakta kalmaya çalışan, tarihi özelliği olan, üzerindeki işlemelerle geçmişin taş ustalığını yansıtan güzel bir sokak çeşmesi bulunuyor. Sanatoryum bahçesindeki suyu akmayan ve bakımsızlıktan etrafı çöplüğe dönüşmüş olan bu çeşmenin varlığını sürdürebilmesi için daha korunaklı bir alana taşınması gerekiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4></h4>
<h4><b>Altındağ’daki çeşmeler</b></h4>
<p><b>Ermeni Yurttaşın Evinin Önündeki Çeşme:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6559 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-223x300.jpg" alt="" width="223" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-223x300.jpg 223w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-760x1024.jpg 760w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-111x150.jpg 111w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-768x1035.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-1140x1536.jpg 1140w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-1520x2048.jpg 1520w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nmadan-_Anceki-yerinde-scaled.jpg 1900w" sizes="(max-width: 223px) 100vw, 223px" />Keçiören’de oturan bir Ermeni yurttaşın evinin önündeki çeşme, apartman inşaatı nedeniyle kaybolmaması için sökülerek, Atıfbey Mahallesi Bentderesi Caddesi’nde bulunan eski Altındağ Polis Karakolu iken şimdi Altındağ Belediyesine ait olan binanın bahçesine taşınmış.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6558" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-1024x683.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-768x512.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-1536x1024.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-2048x1365.jpg 2048w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ermeni-_ge_sme-ta_s¦-nd¦-¦s¦-yerde2-272x182.jpg 272w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Solfasol’daki son sokak çeşmesi</b><span style="font-weight: 400;">: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6554 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2022-solfasol-_ge_sme-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Altındağ Solfasol Mahallesi’nde yer alan bu çeşmenin etrafı zamanla harabe haline gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Dikmen Köyü Çeşmesi:</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-6557 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-1024x683.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-768x512.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-1536x1025.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-2048x1367.jpg 2048w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/dikmen-k_Ay-_ge_sme-272x182.jpg 272w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dikmen Köyü, çok katlı binaların gölgesinde tamamen yok olmuş durumda. Köydeki üç çeşmeden birinin üzerindeki kitabede 1933 tarihi yazılı ve viran halde. Köydeki bir diğer çeşme ise daha çok arabalarını yıkayanların uğrak yeri.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Mamak-Kayaş’taki tarihi çeşme (1915):</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6565 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-1024x683.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-768x512.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-1536x1025.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-2048x1367.jpg 2048w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/mamak-_ge_sme3-272x182.jpg 272w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kayaş mahallesinde bulunan bu tarihi çeşmenin suyu Hüseyingazi Dağı’ndan gelmekte. Kitabesinde 1331 yani 1915 tarihi yazılı. Elli yıldır aynı yerde çevresindeki tarihi taşlarla beraber bakımsız, ilgisiz, küskün bir şekilde duran çeşmenin üzerindeki taşların yosun tutmuş olması çeşmenin yerinden taşınmadığının da bir göstergesi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Etimesgut’taki Ferhat Çeşmesi: <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6560 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></b><span style="font-weight: 400;">Etimesgut Yukarıyurtçu Mahallesi’nde yer alan Ferhat Çeşmesi, sadece bir su kaynağı değil, üzerinde Frig kabartmaları, Bizans mimari parçaları ve Türk yazıtları taşıyan tarihsel bir hazine. Bir kitabesi kayıp olan ve 124 yıl önce tamir görmüş bu çeşme de yapılaşma tehdidi altında. Ferhat Çeşmesi, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken bir kültür varlığı niteliğinde. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Hacettepe Hastanesi’ndeki Yalnız Çeşme: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6561 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nin Genel Sekreterlik girişinde bulunan, 2002-2003 yıllarında duvar restore edilirken duvara monte edilmiş, nereden geldiği bilinmeyen dekoratif taş çeşme.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4><b>Kaderine terk edilen sokak çeşmelerinin korunması</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültürel mirasımız olan son sokak çeşmelerinin korunması için tarihe değer verenler ve uzmanlar, acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyorlar. Çeşmelerin eski ve yeni fotoğrafları karşılaştırılırsa, zaman içindeki değişim ve hasar net bir şekilde görülüyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Alacaatlı’da Kepir Çeşmesi: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6562 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250317-WA0000Nurdane-Kepir-Cesme-onunde.jpg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Kutugün Deresinin kaynaklarından olan Uğ Deresinden beslenen Kepir Çeşmesinin bir yıl önce tertemiz olan çevresi, bu yıl çeşmenin yalağı da dahil olmak üzere çöplerle mezbeleye dönüştürülmüş bir durumda. Kepir Çeşmesi de ilgi bekleyen kültürel değerlerimiz arasında. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4></h4>
<h4><b>“Çeşmeler sadece suyu değil, tarihi de taşırlar.</b> <b>Her çeşme, bir kültürel kimliğin sessiz tanığıdır.”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarihi çeşmelerin korunması için; yerel yönetimlerin acil önlemler alarak koruma ve bakım sağlamalarının yanında halkın da bilinçlendirilmesi gerekiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-ayakta-kalmaya-calisan-cesmeler-2-bolum/">Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Ayakta kalmaya çalışan çeşmeler  2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-ayakta-kalmaya-calisan-cesmeler-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Tarih sessizce akıyor  1. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-tarih-sessizce-akiyor-1-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-tarih-sessizce-akiyor-1-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 08:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6552</guid>

					<description><![CDATA[<p>K&#252;lt&#252;rel miras&#305;na yeterince sahip &#231;&#305;k&#305;lmayan Ba&#351;kentin son sokak &#231;e&#351;meleri, ilgisizlik, bak&#305;ms&#305;zl&#305;k, kentsel d&#246;n&#252;&#351;&#252;m ve yeniden yap&#305;la&#351;ma ad&#305; alt&#305;nda sessizce yok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-tarih-sessizce-akiyor-1-bolum/">Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Tarih sessizce akıyor  1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Kültürel mirasına yeterince sahip çıkılmayan Başkentin son sokak çeşmeleri, ilgisizlik, bakımsızlık, kentsel dönüşüm ve yeniden yapılaşma adı altında sessizce yok oluyor.</b></h3>
<h4><b>Nurdane Özdemir Sağkan </b></h4>
<h4><b>Fotoğraflar: Ahmet Soyak Arşivi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent Ankara, tarihi ve kültürel mirasına yeterince sahip çıkılmamış, çarpık kentleşmenin içinde tarihsel dokusunu kaybetmiş bir kent görünümünde. Ankara’nın son sokak çeşmeleri de tıpkı dereleri gibi kaderine terk edilmiş durumda. Kimi ilgisizlik ve bakımsızlıktan, kimi de kentsel dönüşüm ve yeniden yapılaşma adı altında yok olmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara, tarih boyunca su kaynakları ve çeşmeleriyle yaşadı. Ankara’nın tarih kokan sokaklarında bir zamanlar su sesleri yankılanırdı. Her köşe başında, mahalle sakinlerinin buluşma noktası olan taş çeşmelerden kente yaşam katan sular akardı. Ankara’nın tarihi kent merkezindeki son sokak çeşmeleri, göz önünde oldukları için bir şekilde ilgi görüp hayatta kalmayı başarsalar da tarihin taşlara oyulmuş izlerini taşıyan kent merkezinden uzaktaki çeşmeler; bakımsızlık, ihmal ve çarpık kentleşme nedeniyle ayakta kalmakta zorlanıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Media4Democracy için Ankara’nın son sokak çeşmelerini iki bölümden oluşan haber dizisi şeklinde hazırladık. Haber dizimizin her bölümü; Ankara’nın unutulmuş sokak çeşmelerinin seslerini duyurarak onları hatırlatmak ve yeniden kentin yaşamına aktif olarak katmak için bir çağrı niteliği taşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her biri ayrı hikâye taşıyan sokak çeşmeleri&#8230; Kimi Osmanlı’dan, kimi Erken Cumhuriyet Dönemi’nden kalma. Kimisi bir ustanın elinden çıkmış eşsiz bir sanat eseri, kimisi de Anadolu’nun taş işçiliğini yansıtan sade bir yapı. Hepsi birer hafıza taşı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent sokaklarına hayat veren bu taş çeşmeler, kaderlerine terk edilip yok oldukça Ankara’nın kültürel hafızasının bir yanı da suyun huzur veren sesiyle birlikte sokaklardan silinip uzaklaşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün, çoğunun suyu kesilmiş harap halde bulunan Ankara’nın son sokak çeşmelerinin, bir zamanlar kentte coşkuyla aktıklarını, geçmişle günümüz arasında bir köprü kurduklarını unutmamalıyız.</span></p>
<p><b>Sokak çeşmeleri, geçmişle gelecek arasında kurulan köprü, kentin mirasıdır</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberin ilk bölümünde; on üç yıldır Ankara’nın değişik yerlerindeki sokak çeşmelerinin değişimlerini, farklı zamanlarda çektiği fotoğraf ve videolarla görüntüleyen ve tarihsel kaynaklardan onlarla ilgili güvenilir bilgilere ulaşan kent kâşifi Ahmet Soyak’ın görüşlerine yer verdik. Ankara’daki son sokak çeşmelerini görüntüleyen, onlar hakkında tarihsel bilgilere ulaşan kent kâşifi Ahmet Soyak ile kısa bir söyleşi yaptık. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6561 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Hacettepe-_ge_sme-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Sokak çeşmelerinin varlığının Ankara için önemi nedir?</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Ankara’daki son sokak çeşmeleri, şehrimizin kültürel kimliğinin ve tarihsel dokusunun önemli parçalarıdır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, kültür varlıklarını tarihî, bilimsel ve sanatsal açıdan özgün değer taşıyan varlıklar olarak tanımlar. Ancak, ne yazık ki sokak ve mahalle çeşmeleri, özellikle tarihî kent merkezinde görünenlerin dışında yeterince ilgi görmemekte, gerektiği kadar önemsenmemektedir. Oysa bu çeşmeler, sadece su sağlamakla kalmaz; sosyal yaşamın, komşuluk ilişkilerinin, mimari ve sanatsal mirasın da bir göstergesidirler. Bulundukları mahallenin tarihine, sosyal ve kültürel yapısına tanıklık eden, aynı zamanda birer buluşma noktası olan bu çeşmeler, korunması gereken taşınmaz kültür varlıklarıdır. Sayıları gün geçtikçe azalan bu mütevazı yapılar, Ankara’nın kültürel zenginliği olarak sahiplenilmeli ve korunmalıdır.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6555" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-300x169.jpg" alt="" width="250" height="141" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2024-tekneci-_ge_sme2-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6553" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-300x169.jpg" alt="" width="254" height="143" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2019-sanatoryum-bah_gesindeki-_ge_sme-2-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 254px) 100vw, 254px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6564" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-300x169.jpg" alt="" width="252" height="142" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ivedik-k_Ay-_ge_smesi-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 252px) 100vw, 252px" /></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Ankara’daki son sokak çeşmelerinin günümüzdeki durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce en çok korunması gereken çeşmeler hangileridir?</span></i></p>
<div id="attachment_6560" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6560" class="wp-image-6560 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--1024x576.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--150x84.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--768x432.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--1536x864.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/ferhat-_ge_smesi-firik-kabartmas¦-anadolu-medeniyetleri-m_-zesinde--2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-6560" class="wp-caption-text">Ferhat Çeşmesi</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">-Ankara’daki sokak çeşmelerinin her biri, ayrı bir tarihî ve kültürel değere sahiptir. Dolayısıyla, bir çeşmenin diğerinden daha değerli olduğunu söylemek yerine, hepsinin eşit derecede korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu çeşmeler, hâlâ akan suları ve tarihi dokusuyla canlı birer tarih parçasıdırlar. Her biri kendi mahallesinde tarihî birer sanat eseri ve toplumun sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı mekânlardır. Ferhat Çeşmesi gibi tarihi ve mimari değeri yüksek, bulundukları çevrenin sosyal hafızasını taşıyan çeşmeler çarpık kentleşmeye kurban edilmemelidir. Tüm çeşmeler aynı önemle korunmalıdır.</span></p>
<p><b><i>&#8211; </i></b>Bu çeşmelerin korunması için neler yapılmalıdır?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sokak çeşmeleri, milli kültürümüzün önemli öğelerinden biridir ve toplumun geçmişini anlamada kilit rol oynar. Bu nedenle, çeşmelerin tescili ve resmi koruma altına alınmaları öncelikli yapılması gereken adımdır. Koruma politikaları yalnızca belgelerde kalmamalı, halkın da çeşmelere sahip çıkması sağlanmalıdır. Eğitim çalışmaları, restorasyon ve bakım faaliyetleri düzenli olarak yapılmalı, çeşmelerin işlevselliği ve estetiği korunmalıdır. Aksi halde, zamanla sadece fotoğraflarda kalacak, fiziksel olarak yok olacaklardır. Koruma bilinci artırılmalı ve yerel yönetimler bu konuda aktif rol üstlenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’nın son sokak çeşmeleri sadece taş yapılar ve su kaynakları değil aynı zamanda; geçmişle gelecek arasında kurulan köprülerdir. Onları korumak, başkentin ruhuna sahip çıkmak demektir.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-tarih-sessizce-akiyor-1-bolum/">Ankara’nın kaderine terk edilen son sokak çeşmeleri / Tarih sessizce akıyor  1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ankaranin-kaderine-terk-edilen-son-sokak-cesmeleri-tarih-sessizce-akiyor-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 2. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-2-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 08:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bat&#305;daki b&#252;y&#252;k&#351;ehirlerde gazetecilik daha rahat ve avantajl&#305;. Yerle&#351;im yerleri b&#252;y&#252;d&#252;k&#231;e bask&#305;n&#305;n azald&#305;&#287;&#305;, bat&#305;da b&#252;y&#252;k&#351;ehirlerde haber &#231;e&#351;itlili&#287;i nedeniyle daha rahat ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-2-bolum/">Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Batıdaki büyükşehirlerde gazetecilik daha rahat ve avantajlı. </b><b>Yerleşim yerleri büyüdükçe baskının azaldığı, batıda büyükşehirlerde haber çeşitliliği nedeniyle daha rahat ve avantajlı olduğunu vurgulayan gazeteciler, sorunların her yerde aynı olduğunun altını çizdiler.</b></h3>
<h4><b>Azat Özkahraman</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajlarını gazeteciliğin sorunlarının ne denli bölgesel olduğunu ele aldığımız yazı dizimizin ikinci bölümünde ülkenin batısında gazetecilik faaliyeti yürüten Yusuf Özgür Bülbül, Hazal Mihrace Göksun ve Necla Tutuş ile görüştük.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel medya üzerine yüksek lisans yapan ve uzun yıllardır bu alan üzerine çalışmalar yürüten Gazeteci Yusuf Özgür Bülbül, yerel medyada çalışmanın kendine özgü zorluk ve avantajları olan bir alan olduğuna dikkat çekip avantajları şöyle sıraladı:</span></p>
<div id="attachment_6171" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6171" class="size-medium wp-image-6171" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-300x255.jpg" alt="" width="300" height="255" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-300x255.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-1024x870.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-150x127.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-768x652.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul-1536x1305.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Yusuf-ozgur-bulbul.jpg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-6171" class="wp-caption-text">Yusuf Özgür Bülbül</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Topluma yakınlık: Yerel medya, toplumla daha yakın bir ilişkiye sahip olma imkânı sunar. Bu durum, gazetecilerin toplumsal sorunları daha iyi anlamalarına ve bu sorunlara çözüm bulmaya yönelik haberler yapmalarına yardımcı olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha fazla sorumluluk: Küçük medya kuruluşlarında, gazeteciler genellikle daha fazla sorumluluk alır ve farklı türde haberler yapabilirler. Bu durum, gazetecilerin becerilerini geliştirmeleri ve deneyim kazanmaları için bir fırsat sunar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha sakin bir çalışma ortamı: Büyük şehirlerin karmaşasından uzakta, yerel medya kuruluşları daha sakin ve huzurlu bir çalışma ortamı sunar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma katkıda bulunma: Yerel medya, topluma katkıda bulunmak ve insanlara bilgi sunmak için önemli bir rol oynar. Bu durum, gazetecilere anlamlı bir iş yapma ve topluma katkıda bulunma imkanı sunar.” </span></p>
<h4><b>“Yerleşim yerleri büyüdükçe baskı daha da azalır” </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Bülbül, yerel medyada çalışmanın zorlukları hakkında şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Düşük maaş ve sosyal haklar: Yerel medya kuruluşları genellikle ulusal ve daha büyük medya kuruluşlarına kıyasla daha az bütçeye sahiptir. Bu durum, çalışanlara daha düşük maaş ve sosyal haklar sunulmasına yol açmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baskı ve sansür: Küçük yerleşim yerlerinde, yereldeki iş insanları, politikacılar ve diğer güçlü figürler medya üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu durum, gazetecilerin haber yaparken iki kere düşünmesine ve özgürce habercilik yapmalarını engelleyecek şekilde kendini sansürlemesine yol açabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Habere ve kaynağa erişim zorluğu: Büyük şehirlere kıyasla, küçük yerleşim yerlerinde haber kaynaklarına ve bilgilere erişim daha zordur. Bu durum, gazetecilerin kapsamlı ve doğru haberler yapmalarını zorlaştırabilir. Haber kaynakları elinizin altında olsa da güvenlik gerekçesiyle bilgiye erişim biraz daha zor olabilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynakları etik ilkelere uygun yayımlayamama endişesi: Küçük medya kuruluşlarında, kaynakların sınırlı olması ve baskıların artması, gazetecilerin haber kaynaklarını korumak ve etik ilkelere uygun yayın yapmak konusunda endişeler oluşturur. Bahsettiğim zorluklar nedeniyle, bazı önemli haberler yerel medyada yer alamayabilir veya sansürlenebilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel medyada görev yapmanın zorluklarına ilişkin sözlerini Bülbül, şu vurguyu yaparak bitirdi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yaşadığımız sıkıntıların başında maaş ve sosyal haklar geliyor. Sendikal, sosyal, mesai ve tatil gibi önemli haklar, yayım kuruluşu ve şehirler büyüdükçe daha iyi uygulanmaktadır. Onun yanı sıra dikkat çeken en önemli zorluk, küçük yerleşim yerlerinde baskı ve haber yaparken iki defa düşünmektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerleşim yerleri büyüdükçe bu baskı daha da azalır. Habere ve kaynağa ulaşmanın zor olması kadar bu kaynakları ilkelere uygun yayımlayamama endişesi öne çıkar. Haberin yapılması sonrasında karşılaşılacaklar zorluklar nedeniyle haberin hiç işleme alınmadığı süreçler de söz konusu olur. Büyükşehirlerde daha rahat ve özgür bir habercilik söz konusudur.” </span></p>
<h4><b>Büyükşehirler, fazla haber kaynağı ve çeşitliliğe açısından avantajlı </b></h4>
<div id="attachment_6168" style="width: 235px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6168" class="size-medium wp-image-6168" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun-768x1024.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun-113x150.jpg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun-1152x1536.jpg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Hazal-Mihrace-Goksun.jpg 1536w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-6168" class="wp-caption-text">Hazal Mihrace Göksun</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da gazetecilik yapan Hazal Mihrace Göksun, kurumlar üzerindeki baskının gazetecilik için büyük sorun olduğuna işaret edip şu değerlendirmede bulundu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şu anda Diriliş Postası Gazetesi’nin internet biriminde editör olarak görev alıyorum. Yerel gazetecilik, özellikle küçük şehirlerde, haber kaynaklarının sınırlı olması ve olayların daha dar bir çerçevede gelişmesi gibi zorlukları beraberinde getiriyor. Küçük yerlerde insanların birbirini tanıması, haberin önüne bir engel olarak çıkabiliyor. Tanınmak, kendini deşifre ettirmek istemeyen, olay başkasını ilgilendirse de kendisini etkileyeceğini var sayarak röportaj vermek istemeyen birçok kişi karşımıza çıkabiliyor. Ayrıca yerel yönetimler üzerindeki baskılar da gazetecilerin özgürce haber yapmasını engelleyebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyükşehirlerde haber kaynakları daha fazla olsa da özellikle resmi kurumlarla iletişim kurmak zaman zaman zor olabiliyor. Bazen bilgi vermek istemeyebiliyorlar, bazen de bilgi almak için uzun süre beklemek veya dolaylı yollar, araya birilerini sokmak gerekebiliyor. Özel haber peşinde koşarken kaynakların güvenilir olup olmadığını teyit etmek de ayrı bir zorluk. Bazen elimize eksik bilgi veya belge gelebiliyor. Ben genelde bir konuda haber yapacağım zaman bilindik ve daha önce televizyon karşısına çıkmış, röportajları yayımlanmış kişilerden bilgi almayı tercih ediyorum. Bazen haber yapmaktan vazgeçiyoruz. Bunun en büyük nedeni ya yeterli kanıt bulamamak ya da haberin ciddi riskler barındırmasıydı. Örneğin, bir haberin yayınlanması durumunda hukuki sorunlar doğurabilme olasılığı varsa editoryal süreçte vazgeçiyorum. </span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">Büyükşehirde gazetecilik yapmak, daha fazla haber kaynağı ve çeşitliliğe sahip olmak açısından avantajlı. Ancak rekabetin fazla olması ve haberin hızlı tüketilmesi de bir dezavantaj. Ajansta çalışırken özellikle özel haber bulmak zordu. Bir olay olduğunda üç ajans birlikte koşturuyorduk ve hangimiz önce yayınlarsa haberi genelde onunki ön plana çıkıyordu. Burada önemli olan onlardan farklı bir detay bulup haberi üzerine taşımaktı. Küçük şehirlerde ise haberler daha uzun soluklu olabiliyor, fakat haber kaynaklarına ulaşmak zorlaşabiliyor. Ayrıca doğuda gazetecilik yapmak, güvenlik riskleri, siyasi baskılar ve kaynaklarla ilgili daha fazla zorluk barındırabiliyor. Gazetecilik, özellikle saha muhabirleri ve editörler için her zaman dinamik olunması gereken bir meslek. Toplum için önemli bir görev olduğu kadar, doğru bilgiye ulaşma konusunda da büyük bir sorumluluk taşıyor. Şartlar ne olursa olsun objektif ve etik ilkelerle hareket etmek en önemli prensip olmalı. Yaptığımız iş gereği bizler birer ‘fikir işçisi’yiz.”</span></h4>
<h4><b>“Çok daha fazla ve çeşitli habere, doğuya oranla daha ulaşılabilir” </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezunu olan ve 4 yıldır gazetecilik yapan Necla Tutuş ise şunları söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yerelde haber yapmak, ulusal haber yapmaktan daha zor olabiliyor. Çünkü genellikle herkes birbirini tanır ve patronlar arasında çıkar ilişkileri söz konusu olabilir. Bu durum, bazı haberlerin yapılmasını engelleyebiliyor. Batı’da kadın gazeteciler, çok daha fazla ve haber çeşitliliği de doğuya oranla daha ulaşılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar kadın gazetecilere daha çok alışmış durumda ve genel olarak gazeteci kimliğiyle kadın ve erkek gazetecilere eşit şekilde yaklaşılabiliyor. Ancak Doğu’da kadın gazeteci sayısı daha az ve maalesef kadınlar savunma açısından bazen daha zayıf kalabiliyor. Bunun dışında, büyükşehirlerde haber çeşitliliği çok daha fazla. Hem siyasi hem ekonomik hem de kültür-sanat alanlarında sıkça haber yapma fırsatı doğuyor. Bu da gazetecilerin daha fazla deneyim kazanmalarına yardımcı oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük şehirlerde ise, herkes birbirini tanıdığı için bazen haber yapmak istense de yapılması zor olabiliyor. Tabii ki her gazete için durum böyle demem mümkün değil, ama genel olarak küçük şehirlerde bu tür zorluklarla karşılaşılıyor.”</span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-2-bolum/">Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 1. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-1/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 07:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Do&#287;u&#8217;da gazetecilik, Bat&#305;&#8217;ya g&#246;re daha dezavantajl&#305;. K&#252;&#231;&#252;k bir ilde mesle&#287;i yaparken yerel haberlerin t&#252;kenmesi, haber de&#287;eri ta&#351;&#305;yan durumlar&#305;n az olmas&#305; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-1/">Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Doğu’da gazetecilik, Batı’ya göre daha dezavantajlı. </b><b>Küçük bir ilde mesleği yaparken yerel haberlerin tükenmesi, haber değeri taşıyan durumların az olması gibi sorunlarla karşılaşabildiklerine işaret eden gazeteciler, yerelde haber kaynaklarının göze batmaktan çekindiklerine dikkat çektiler. </b></h3>
<h4><b> </b><b>Azat Özkahraman</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciler, tarihleri boyunca önüne çıkan onlarca engele rağmen, doğruları en kısa zamanda vatandaşa ulaştırmak için büyük uğraşlar vermiştir. Bazen sel yaşanan sokaklarda, bazen alevlerin yanında, bazen de çok sayıda kişinin katıldığı olaylı gösterilerde görev yapan muhabirler, yazın kavurucu sıcağına, kışın dondurucu soğuğuna aldırmadan haberi insanlara ulaştırmak için bin bir zahmetle çalışıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğru haberi ulaştırma noktasında karşılarına çok sayıda sorun ve sıkıntı çıkarken bu sorunlar genel olduğu gibi bazen bölgesel etkenlere de dayanabiliyor. 24 Saat Gazetesi için, gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajlarını gazetecilerle konuşup mesleğin sorunlarının ne denli bölgesel olduğunu 2 bölümlük bir yazı dizisi olarak yayınlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin ilk bölümünde Doğu&#8217;da çalışmalarını sürdüren üç gazeteci Kader Akçil, Metin Taş ve Aydın Uğur ile görüştük.</span></p>
<h4><b>“Kadınlar, mesleğe eksilerle başlar, artılarla ilerler”</b></h4>
<div id="attachment_6167" style="width: 239px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6167" class=" wp-image-6167" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil-300x300.jpg" alt="" width="229" height="229" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil-300x300.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil-1024x1024.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil-150x150.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil-768x768.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Kader-akcil.jpg 1080w" sizes="(max-width: 229px) 100vw, 229px" /><p id="caption-attachment-6167" class="wp-caption-text">Kader Akçil</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Muş’ta yerel basında çalışan Kader Akçil, gazeteciliğin zor bir meslek olduğunu bunun yanında kadın olmanın kendisini daha da zorlaştırdığına dikkat çekerek şunları anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“25 yaşındayım. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. Yaklaşık 2 yıldır Muş’ta yerel basında muhabir olarak çalışıyorum. Yerelde haber yapmanın başta birçok zorluğu vardı. Haber kaynağına ulaşmak veya haber karakterinizin yerel değil de ulusal da görünmek gibi istekleri oluyor ki bunu karşılamak başta zor oluyordu. Ancak zamanla, gazeteci olarak tanındıkça bu tür problemler ortadan kalktı. Mesleğe ilk başladığımda haber kaynağına ulaşmakta çoğu zaman zorluk yaşardım. Daha sonra haber kaynağına ulaşmak kolaylaştı, fakat bu kez de bir kadın gazeteciyi ciddiye almamak gibi problemlerle karşılaştım, acı ama gerçek.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu’da iller, küçük olduğundan herkes birbirini tanıyor. Bu nedenle her haberi yapamayabiliyorsun. Bazen çekimini yaptığım haberlerden bile vazgeçiyorum. Çoğu kez kadınlarla ilgili haberlerde, haberin ailesi veya yakınları tarafından kabul edilmemesi üzerine o haberleri yayınlamadım. Batı’da daha önce gazetecilik yapmadım ancak düşünüyorum ki Doğu’da gazetecilik yapmanın artıları ve eksileri varken, Batı’da gazetecilik yapmanın da kendine göre avantajları ve zorlukları bulunuyor. Özellikle büyük bir ilde gazeteciyseniz, orada tanınır olmanız daha zor olurken, Doğu’da, Muş gibi küçük yerler için pek zor sayılmaz. Doğu’da hele bir de Doğu’nun küçük bir ilinde bu mesleği yapıyorsanız, yerel haberlerin tükenmesi gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Gerçek manada Batı’daki gazeteci arkadaşlarım haber konusunda bizden biraz daha avantajlı sayılabilir. Her mesleğin kendine göre zorlukları vardır, ben gazetecilik için şunları söylemek isterim. Muş gibi küçük bir yerde kadın gazeteci olmak zor olsa da hiçbir zaman ‘Ben bu kadar güçlü erkek gazeteciler arasında ne yaparım, başaramam’ demedim kendime. Hep inandım ve artık toplumu da güçlü bir gazeteci olabileceğime inandırdım. Kadınlar, bu mesleğe eksilerle başlar, artılarla ilerler.”</span></p>
<h4><b>“İnsanları ikna etmek zor”</b></h4>
<div id="attachment_6170" style="width: 153px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6170" class=" wp-image-6170" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-213x300.jpg" alt="" width="143" height="202" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-213x300.jpg 213w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-728x1024.jpg 728w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-107x150.jpg 107w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-768x1081.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas-1092x1536.jpg 1092w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/04/Metin-Tas.jpg 1137w" sizes="(max-width: 143px) 100vw, 143px" /><p id="caption-attachment-6170" class="wp-caption-text">Metin Taş</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Batman’da gazetecilik yapan Metin Taş de gazetecilikte Doğu’nun Batı’ya oranla dezavantajlı durumda olduğunu düşünenlerden. Özellikle haber kaynaklarına ulaşmada yaşadıkları sıkıntılara değinen Taş, şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Haber kaynaklarını röportaj vermeye ikna etmek çok zor oluyor çünkü kaynaklar yerelde göze batmaktan çekiniyorlar. Bunun yanı sıra, coğrafyanın ulaşım gibi fiziki zorlukları da habere ulaşmamızın önünde engel olarak duruyor. Yerelde haber yapmanın zorlukları, ulusal basın kadar etkili olunamayacağı düşüncesi, yapılacak haberin, haber kaynakları tarafından önemsenmemesine neden oluyor. Bunun dışında yerelde bürokrasiyle karşı karşıya gelme korkusu da yerelde haber yapma zorluklarından biri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşlar, çoğu zaman konuşmaktan çekiniyor. Daha önce haber yapmaktan vazgeçtiğim zamanlarda oldu bu nedenlerden dolayı. İnsanları ikna etmek zor oluyor açıkçası çoğu zaman. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük şehirlerde haber değeri taşıyan durumlar, büyük şehirlere göre daha nadir oluyor.  Ancak, özgün ve özel haber bulma açısından küçük şehirler daha avantajlı olabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak şunu eklemek istiyorum yerelde çalışan gazetecilerin işlerini yapmalarını kolaylaştırmanın yolları bulunmalı. Haberleri daha görünür kılınmalı. Habere ulaşmalarının fiziki koşullarını kolaylaştıracak ekipman gibi destekler verilmeli. Yaşama dair maddi kaygıları giderilmeli.”</span></p>
<h4><b>“Şehir küçük olunca bir şey yapamıyorsunuz”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Karamanın Sesi” isimli sitede çalışan Aydın Uğur ise, “Her yerde bu sorun var ama bu taraflarda daha fazla diye düşünüyorum. Doğu’da çalışmanın en kötü yanlarından biri emeğinizin karşılığını alamıyor oluşunuz” vurgusu yaptı. Haber kaynaklarına ulaşma noktasında sorunlar yaşadıklarını belirten Uğur, şöyle konuştu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Özellikle Gaziantep yerel medyasında, asgari ücretin altında, sosyal haklarından mahrum bir şekilde çalışılıyor ya sigortası tam yatmıyor ya da hiç yatmıyor. Çok fazla bir sosyal hakkınız olmadığı için her an işten çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıyasınız. Maalesef alaylı diye tabir ettiğimiz kesim, kendi işini iyi yapan, hatta patronlardan bile iyi yapan iletişim fakültesi mezunlarına çok bir alan tanımıyor. Dediğim gibi haber yazmasını bile bilmeyen ama gazete patronu olan insanların, işini yapan eğitimlilere alan tanımadığı bir yer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberde ismi geçen kişiye, direk birinci ağızdan ulaşmaya çalışıyoruz, kendisine ulaşamıyorsak eğer bir çalışanı varsa ona ulaşmaya çalışıyoruz o da olmazsa sektörde daha eli kolu uzun insanlara ulaşıp onlar üzerinden haberi teyit etmeye çalışıyoruz. Daha önce yapmaktan vazgeçtiğim birkaç haber oldu. Bir tanesinde internet üzerinden videosunu görüp haberleştirdiğim bir olayın haberini yapmaktan vazgeçmiştim. Bir haberde olayda ismi geçenler, gazeteyi arayıp haberi kaldırmam gerektiğini kaldırmazsam kötü şeyler olacağını söyledikleri için haberi yayından kaldırmıştım. Bunun yanında siyasi nedenlerden dolayı yapamadığınız haberlerde oluyor maalesef. Çünkü örümcek ağı gibi bir yere dokunduğunuz zaman başka bir yerlere de dokunmuş oluyorsunuz ve bu haberi bir şekilde dönüp dolaşıp sizi bulabiliyor. Şehir de küçük olunca bir şey yapamıyorsunuz herkes sizi tanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiçbir hakkınız olmadan çalışıyorsunuz. Doğru düzgün bir mesai kavramınız olmuyor, tatil günlerinde çalışmak zorunda kalıyorsunuz, çalıştığınız günlerin karşılığını alamıyorsunuz. Tam oturan bir sistem olmadığı için her an işten kovulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığınız bir yer.”</span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-1/">Gazeteciliğin bölgesel avantaj ve dezavantajları / 1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gazeteciligin-bolgesel-avantaj-ve-dezavantajlari-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler II</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler-ii/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 07:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5684</guid>

					<description><![CDATA[<p>D&#220;NYA VE AVRUPA &#350;AMPIYONU TURAN, SIYASET D&#220;&#350;&#220;N&#220;YOR &#304;nsanlar&#305;n hayat&#305;na dokunma odakl&#305; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305; belirten Nesim Turan, sporculu&#287;u b&#305;rakt&#305;ktan sonra siyasi kariyer [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler-ii/">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler II</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>DÜNYA VE AVRUPA ŞAMPIYONU TURAN, SIYASET DÜŞÜNÜYOR</b></h3>
<h3><b>İnsanların hayatına dokunma odaklı yaşadığını belirten Nesim Turan, sporculuğu bıraktıktan sonra siyasi kariyer hedefliyor.</b></h3>
<h4><b>Didem Çam</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda Türkiye’ye, para masa tenisi çiftler kategorisinde bronz madalya kazananlar yazı dizimizin ikinci bölümünde, dünya ve Avrupa şampiyonu milli para masa tenisçi Nesim Turan yer alıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5676 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-278x300.jpg" alt="" width="278" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-278x300.jpg 278w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-948x1024.jpg 948w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-139x150.jpg 139w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-768x829.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-1423x1536.jpg 1423w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan-1897x2048.jpg 1897w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turan.jpg 1920w" sizes="(max-width: 278px) 100vw, 278px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rio 2016, Tokyo 2020 ve son olarak Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda bronz madalya elde eden Turan, “Bronz madalya beni sevdi ama ben onu sevmedim” diye espri yapıp şöyle devam etti:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dünya ve Avrupa’da sayısızca başarım, şampiyonluklarım var ama bir tek paralimpik şampiyonluğu eksikti. Sadece o konuda hayal kırıklığı var. Beklediğimden daha iyi olabilirdi. Yoksa tabii ki çok büyük bir başarı. Her sporcunun hayali olan bir yerde, katılmanın hayal olduğu bir yerde, paralimpik oyunlarında 3’üncü kez madalya çıkardım. Birçok sporcu kardeşimizin hayalini, Allah bana nasip etti. Her sporcuya nasip olmayacak bir spor kariyeri nasip oldu bana. Çok mutluyum. Madalyanın renginin farklı olmasını ya da 2 madalyayla dönmek isterdim ama bazen nasipten ötesi olmuyor. Futbol tabiriyle, ‘Önümüzdeki maçlara bakacağız’ diyelim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paralimpik Oyunları’nda beklentilerinin çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Turan, “Oyunlar, bizim için bir nebze hayal kırıklığıyla geçti. Bu işin ceremesini çeken, yıllardır bu işe emek veren, paralimpik oyunlarının yokluk dönemlerinde bulunmuş biri olarak ülkenin kazandığı başarılar, beni ziyadesiyle mutlu etti. Kendi hayal kırıklığımı bile unutturdu” dedi.</span></p>
<h4><b>“Çıtayı o kadar yüksek bir yere getirdik ki”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Milli para masa tenisçi Turan, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda Türkiye’nin 28 madalyayla dönmesini şöyle değerlendirdi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gurur duyulması gereken bir başarı. Dile kolay 28 madalya. Kolay bir şey değil. Masa tenisi olarak paralimpik oyunlarının en fazla madalya alan spor dalıyız ama Paris’te farklı birçok spor dalından da madalyalar görmek beni inanın çok mutlu etti. Umut, altın madalyayı boynuna taktığında ya da Öznur altın madalyayı boynuna taktığında kendim takmış kadar mutlu oldum. Türkiye’de paralimpik sürecini en iyi bilen insanlardan biriyim. Nereden nereye geldiğimizi çok iyi bildiğim için bu durum beni çok mutlu etti. Olmayacak denilen spor dallarında bugün madalyalar, altın madalyalar çıkartmamız hepimiz için oldukça keyifliydi.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paris’e gitmeden önce bir hayli stresli olduklarını bildiren Turan, şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Takımlarda derece şansımız, bireysellere göre daha zordu. Biz onu başardıktan sonra bir duygu boşalması yaşadık. Bir de gitmeden önce çok büyük bir stres topundaydık. Başka engelli kardeşlerimizin hayatına dokunma yolunda, bizim aldığımız her madalya çok kıymetli. Bunun da yükü üzerimize ağır geldi. Orada yaşadığımız şanssızlıklar işi bu noktaya getirdi. Abdullah ile birlikte final oynama hayalimiz de vardı. Hayalimiz yarım kaldı ama yapacak bir şey yok. Gerçekten bronz madalyayla dönmek bile çok büyük bir gururken çıtayı o kadar yüksek bir yere getirdik ki, bizi bronz madalya bile mutlu etmeyecek hale getirdi.” </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5673 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/53956917187_497daaf8ba_n-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/53956917187_497daaf8ba_n-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/53956917187_497daaf8ba_n-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/53956917187_497daaf8ba_n-272x182.jpg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/53956917187_497daaf8ba_n.jpg 319w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h4><b>“Öztürk, yaşayan bir efsane olarak anılacak”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte bronz madalya elde ettiği takım arkadaşı Abdullah Öztürk için, “Kendisi Türk spor tarihine damga vurdu ve vurmaya da devam edecek. Yaşayan bir efsane olarak anılacak” diyen Turan, sözlerine şöyle devam etti:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Onun açtığı yol sayesinde birçok kardeşimiz madalya aldı. Türk spor tarihine damga vurduk, bu bir gerçek. Bu durum ne kadar biliniyor ne kadar bilinmiyor bilmiyorum ama hem onun adına hem kendi adıma gerçekten büyük gurur duyuyorum. Düşünsenize, en yakınınız. 18 yıllık bir dostluğunuz, kardeşliğiniz var. Onun yanında çok sağlam da bir rekabetiniz var. Rekabet ederken asla saygı ve sevgi çerçevesini aşmayacak bir kariyer Allah bize nasip etti. Birbirimizle oynadığımız maçlarda bile, ben yendiğimde o seviniyor, o yendiğinde ben seviniyorum. Böyle yapıya sahip bir spor kariyerimiz oldu. Kendisi bana göre, Türk spor tarihine damga vurdu ve vurmaya da devam edecek. Bugün onun açtığı yol sayesinde birçok kardeşimiz, paralimpik oyunlarında madalya aldı. Bu da bir gerçek. Abdullah’ın hayatı boyunca, yolu bahtı açık olsun. Kendisi yaşayan bir efsane olarak anılacaktır. Bizim kardeşliğimiz, arkadaşlığımız daim, ölene kadar devam edecek.”</span></p>
<h4><b>Los Angeles yok, siyasi kariyer var</b></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5677" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-300x203.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-1024x693.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-150x102.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-768x520.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann-1536x1040.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesim-turann.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-5679" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-300x194.jpg" alt="" width="320" height="207" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-300x194.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-1024x661.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-150x97.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-768x496.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160-1536x991.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/thumbnail_IMG_2160.jpg 1920w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-5678" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-285x300.jpg" alt="" width="198" height="208" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-285x300.jpg 285w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-971x1024.jpg 971w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-142x150.jpg 142w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-768x810.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-1457x1536.jpg 1457w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan.jpg 1920w" sizes="(max-width: 198px) 100vw, 198px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanların hayatına dokunma odaklı yaşadığını anlatan Turan, sözlerini şöyle bitirdi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sporculuk kariyerimi yavaş yavaş noktalayıp ülkeme başka şekilde hizmet edeceğim. Hayat bize ne gösterir bilmiyorum. Büyük konuşmamakla beraber, 2028 Los Angeles’a katılmayı pek düşünmüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayat bana her şeyi çok net öğretti. Nasıl bir sporcu olmam, nasıl bir antrenör olmam veya nasıl bir yönetici olmam gerekenden ziyade, nasıl bir sporcu olmamam, nasıl bir antrenör olmamam, nasıl bir yönetici olmamam gerektiğini gösterdi. Sporun içinde tabii ki var olacağım. Hayatımı hep insanların hayatına dokunma odaklı yaşadım. Bundan sonra da birçok projenin iyilik hareketinde bulunmayı düşünüyorum. Bu hayatımın odak noktası olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sporculuğu bıraktıktan sonra siyasi kariyer hedefliyorum. Türkiye’de milyonlarca engelli insan var. Engelli insanların temsiliyet hakları ne yazık ki mecliste çok az. Kendime siyasi kariyer de hedefliyorum. Orada da insanların hayatlarına dokunmaya devam edeceğim.”  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler-ii/">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler II</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 07:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5669</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#214;ZT&#220;RK, YARIM KALAN HAYALINI 2028&#8217;DE LOS ANGELES&#8217;TA TAMAMLAYACAK Paris&#8217;ten bronz madalyayla d&#246;nen &#214;zt&#252;rk, kariyerini noktalamaktan vazge&#231;ti. &#214;zt&#252;rk, T&#252;rk spor tarihinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler/">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>ÖZTÜRK, YARIM KALAN HAYALINI 2028’DE LOS ANGELES’TA TAMAMLAYACAK</b></h3>
<h3><b>Paris’ten bronz madalyayla dönen Öztürk, kariyerini noktalamaktan vazgeçti. Öztürk, Türk spor tarihinde unutulmaz bir iz bırakmak ve ileride Türk sporuna yönetici olarak hizmet etmek istiyor.</b></h3>
<h4><b>Didem Çam</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda toplam 28 madalya kazandı. Kazandığı madalyalarla 23’ncü sırada yer alan Türkiye’nin bir madalyası da para masa tenisi çiftler kategorisinde Abdullah Öztürk-Nesim Turan ikilisinden geldi. MD 8 sınıfında bronz madalya ile ülkeye dönen Öztürk ve Turan, 24 Saat Gazetesi’ne konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin ilk bölümünde, 2016 Rio ve 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları’nda altın madalya kazanan Abdullah Öztürk’e yer veriyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Altın madalya alsaydım, sporculuk kariyerimi sonlandıracaktım” diyen Öztürk, hayali yarım kaldığı için 2028 yılında Los Angeles’ta gerçekleştirilecek olan paralimpik oyunlarına katılacağını açıkladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5672 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/61278bc4-23f6-40f5-af72-af7b9c49a131-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/61278bc4-23f6-40f5-af72-af7b9c49a131-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/61278bc4-23f6-40f5-af72-af7b9c49a131-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/61278bc4-23f6-40f5-af72-af7b9c49a131-272x182.jpg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/61278bc4-23f6-40f5-af72-af7b9c49a131.jpg 720w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h4><span style="font-weight: 400;"> </span><b>“Bronz madalya hak ettiğimiz bir başarı değildi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’na sıkı bir şekilde hazırlandıklarını ve haklarının final olduğunu belirten Öztürk, şunları anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ocak ayından itibaren çok sayıda kamp ve turnuvaya katılarak oyunlara çok sıkı bir şekilde hazırlanmıştık. 2016 ve 2020’yi kazanan bir sporcu olarak Paris’e gitmiştim. Dolayısıyla hedeflerim ve hayallerim çok farklıydı. Takımlarda, Nesim’le beraber bronz madalyanın sahibi olduk ama bronz madalya, hak ettiğimiz bir başarı değildi. Hakkımız finaldi aslında. Kendi adımıza başarısız olduk diyebilirim. Paralimpik oyunlarına herkes çok iyi çalışıp, çok tekrar yaparak geliyor. Orada madalya çıkarmak kolay değil ama biz hep altın madalyaya odaklandığımız için bronz madalyayı başarısız olarak görüyorum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireysellerde altın madalya bekliyordum. Oyunlara hazırlık sürecim gayet iyiydi. 3’üncü altın madalya hedefinin vermiş olduğu o stresi ve baskıyı kaldıramadım sanırım. Bu sefer o yük omuzlarımıza çok ağır geldi galiba. İlk turda çok sürpriz bir şekilde elendim. Hiç kaybetmemem gereken bir rakibe kaybettim. Hayat, derslerle dolu, yapacak bir şey yok. Takımlarda bronz madalya elde ederek Paris’ten de boş dönmedik.”</span></p>
<h4><b>“3’üncü altın madalyayı çok istiyordum”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Milli para masa tenisçi Kübra Korkut ile birlikte, oyunlar tarihinde madalya sayısını 4’e çıkararak bir ilki başaran Öztürk, hayali yarım kaldığı için Los Angeles”a hazırlanmaya karar verdiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“18-19 yıllık spor kariyerinizde bazen böyle hiç beklemediğiniz mağlubiyetler olabiliyor. Paris’te olmasaydı daha güzel olurdu ama dediğim gibi stres ve baskı çok üst seviyedeydi. 3’üncü altın madalyayı çok istiyordum, hayalim yarım kaldı. Bunu telafi edeceğime kimsenin şüphesi olmasın. Normalde altın madalya alsaydım, sporculuk kariyerimi sonlandıracaktım ama hayalim yarım kaldığı için Los Angeles’a hazırlanmaya karar verdim. Bu hayali tamamlamak için Los Angeles’ta var gücümle çalışacağım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altın madalyayla sahip olmayı çok istiyordum. Bu durum sadece beni değil, sevenlerimi, ailemi, dostlarımı, beni seven hocalarımı da fazlasıyla mutlu etti. Onur duydum. Amacım Paris’te 5’inci madalyayı da almaktı ama olmadı işte. İnanıyorum ki bu 4 madalyayı, Los Angeles’ta 6’ya çıkaracağım. Türk spor tarihinde unutulmaz bir iz bırakmak istiyorum. Hedefim bu yönde.” <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5678 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-285x300.jpg" alt="" width="285" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-285x300.jpg 285w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-971x1024.jpg 971w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-142x150.jpg 142w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-768x810.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan-1457x1536.jpg 1457w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/12/abdullah-ozturk-nesimm-turan.jpg 1920w" sizes="(max-width: 285px) 100vw, 285px" /></span></p>
<h4><b>Nesim, düzgün bir kişilik, kariyerli, başarılı bir sporcu…</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Öztürk, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda birlikte bronz madalya kazandığı takım arkadaşı Nesim Turan hakkında övgü dolu sözler kullanarak şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Nesim, çok kariyerli ve başarılı bir sporcu. 18-19 yıldır beraber spor yapıyoruz. Aynı yatılı okulda, birlikte büyüdük. Ağabeyi olarak onu çok takdir ediyorum ve çok da başarılı buluyorum. Takımlarda ülkemize madalya getirmek için çok çalışıyoruz. Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. Rio, Tokyo ve Paris’te, üst üste 3 kez paralimpik oyunlarında bronz madalya aldı. Kariyeri zaten ortada. Kişilik olarak da çok düzgün biri. Çevresine yardım eden, dost canlısı bir insan. Spor kariyeri de başarılarla dolu. Onun gibi birtakım arkadaşına sahip olduğum için de kendimi çok şanslı hissediyorum.” </span></p>
<h4><b>“Oyunlara hazırlanan değil de hazırlayan bölümde yer almak istiyorum”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sporculuk kariyerini sonlandırdıktan sonra, Türk sporuna yönetici olarak hizmet etmek istediğinin altını çizen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sporda kazanabileceğim tüm madalyaları kazanıp sonra da yönetici olarak Türk sporuna hizmet etmeye çalışacağım. Sporun aksayan yönlerine, yönetici olarak katkıda bulunmak istiyorum. Çünkü engelli camiasının, bir sporu temsil edip bolca madalya alıp spor kariyerini bitirdikten sonra da yönetici olacak olan kişilere ihtiyacı var. Los Angeles’tan sonra elimden ne geliyorsa yönetici olarak da var gücümle çalışmak istiyorum. Oyunlara hazırlanan değil de hazırlayan bölümde yer almak istiyorum. Hayatımız hep sporculukla geçti. Hep bir yarışmaya hazırlandık. Hep bir yarışın içinde olduk. Sporu bıraktıktan sonra, sporcu arkadaşlarımızı hazırlayan bölümde olup onlara desteğimizi o yönde vermek istiyorum.”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler/">Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda masa tenisinde bronz madalya getirdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/paris-2024-paralimpik-oyunlarinda-masa-tenisinde-bronz-madalya-getirdiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Adım adım Paris 2024’e doğru”…  2. Bölüm / Türk boksu, 2024 Paris Yaz Olimpiyatları’nda iddialı…</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-2-bolum-turk-boksu-2024-paris-yaz-olimpiyatlarinda-iddiali/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-2-bolum-turk-boksu-2024-paris-yaz-olimpiyatlarinda-iddiali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jul 2024 09:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5357</guid>

					<description><![CDATA[<p>2020 Tokyo Olimpiyatlar&#305;&#8217;nda ilk kez alt&#305;n madalya sevinci ya&#351;ad&#305;klar&#305;n&#305; an&#305;msatan T&#252;rkiye Boks Federasyonu Ba&#351;kan&#305; G&#246;zge&#231;, &#8220;&#350;artlar istedi&#287;imiz gibi giderse Paris&#8217;te [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-2-bolum-turk-boksu-2024-paris-yaz-olimpiyatlarinda-iddiali/">“Adım adım Paris 2024’e doğru”…  2. Bölüm / Türk boksu, 2024 Paris Yaz Olimpiyatları’nda iddialı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>2020 Tokyo Olimpiyatları’nda ilk kez altın madalya sevinci yaşadıklarını anımsatan Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Gözgeç, “Şartlar istediğimiz gibi giderse Paris’te 3, 4 hatta 5 madalya elde ederek son iki olimpiyatta toplam 7 madalyaya ulaşabiliriz” dedi.</b></h3>
<h4><b>Didem Çam</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Olimpiyatlar ve Türkiye’nin olimpiyatlardaki yerine ilişkin hazırladığımız y</span><span style="font-weight: 400;">azı dizimizin ikinci için, Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Eyüp Gözgeç ile görüştük. Gözgeç, 26 Temmuz-11 Ağustos tarihleri arasında Fransa’nın Başkenti Paris’te düzenlenecek olan 2024 Paris Yaz Olimpiyat Oyunları öncesi 24 Saat Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 Tokyo Olimpiyatları’nda Türk boksunun oldukça başarılı bir organizasyon geçirdiğini, tarihinde ilk kez altın madalya sevinci yaşadıklarını anımsatan Gözgeç, şunları anlattı:</span></p>
<div id="attachment_5360" style="width: 206px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5360" class="wp-image-5360 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Boks-Federasyonu-Baskani-Eyup-Gozgec-196x300.jpg" alt="" width="196" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Boks-Federasyonu-Baskani-Eyup-Gozgec-196x300.jpg 196w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Boks-Federasyonu-Baskani-Eyup-Gozgec-668x1024.jpg 668w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Boks-Federasyonu-Baskani-Eyup-Gozgec-98x150.jpg 98w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Boks-Federasyonu-Baskani-Eyup-Gozgec.jpg 684w" sizes="(max-width: 196px) 100vw, 196px" /><p id="caption-attachment-5360" class="wp-caption-text">Eyüp Gözgeç</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Boks olarak olimpiyat tarihimizde ilk defa altın madalya aldık. Aslında 2020 Tokyo Olimpiyatları’nın erteleme süreci olmasaydı belki daha fazla kota alabilirdik. Dolayısıyla da daha fazla altın madalya olabilirdi. Tokyo’ya 6 sporcumuzla gitmiştik. Sporcularımız çok iyi performans göstermişti. 4 sporcumuz çeyrek final oynamıştı. Sporcularımızdan Busenaz Sürmeneli altın, Buse Naz Çakıroğlu da gümüş madalya elde etmişti. Aslında Buse Naz Çakıroğlu’nun da madalya rengi yüzde 100 altındı ama altın madalya hakem hatasıyla gitti. Kasıt yoktu ama çok büyük bir hata vardı.”</span></p>
<h4><b>“100 yıl içinde bir defa”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan 2024 Paris Olimpiyatları’na kadar geçen sürede boksta önemli başarılar elde ettiklerini belirten Gözgeç, özellikle 2022 yılında düzenlenen Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’ndaki başarının altını çizdi. Türk sporcuların 5 altın ve 2 bronz madalya kazandığı Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda federasyon olarak büyük bir organizasyona imza attıklarını anımsatan Gözgeç, 2023’te elde ettikleri Paris kotasına işaret edip sözlerini şöyle sürdürdü: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nın bize maliyeti 5 milyon dolardı. Boks Federasyonu olarak bulduğumuz sponsor sayesinde çok önemli bir organizasyon yaptık. Bu organizasyon, ben ve yönetimdeki arkadaşlarımın marifetiyle oldu. Başka da kimsenin katkısı olmadı. Kimse cebine 1 kuruş koymadan gönüllü bir şekilde çalıştı. İstanbul’da çok başarılı, tarihi bir dünya şampiyonası geçirdik. 10 sporcumuz katıldı ve 7 madalya aldık. 100 yıl içinde bir defa oldu. İkinci yüzyılda olur mu, olmaz mı bilemiyorum. 2023 yılını da dolu dolu geçirdik. Kota müsabakaları bizim için oldukça önemliydi. 2023 Avrupa Oyunları’nda 6 sporcumuz, 2024 Paris Olimpiyatları kotası kazandı. İki Buse, yine altın madalya elde etti. Türkiye, müthiş başarı gösterdi. Paris Olimpiyatları öncesi alınan 6 olimpiyat kotası, bizim için 2023’ün en önemli olaylarından biriydi. Bu yıl aldığımız 2 kota ile birlikte Paris’e 8 sporcumuzla gideceğiz.”</span></p>
<h4><b>“Öncelikle maddi desteğin olması lazım”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk boksunun son yıllarda elde ettiği başarılardaki maddi ve manevi faktörlere değinip manevi desteğin önemini vurgulayan Gözgeç, açıklamalarına şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Maddi ve manevi desteğin olması oldukça önemli. ‘Çok iyi yıl geçirdik, çok iyi hazırlandık’ diyebilmemiz için öncelikle maddi desteğin olması lazım. Kamplar, harcırahlar, turnuvalar, ulaşım ve konaklama bunların hepsi paraya dayalı işler. Bunlar olmadan hiçbir şey olmaz. Bunları da bize sağlayan Gençlik ve Spor Bakanlığı. Ayrıca, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) de turnuvalarda madalya alması muhtemel olan sporcuları takip ediyor ve onlara hem aylık maaş veriyor hem de sponsor buluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz şimdi hep mutfağın önünü konuşuyoruz. Masadaki yemeği konuşuyoruz ama onun hazırlanışı da var. Federasyonumuzun personelinin de çok büyük yardımları ve çalışmaları oldu. İşin manevi tarafı, en güçlü tarafı aslında. Güç, disiplinli çalışma, iyi bir teknik ekibimizin oluşu ve kabiliyet de çok önemli. Maddi manevi desteğin olması, sporcuyu maça hazırlayan, sporcunun motivasyonunu sağlayan, sporcuyu teknik ve taktik olarak hazırlayan iyi bir teknik ekibin oluşu, sporcuların kabiliyetli ve güçlü oluşu bizi başarıya götürüyor.” </span></p>
<h4><b>En ağır spor: Boks</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bana göre, bütün spor dalları içinde en ağırı boks” diyen Gözgeç, “Bizi idare edenler ‘Kaç madalya alırsınız?’ diye soruyor. Bunlar insan, makine değil. Sporcu ama insan. Parama göre 1 kilo pirinç alayım gibi bir durum değil ki bu. Sporcu bunlar. İnsan sağlığının ne olacağını bilmiyoruz. Busenaz Sürmeneli, Tokyo Olimpiyatları öncesinde ameliyat olmuştu. Turnuvaya 2 ay kala iyileşmişti. Hatta tam iyileşmeden Tokyo’ya gitmiştik de diyebiliriz. Ona rağmen altın madalya aldı. Bir taraftan da sporcu sağlığının ne olacağını bilmiyoruz. Fakat en ağır spor bizim olmasına rağmen, en başarılı federasyonlardan bir tanesinin de Türkiye Boks Federasyonu olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5361 aligncenter" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-300x200.jpg" alt="" width="965" height="643" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-1024x682.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-768x512.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-1536x1023.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam-272x182.jpg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/Eyup-Gozgec.-ve-didem-cam.jpg 1600w" sizes="(max-width: 965px) 100vw, 965px" /></p>
<p><b>“Aileler de spor konusunda çocuklarına mutlaka destek olsun”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paris’te, Tokyo’da elde edilen madalya sayısını artıracaklarını dile getiren Gözgeç, “Boks tarihimizde olimpiyatlarda şu ana kadar toplam 7 madalyamız var. Biz bu sayıya, Tokyo ve Paris’teki madalyaları toplayarak da ulaşabiliriz. Yani, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda 2 madalya elde etmiştik. Şartlar istediğimiz gibi giderse Paris’te 3, 4 hatta 5 madalya elde ederek son iki olimpiyatta toplam 7 madalyaya ulaşabiliriz. Paris Olimpiyatları’nda Tokyo’da elde ettiğimiz bir altın ve bir gümüşü artıracağımızı iyi biliyorum. Hem madalya alanlar hem de alacak olanlar durmayacak” iddiasında bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boks sporuyla ilgilenmek isteyen çocuklara, olimpiyat madalyası elden eden sporcuları yakından takip etmelerini tavsiye eden Eyüp Gözgeç, sözlerini şöyle sonlandırdı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Her memlekette bizim şampiyonumuz var. Sporcular şampiyon olduktan sonra maddi ve manevi neler kazanıyor bunları önce güzelce bir tartsınlar. Olimpiyat madalyası elde eden sporcularımız Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu’nun şu anki konumlarına, neler yaptıklarına baksınlar. Sokaklarda duvar diplerinde mi yaşıyorlar yoksa bir makamda mı oturuyorlar? Sporcu olursam ne olurum, sporcu olmazsam, sokakta bir adam olursam ne olurum? Bunları görüp karar versinler ama benim fikrimi sorarlarsa söyleyeceğim tek şey: Spor, spor, spor. Aileler de spor konusunda çocuklarına mutlaka destek olsun.”</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-2-bolum-turk-boksu-2024-paris-yaz-olimpiyatlarinda-iddiali/">“Adım adım Paris 2024’e doğru”…  2. Bölüm / Türk boksu, 2024 Paris Yaz Olimpiyatları’nda iddialı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-2-bolum-turk-boksu-2024-paris-yaz-olimpiyatlarinda-iddiali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Adım adım Paris 2024’e doğru”… 1. Bölüm / Türkiye’nin olimpiyat karnesi…</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-yazi-dizisi-1-bolum-turkiyenin-olimpiyat-karnesi/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-yazi-dizisi-1-bolum-turkiyenin-olimpiyat-karnesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 07:48:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5350</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;lk kez, 1924&#8217;te Paris Olimpiyatlar&#305;&#8217;na kat&#305;lan T&#252;rkiye Cumhuriyeti, y&#252;z y&#305;l sonra toplam 102 sporcu ile yine Paris&#8217;te yar&#305;&#351;acak. T&#252;rkiye, olimpiyat [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-yazi-dizisi-1-bolum-turkiyenin-olimpiyat-karnesi/">“Adım adım Paris 2024’e doğru”… 1. Bölüm / Türkiye’nin olimpiyat karnesi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><b>İlk kez, 1924’te Paris Olimpiyatları’na katılan Türkiye Cumhuriyeti, yüz yıl sonra t</b><b>oplam 102 sporcu ile yine Paris’te yarışacak. </b><b>Türkiye, olimpiyat tarihi boyunca 41’i altın, toplam 104 madalya kazandı. Olimpiyatlardaki ilk madalyaları güreşten alıp zirveyi gören Türkiye, güreşte 66 madalya elde ederken halterde de rekorlara doymadı.</b></h4>
<h4><b>Didem Çam</b></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört yılda bir, yaz ve kış olmak üzere iki ayrı kategoride düzenlenen Olimpiyat Oyunları ya da kısaca Olimpiyatlar, 200’ün üzerinde ülkeyi temsil eden sporcuların katıldığı dünyanın en kapsamlı spor organizasyonu, uluslararası spor yarışması. </span><span style="font-weight: 400;">26 Temmuz 2024 – 11 Ağustos 2024 arasında </span><span style="font-weight: 400;">Paris 2024 Yaz Olimpiyatları gerçekleştirilecek. Ve Türkiye Cumhuriyeti, resmi olarak ilk defa 1924 yılındaki Paris Olimpiyatı’na katıldı. Yüz yıl sonra Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Paris 2024 Olimpiyatları’nda 18 dalda toplam 54 kadın ve 48 erkek olmak üzere toplam 102 sporcunun yarışacağını açıkladı. Bu kapsamda Olimpiyatlar ve Türkiye’nin olimpiyatlardaki yerine ilişkin iki bölümlük bir yazı hazırladık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Modern olimpiyatlar, ilk kez 1896 yılında Atina’da düzenlendi. Dünya spor tarihine adını yazdıran modern olimpiyatların kurucusu, ömrünü olimpizme ve olimpiyatlara adayan Baron Pierre De Coubertin, olimpiyat oyunlarının adeta çehresini değiştirdi. Olimpiyatların barış içerisinde ve dostça yapılmasını amaçlayan Coubertin, kazanma düşüncesinin ön planda tutulduğu Antik (Klasik) olimpiyatların aksine, “Her şeyden evvel kazanmak değil, katılmak önemlidir” düşüncesini savundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antik olimpiyatlarda oyunlara sadece Yunanlılar katılabiliyorken modern olimpiyatlara dil, din, ırk, sınıf ayrımı yapılmaksızın dünyanın dört bir yanından gelen sporcuların katılımı sağlandı. Antik olimpiyatlarda oyunlara yalnızca erkekler katılabiliyordu. Erkek sporcuların çıplak yarışması nedeniyle kadınların seyirci olarak bulunmaları bile yasaktı. Modern olimpiyatların ortaya çıkması, kadınların da olimpiyatlarla tanışmasına, olimpiyatlarda yarışmasına imkân sağladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antik olimpiyatlar da her 4 yılda bir yapılıyordu ancak sadece Yunanistan’da yapılıyordu. Modern olimpiyatların ortaya çıkması, olimpiyat oyunlarının 4 yılda bir, dünyanın farklı, pek çok ülkesinde yapılmasına da olanak sağladı.</span></p>
<h4><b>Türklerin olimpiyatlarla tanışması</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Osmanlı Devleti, 1896, 1900 ve 1904 Olimpiyat Oyunları’nda yer almadı. Osmanlılar, 1906 Atina Ara Olimpiyatları’na 30 sporcuyla katılsa da bu ara olimpiyat, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (</span><span style="font-weight: 400;">International Olympic Committee</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; IOC) tarafından resmi olarak tanınmamıştı. Bundan dolayı da 1912 Stockholm Olimpiyat Oyunları, Osmanlı Devleti’nin resmi olarak katıldığı ilk ve son olimpiyat oyunları oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Cumhuriyeti’nin katıldığı ilk olimpiyat oyunları ise 1924 Paris Olimpiyatları oldu. Paris O</span><span style="font-weight: 400;">limpiyatları, </span><span style="font-weight: 400;">Kurtuluş Savaşı sonrasında diplomatik yalnızlıktan kurtulma ve tanınma mücadelesi veren yeni bir ülke için iyi bir propaganda aracı olarak görüldü. Bu olimpiyatlarda, Türkiye Milli Futbol Takımı da ilk kez yer aldı ve milliler Çekoslovakya’ya 5-2 kaybetti. Türkiye’yi olimpiyat oyunlarında temsil eden ilk kadın sporcular ise Prof. Dr. Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni oldu. Türk spor tarihine geçen 2 kadın sporcu, Türkiye’yi 1936 Berlin Olimpiyatları’nda temsil etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya savaşları nedeniyle yapılamayan olimpiyat oyunları dışında Türkiye, 1920 Anvers, 1932 Los Angeles ve 1980 Moskova Olimpiyatları’nda yer almadı. 1932 Los Angeles Olimpiyatları’nda yer alamamasının nedeni ise yolun uzak, giderlerin fazla olmasıydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, olimpiyat tarihi boyunca 41’i altın, toplam 104 madalya elde etti. Coronavirüs nedeniyle ertelenen ve 2021 yılında yapılan 2020 Tokyo Olimpiyat Olimpiyatları’nda ise Türk sporcular rekor kırarak toplam 13 madalya elde etti. Madalyaların 2’si altın, 2’si gümüş olurken 9’unun rengi de bronzdu.</span></p>
<h4><b>Güreşte, zirveye ambargo koydu</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, olimpiyat tarihindeki en önemli başarısını güreşte yakaladı. Olimpiyat tarihi boyunca, güreşte 66 madalya elde edildi. Bu madalyaların 29’u altın, 18’i gümüş 19’u ise bronz oldu. Türkiye’nin olimpiyat oyunlarındaki ilk madalyaları da güreşten gelmiş oldu. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Yaşar Erkan altın madalya, Ahmet Kireççi ise bronz madalyanın sahibi oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bir Türk’ten daha kuvvetli ancak iki Türk vardır” sözünün dikkat çektiği 1948 Londra Olimpiyatları’nda ise Türk güreşçiler, 6 altın, 4 gümüş, 1 de bronz madalya elde etti. Hatta o dönemlerde İsveç basınında, “Güreşi ve güreşin idman inceliklerini, Türklerden öğrenmeliyiz” haberleri de çıkmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Güreş Federasyonu (</span><span style="font-weight: 400;">Federation İnternationale De Lutte Amateur-</span><span style="font-weight: 400;">FILA) tarafından “Asrın Güreşçisi” unvanı verilen Hamza Yerlikaya ise 1996 Atlanta ve 2000 Sidney Olimpiyatları’nda altın madalya kazanarak 2 yıl üst üste olimpiyat şampiyonu oldu. Güreşte, son altın madalyayı ise 2016 Rio Olimpiyatları’nda Taha Akgül elde etti.</span></p>
<h4><b>“Cep Herkülü” ve “Dinamo”, Türk halterini sırtladı</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Güreşin ardından en önemli başarı, halter sporunda yaşandı. Türkiye halterde, 8’i altın olmak üzere toplam 11 madalya elde etti. Kalan madalyaların 1’inin rengi gümüş, 2’sinin ise bronz oldu. Türkiye, güreşten sonra ilk altın madalyasını halterde aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1988 Seul Olimpiyatları’nda, kendi ağırlığının (60 kg) 3 katından 10 fazlasını kaldıran Naim Süleymanoğlu, bunu başaran ilk ve tek kişi olarak da tarihe geçti. 3 Ekim 1988’de Time dergisine kapak olan ilk Türk sporcu oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cep Herkülü” adıyla da anılan milli halterci, 1992 Barcelona Olimpiyatları’nda altın madalya elde etti. Aynı yıl, “Dünyanın en iyi sporcusu” unvanına da sahip oldu. 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Süleymanoğlu, olimpiyatlarda üst üste 3 kez altın madalya elde edip 9 kez de olimpiyat rekoru kırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halterde, Türkiye adına bir tarihi bir rekor da Halil Mutlu’dan geldi. 1996 Atlanta, 2000 Sidney, 2004 Atina Olimpiyatları’nda üst üste 3 kez altın madalya kazanan Mutlu, kırdığı rekorlardan sonra “Dinamo” lakabıyla anıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 Atina Olimpiyatları, Türk halter tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahipti. O yıl, olimpiyatlarda elde edilen 3 altın madalyanın tamamı halterden geldi. Halil Mutlu’nun yanı sıra, Taner Sağır ve Nurcan Taylan da altın madalya elde etti. Taner, 19 yaşında olimpiyat tarihinin en genç altın madalya alan haltercisi olurken Nurcan ise Türkiye’de olimpiyat şampiyonu olan ilk kadın sporcu unvanına sahip oldu.</span></p>
<h4><b>Altınlar, birer birer geldi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, olimpiyat tarihinde taekwondoda 9 madalya topladı. Olimpiyatlarda, Türk taekwondo tarihinin ilk ve tek altın madalyası, 2012 Londra Olimpiyatları’nda Servet Tazegül’den geldi. Türkiye o yıl, olimpiyatlarda 3 madalya elde etti. Madalyaların 2’si taekwondodan kazanıldı. Aynı olimpiyatlarda Nur Tatar, gümüş madalyanın sahibi oldu. Ayrıca, olimpiyat tarihi boyunca taekwondodan 3 gümüş, 5 bronz madalya elde edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boks, olimpiyat tarihinde Türkiye’ye, 1’i altın, 3’ü gümüş, 3’ü de bronz olmak üzere toplam 7 madalya kazandırdı. Kendi altın çağını ise 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda iki “Buse” ile yaşadı. Aynı olimpiyatlarda, Busenaz Sürmeneli, boks camiasına altın madalya sevinci yaşatırken Buse Naz Çakıroğlu ise gümüş madalyanın sahibi oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Judoda 1 altın 1 bronz olmak üzere toplam 2 madalya elde edildi. Türk Judosu, ilk madalyasını 1992 Barcelona Olimpiyatları’nda Hülya Şenyurt’la elde etti. Bronz madalya kazanan Hülya Şenyurt, Türk olimpiyat tarihinin kadınlarda madalya alan ilk ismi de oldu. Judonun ilk ve tek altın madalyasını ise Hüseyin Özkan, 2000 Sidney Olimpiyatları’nda kazandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, bir altını da okçuluk sporunda elde etti. Türk okçuluk tarihine adını altın harflerle yazdıran Mete Gazoz, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda şampiyon oldu. Mete ayrıca, 2023 Dünya Okçuluk Şampiyonası’nda altın madalya elde ederek de Türk okçuluk tarihinde bir ilki başardı.</span></p>
<h4><b>Altınsız 8 madalya</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Atletizm, karate ve artistik jimnastik sporlarında, altın madalya elde edilmese de toplam 8 madalya toplandı. Atletizmde 1 gümüş, 2 bronz, karatede 1 gümüş, 3 bronz, artistik jimnastikte ise 1 bronz madalya elde edildi. Artistik jimnastikteki tek madalyanın sahibi Ferhat Arıcan oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karate, olimpiyat tarihinde elde ettiği 4 madalyayı da 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda kazandı. Gümüş madalyanın sahibi olan Eray Şamdan, Türk karate tarihinde en önemli başarıyı da elde etmiş oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1948 Londra Olimpiyatları’nda, güreş dışında ilk kez farklı bir spor dalında madalya kazanıldı. Aynı yıl Ruhi Sarıalp, atletizmde bronz madalyanın sahibi oldu. Türk atletizmi en önemli başarısını, 2004 Atina Olimpiyatları’nda gümüş madalya alan Eşref Apak’la elde etti.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-yazi-dizisi-1-bolum-turkiyenin-olimpiyat-karnesi/">“Adım adım Paris 2024’e doğru”… 1. Bölüm / Türkiye’nin olimpiyat karnesi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/adim-adim-paris-2024e-dogru-yazi-dizisi-1-bolum-turkiyenin-olimpiyat-karnesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 2. Bölüm / Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik öneriler</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-2-bolum-kadina-yonelik-siddeti-onlemeye-yonelik-oneriler/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-2-bolum-kadina-yonelik-siddeti-onlemeye-yonelik-oneriler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2024 06:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumun her kesiminde cinsiyet e&#351;itli&#287;i ve &#351;iddet kar&#351;&#305;t&#305; bilin&#231; olu&#351;turulmas&#305;n&#305;n &#246;nemini vurgulayan Psikolog Ba&#351;o&#287;lu, kad&#305;na y&#246;nelik &#351;iddetle m&#252;cadele etmenin toplumsal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-2-bolum-kadina-yonelik-siddeti-onlemeye-yonelik-oneriler/">Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 2. Bölüm / Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Toplumun her kesiminde cinsiyet eşitliği ve şiddet karşıtı bilinç oluşturulmasının önemini vurgulayan Psikolog Başoğlu, kadına yönelik şiddetle mücadele etmenin toplumsal bir sorumluluk olduğunu, herkesin bu konuda duyarlı olup birlikte hareket etmesi gerektiği belirterek şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı yasaların çıkartılması ve etkin bir şekilde uygulanmasını önerdi. </b></h3>
<h3><b>Kadına yönelik şiddetin, kadınların hayatını tehdit eden önemli bir halk sağlığı problemi olduğuna işaret eden Psikolog Öztürk, şiddet önleyici yasal düzenlemeler ile gereken cezaların alınabilmesini sağlayacak mekanizmaların kurulması ve toplumun kadına yönelik konforlu bir hale getirilmesini istedi.</b></h3>
<h4><b>Merve Betül Yılmaz</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, “Mayıs 2024” raporuna göre; mayıs ayında 36, ocak ve mayıs aylarını kapsayan dönemde ise 183 kadın erkekler tarafından katledildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddeti incelediğimiz</span> <span style="font-weight: 400;">yazı dizimizin ikinci bölümünde yine Uzman Klinik Psikolog Jülide Başoğlu ile Psikolog Kudret Öztürk’ün şiddetin ortaya çıkardığı sonuçlar, şiddet mağduru kişiler ve tüm toplumun neler yapması gerektiğine yönelik önerilerine yer veriyoruz. </span></p>
<p><b>-Kadınlar sizce en çok hangi tür şiddete maruz kalıyor (sözlü, psikolojik vs.) ve bunu önlemeye yönelik toplumsal bazda neler yapılabilir?</b></p>
<div id="attachment_5337" style="width: 217px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5337" class="wp-image-5337 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-207x300.jpg 207w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-705x1024.jpg 705w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-103x150.jpg 103w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-768x1116.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1-1057x1536.jpg 1057w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" /><p id="caption-attachment-5337" class="wp-caption-text">Jülide Başoğlu</p></div>
<p><b>-Başoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadınlar en çok psikolojik, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Ancak psikolojik ve sözlü şiddet, fiziksel şiddetten daha yaygın olabilir çünkü bu tür şiddet, daha gizli ve fark edilmesi zor olabilir. Psikolojik şiddet, tehditler, aşağılama, manipülasyon ve izolasyon gibi davranışları içerir. Sözlü şiddet ise hakaret, küfür, alay ve tehditlerle kendini gösterir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarz şiddetleri önlemeye yönelik olarak toplumsal bazdaki önerilerimi şöyle açıklayabilirim: Okullarda, üniversitelerde ve iş yerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği konularında eğitim programları düzenlenmelidir. Eğitim müfredatlarına, cinsiyet eşitliği ve şiddet karşıtı derslerin eklenmesi, medya aracılığıyla şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan kamu spotları, sosyal medya kampanyaları ve bilgilendirici programlar düzenlenmelidir. Şiddet karşıtı etkinlikler, paneller ve seminerler organize edilmesi, şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı yasaların etkin bir şekilde uygulanması ve şiddet mağdurlarını koruyacak yasaların güçlendirilmesi, mağdurlara yönelik hızlı ve etkili koruma tedbirlerinin sağlanması, kadın sığınma evlerinin sayısının artırılması ve bu evlerde sağlanan hizmetlerin iyileştirilmesi, psikolojik, hukuki ve sosyal destek hizmetlerinin kolay erişilebilir hale getirilmesi, toplumun her kesiminin şiddet konusunda duyarlı hale getirilmesi ve bu konuda aktif rol almasının teşvik edilmesi. Şiddet durumlarında tanık olan bireylerin, yetkililere haber vermesi ve mağdurlara destek olması için bilinçlendirme çalışmaları yapılması, erkeklere yönelik şiddet karşıtı eğitim programları düzenlenmesi, erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalıklarının artırılması ve bu konuda aktif rol almalarının teşvik edilmesi, medyanın şiddeti özendirici veya normalleştirici içeriklerden kaçınması ve bu tür olayları duyarlı bir şekilde haberleştirilmesi, kadınların medyada güçlendirici ve olumlu rol modeller olarak temsil edilmesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu önlemler, toplumun her kesiminde cinsiyet eşitliği ve şiddet karşıtı bilinç oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Toplumun tüm bireylerinin bu konuda duyarlı ve aktif olması, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kritik bir rol oynar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b>Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Her kadın, fiziksel şiddete maruz kalmış diyemeyiz ama hemen hemen her kadın psikolojik şiddete maruz kalmıştır diyebiliriz. Yaşam içerisinde bir diğerine benzemediğimiz noktada ayrıştırılarak kendi hemcinslerimiz tarafından bile psikolojik eleştirisel şiddete maruz kalmaktayız. Bunu önlemeye yönelik olarak öncelikle toplum bilinci için şiddetin açıklanması ve çeşitleri öğretilmeli. Yazılı ve görsel basında şiddet içeren sahnelerin yer alması önlenerek, şiddetin normalleştirilmesinin önüne geçilmeli. Okullarda yapılan eğitimlerde ve toplumsal cinsiyet çalışmalarında şiddet içeren, içermeyen çözümlere yönelik uygulamalar yapılmalıdır. Tüm bunların yanı sıra silah kontrolüne yönelik çalışmalar ve en önemlisi de erkeğin toplumdaki rolünde güç gövde gösterisi kavramından uzaklaştırılması gerektiğini düşünmekteyim.</span></p>
<h4><b>Şiddeti önleyici yasal düzenlemeler, gerekli cezalar</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>-Toplumumuzun kanayan yaralarından olan kadına yönelik gerçekleşen şiddeti durdurmak için neler önerirsiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b> Başoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadına yönelik şiddeti durdurmak için çeşitli düzeylerde şöyle önlemler alınabilir:</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı yasaların çıkartılması ve etkin bir şekilde uygulanması. Mağdurlara yönelik koruma tedbirlerinin artırılması. Kolluk kuvvetlerinin ve yargı mensuplarının kadına yönelik şiddet konusunda eğitilmesi.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitim programlarının okullarda ve toplumda yaygınlaştırılması. Kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan kamu farkındalık kampanyaları düzenlenmesi.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için mesleki eğitim ve iş olanaklarının artırılması. Şiddet mağduru kadınlara yönelik sığınma evleri ve danışma merkezlerinin sayısının artırılması.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Şiddet mağduru kadınlara yönelik psikolojik destek hizmetlerinin sunulması. Toplumda empati ve anlayışın artırılması için erkeklere yönelik farkındalık programlarının düzenlenmesi.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b> Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu durumu engellemek adına kadının güçlendirilmesi ve toplumdaki statülerini yükseltmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Şiddet önleyici yasal düzenlemeler ve yasaların gerektirdiği cezaların alınabilmesi için gerekli mekanizmaların kurulması, çocukların aile dışında vakit geçirdikleri okullarda bu konu üzerine sosyal kültürel eğitimler verilmesi farkındalık oluşturulması gereklidir.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5338 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-767x1024.jpg 767w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-112x150.jpg 112w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-768x1026.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1-1150x1536.jpg 1150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1.jpg 1198w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></p>
<h4><b>Şiddeti uygulayanı konuşarak ikna etmek tehlikeli olabilir</b></h4>
<p><b>-Peki şiddet ortamında bulunan bir kadına verebileceğiniz öneriler nelerdir, saldırgan konuşarak ikna edilebilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b> Başoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Şiddet uygulayan bir kişiyi konuşarak ikna etmek, son derece karmaşık ve riskli bir durumdur. Bu, genellikle şiddet olayının ciddiyetine, saldırganın psikolojik durumuna ve olayın bağlamına bağlıdır. Ancak bazı durumlarda, dikkatli ve stratejik bir iletişim, şiddetin anında durmasını sağlayabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Bireysel düzeyde şiddet ortamında bulunan bir kadına şu önerilerde bulunabiliriz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; İlk ve en önemli adım, kadının kendi güvenliğini sağlamasıdır. Tehlikeli bir durumdaysa, derhal güvende olabileceği bir yere gitmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Yakın çevreden, aileden veya arkadaşlardan yardım istemek önemlidir. Şiddet uygulayan kişiyle yalnız kalmaktan kaçınılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Polis, kadın sığınma evleri, acil yardım hatları gibi yetkili mercilere başvurulabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Mümkünse sakin ve kontrolü elden bırakmadan konuşmaya çalışın. Şiddet anında saldırganı sakinleştirmek için kısa ve net cümleler kullanılabilir. Uzun cümleler ve karmaşık açıklamalar yapmaktan kaçının. Örneğin, “Lütfen sakin ol, konuşarak çözelim” veya “Sana zarar vermek istemiyorum, sadece konuşmak istiyorum” gibi cümleler kullanılabilir. Ancak bu yaklaşım, her zaman güvenli olmayabilir ve bu yüzden dikkatli olunmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, şiddet uygulayan bir kişiyi konuşarak ikna etmek her zaman mümkün olmayabilir ve bu süreç son derece tehlikeli olabilir. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız, güvenliğinizi öncelikli tutmalı ve gerektiğinde profesyonel yardım çağırmalısınız. Unutmayın ki, şiddet içeren durumlarda profesyonel yardım ve destek almak her zaman en güvenli ve en etkili yoldur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b> Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Şiddet anında kadınların saldırganı önlemeye yönelik yapabileceği ilk müdahale, güvenli bir alana geçmek olabilir daha sonrasında bu gibi durumlar için oluşturulmuş uygulamalardan yardım talebinde bulunabilirler. Saldırganla aynı ortamda kalma halindeyse sakin kalmaya özen göstermeli, temastan kaçınmalı ve tartışılan konuyla alakalı odak noktasını değiştirerek zaman kazanılabilir.</span></p>
<h4><b>Şiddet ve cinayetleri önlemede devlet daha etkin bir rol oynayabilir</b></h4>
<p><b>-Devletin katledilen kadınlara yönelik ne tarz önlemler alması yerinde olur?</b></p>
<p><b>&#8211; Başoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu tür vahşetleri durdurmaya yönelik olarak devletin alması gereken bazı önemli önlemler şunlardır: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddet ve cinayet suçlarına yönelik yasaların daha sert ve caydırıcı hale getirilmesi. Kadın cinayetlerinde indirim sebeplerinin (iyi hal, haksız tahrik gibi) kaldırılması veya sınırlandırılması. Kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarının hızlı bir şekilde görülmesi ve adaletin gecikmeden sağlanması. Mağdurların ve ailelerinin hukuki süreçte desteklenmesi.</span> <span style="font-weight: 400;">Şiddet tehdidi altındaki kadınlara yönelik koruma tedbirlerinin artırılması ve etkin bir şekilde uygulanması. Acil durum hatları ve sığınma evlerinin sayısının artırılması ve erişilebilir hale getirilmesi. Şiddet riski taşıyan durumların erken tespit edilmesi için polis ve sosyal hizmetler tarafından risk analizi yapılması. Risk altındaki kadınlara yönelik koruma planlarının oluşturulması ve uygulanması.</span> <span style="font-weight: 400;">Okullarda ve üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda zorunlu dersler verilmesi. Kamu farkındalık kampanyaları ile toplumun geniş kesimlerine ulaşarak şiddetin kabul edilemez olduğunun vurgulanması. Polis, yargı mensupları ve diğer ilgili kamu görevlilerinin kadına yönelik şiddet konusunda eğitim alması. Şiddet mağdurlarına nasıl yaklaşılması gerektiği ve bu tür vakalarda nasıl etkin müdahale edilmesi gerektiği konusunda eğitim verilmesi.</span> <span style="font-weight: 400;">Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için mesleki eğitim programları ve iş olanakları sağlanması. Şiddet mağduru kadınlara yönelik finansal destek programlarının oluşturulması.</span> <span style="font-weight: 400;">Şiddet mağduru kadınlar ve ailelerine yönelik psikolojik destek ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması. Toplumda şiddet mağdurlarına yönelik empati ve destek kültürünün geliştirilmesi.</span> <span style="font-weight: 400;">Medyanın kadına yönelik şiddeti romantize eden veya normalleştiren içeriklerden kaçınması. Şiddet olaylarını duyururken mağdurların onurunu koruyacak şekilde haber yapması.</span> <span style="font-weight: 400;">Toplumun her kesiminin şiddetle mücadeleye katılımının teşvik edilmesi. Kadına yönelik şiddetle mücadelede sivil toplum örgütlerinin ve yerel toplulukların desteklenmesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu önlemler, devletin kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemede daha etkin bir rol oynamasını sağlayabilir. Toplumsal bilinç ve yasal düzenlemelerin bir araya gelmesi, bu tür trajedilerin önlenmesinde kritik bir öneme sahiptir.</span></p>
<p><b>&#8211; Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu durumu engellemek adına kadının güçlendirilmesi ve toplumdaki statüleri yükseltmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Şiddet önleyici yasal düzenlemeler ve yasaların gerektirdiği cezaların alınabilmesi için gerekli mekanizmaların kurulması gereklidir. Çocukların aile dışında vakit geçirdikleri okullarda bu konu üzerine sosyal kültürel eğitimler verilmesi ve farkındalık oluşturulması gereklidir.</span></p>
<h4><b>Toplumsal bir sorumluluk, herkes duyarlı olmalı</b></h4>
<p><b>-Şiddete maruz kalan kadınlara travmalarını yenmeleri için neler önerirsiniz?</b></p>
<p><b>-Başoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Şiddete maruz kalan kadınlar, travmalarını yenmek ve hayatlarını yeniden inşa etmek için birçok farklı destek ve stratejiden yararlanabilirler. İşte travmalarını yenmelerine yardımcı olabilecek bazı öneriler:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Psikolog veya psikiyatrist gibi profesyonel bir yardım almak, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve diğer duygusal zorluklarla başa çıkmak için önemlidir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi travma odaklı terapi yöntemleri etkili olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benzer deneyimleri yaşamış diğer kadınlarla bir araya gelmek ve deneyimlerini paylaşmak, yalnızlık hissini azaltabilir ve destek sağlayabilir. Topluluk merkezlerinde veya sivil toplum kuruluşlarında düzenlenen destek gruplarına katılmak faydalı olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hobilerle ilgilenmek, spor yapmak, meditasyon ve yoga gibi rahatlatıcı aktivitelerle meşgul olmak, zihinsel ve fiziksel sağlığı iyileştirebilir. Sanat terapisi, yazma, resim yapma gibi yaratıcı faaliyetler, duyguların ifade edilmesine yardımcı olabilir. Yeni beceriler öğrenmek ve eğitim almak, özgüveni artırabilir ve ekonomik bağımsızlığı sağlayabilir. Mesleki eğitim programlarına katılmak veya iş bulma konusunda destek almak önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, arkadaşlar ve güvenilir kişilerle güçlü sosyal bağlar kurmak, duygusal destek sağlar ve iyileşme sürecini hızlandırır. Sağlıklı ve güvenli ilişkiler geliştirmek, kendini değerli hissetmeye yardımcı olabilir. Toplumsal etkinliklere katılmak, gönüllü çalışmalara dahil olmak, yeni insanlarla tanışmak ve topluluk içinde aktif olmak, sosyal destek ağını genişletebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mindfulness teknikleri, anı yaşamayı ve geçmişin olumsuz etkilerini azaltmayı teşvik eder. Bu teknikler, stresin azalmasına ve zihinsel berraklığın artmasına yardımcı olabilir. Düzenli meditasyon yapmak, derin nefes egzersizleri uygulamak, gevşeme tekniklerini öğrenmek faydalı olabilir. Kendi duygusal ihtiyaçlarını tanımak ve kabul etmek, kendine karşı nazik ve anlayışlı olmak iyileşme sürecinde önemlidir. Olumlu düşünme alışkanlıklarını geliştirmek ve kendine pozitif geri bildirimler vermek, özgüveni artırabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecekte olası şiddet durumlarına karşı bir güvenlik planı oluşturmak, kendini güvende hissetmeyi artırabilir. Acil durumlarda nereye gidebileceğini, kimleri arayabileceğini ve hangi adımları atacağını önceden planlamak önemlidir. Şiddet durumlarında yasal haklarını bilmek ve kullanmak, güvenlik ve adaletin sağlanmasında kritik öneme sahiptir. Kadın sığınma evlerinden, hukuk danışmanlarından veya kadın hakları örgütlerinden destek almak gerekebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu öneriler, şiddete maruz kalan kadınların travmalarını aşmalarına ve hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olabilir. Her kadının iyileşme süreci benzersizdir ve bu süreçte sabırlı, kendine karşı anlayışlı ve destek arayışında olmak önemlidir.</span></p>
<p><b>&#8211; Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadına yönelik şiddet, kadınların hayatını tehdit eden önemli bir halk sağlığı problemi olması ile kadınların ruhsal açıdan da önemli zedelenmeler yaşamasına neden olur. Şiddete maruz kalmak psikolojik iyi oluşu olumsuz etkiler. Şiddete maruz kalmak ile görülen psikolojik problemlerin düzeyi arasında güçlü bir ilişki olduğuna dair literatürde pek çok araştırma bulunmaktadır. Şiddet mağduru kadınlarda yüksek oranda duygusal stres, kendine zarar verme düşünceleri veya değersizlik hisleri olduğu bilinmektedir. Şiddete maruz kalan kadınlarda yoğun korku, kontrolsüzlük hissi oldukça yaygın olmasından ötürü kişi çaresizliğe de sürüklenir. Şiddet söz konusu olduğunda çeşitli güç dengesizlikleri olabileceği için bu kadınların destek almak için harekete geçmesi zorlaşabilir. Bu nedenle şiddet yapısı, etkileri ve biçimi hakkında bilgi paylaşımlarının artması ile yakınımızda olan kişileri ruh sağlığı alanında destek almak için yönlendirmek faydalı olabilir.</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b>Son olarak eklemek istediğiniz bir şey varsa alabilir miyim?</b></h4>
<p><b>&#8211; Başoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek, toplumsal bir sorumluluktur ve herkesin bu konuda duyarlı olması, birlikte hareket etmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><b>&#8211; Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Dünya tarihinde en büyük değişimi, eşleriyle kadınların eşit oldukları ve erkeğin evin reisi olmadığı düşüncesiyle yakaladık. Kadına yönelik psikolojik ve her türlü fiziksel şiddetin var olduğu toplumlar, gelişme hareketlerini çıkmaz bir sokakta aramanın ötesine geçemeyeceklerdir! Güzel bir yaşam ancak güvenli alanda ortaya çıkar. Toplumu kadına yönelik konforlu bir hale getirmek adına şiddet cezalarının caydırıcı nitelikte olması işlenen suçlarda önleyici bir tedbir olabilir.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-2-bolum-kadina-yonelik-siddeti-onlemeye-yonelik-oneriler/">Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 2. Bölüm / Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-2-bolum-kadina-yonelik-siddeti-onlemeye-yonelik-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 1. Bölüm / Kadınların sosyal hayattaki statüsü ve şiddetin nedenleri</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-1-bolum-kadinlarin-sosyal-hayattaki-statusu-ve-siddetin-nedenleri/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-1-bolum-kadinlarin-sosyal-hayattaki-statusu-ve-siddetin-nedenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2024 08:10:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=5327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolog Ba&#351;o&#287;lu, kad&#305;nlar&#305;n cinsiyet e&#351;itsizli&#287;i ve ayr&#305;mc&#305;l&#305;kla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;klar&#305;, &#231;&#246;z&#252;lmesi gereken ciddi sorunlar oldu&#287;una dikkat &#231;ekip kad&#305;na y&#246;nelik &#351;iddetin arkas&#305;nda yatan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-1-bolum-kadinlarin-sosyal-hayattaki-statusu-ve-siddetin-nedenleri/">Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 1. Bölüm / Kadınların sosyal hayattaki statüsü ve şiddetin nedenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Psikolog Başoğlu, kadınların cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılıkla karşılaştıkları, çözülmesi gereken ciddi sorunlar olduğuna dikkat çekip kadına yönelik şiddetin arkasında yatan sebeplerin karmaşık ve çok boyutlu olduğunu vurguladı. Psikolog Öztürk ise kadının varlığının hep sorgulandığını, dünyanın her yerinde kadınların benzer güçlükler yaşadıklarına işaret ederek şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil sistemin kök salan normları olduğunu söyledi.</b></h3>
<h4><b>Merve Betül Yılmaz</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemiz ve dünyada geçmişten günümüze değin kadına yönelik şiddet, hep toplumların kanayan yaralarından biri olarak araştırma ve tartışmaların odak noktası… Altında yatan sebepler ne olursa olsun kaynağından kopup gelen şiddetin her türlüsü iliklerimize kadar işliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun, “Mayıs 2024” raporuna göre; mayısta 40 kadının katledilmesi, 20 kadının ise şüpheli olarak öldürülmesi bu yazı dizisini hazırlayıp kadına yönelik şiddeti psikolojik yönden incelemeye çalıştık. Yüreği şiddeti reddeden, bu alanda kendini geliştirmiş iki kadın Uzman Klinik Psikolog Jülide Başoğlu ve Psikolog Kudret Öztürk ile hemcinslerine yönelik şiddetin boyutlarını irdeledik. 2 bölümden oluşan yazı dizimizin birinci bölümünde “kadına yönelik şiddetin altında yatan nedenleri ve kadının toplumdaki yerini”, ikinci bölümünde ise psikologlarımızın, şiddetin ortaya çıkardığı sonuçlar ile şiddet mağduru ve toplumun neler yapması gerektiğine yönelik önerilerine yer verdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul doğumlu Uzman Klinik Psikolog Başoğlu, Royal Holloway, University of London’da klinik psikoloji eğitimimi başarı ile tamamladıktan sonra Londra ve İstanbul’da çalışma hayatına başlamış. Başoğlu, halen University of Oxford’da eğitim hayatına devam edip British Psychological Society’e (İngiliz Psikoloji Derneği) bağlı olarak, Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde on-line ve yüz yüze olmak üzere terapi hizmeti veriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok ülkenin, cinsiyet eşitliğini teşvik eden yasa ve politikalar geliştirdiğini, kadına yönelik şiddetle mücadele ve kadın haklarının korunması için uluslararası anlaşmalar yapıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Başoğlu, önemli ilerlemeler kaydedilmekle birlikte, çözülmesi gereken ciddi sorunlar bulunduğunu anlattı. Başoğlu, “Toplumda kadına yönelik şiddetin bir sorun olarak görülmemesi, bu durumu daha da kötüleştirir” uyarısı yaptı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadının varlığının hep sorgulandığını belirten Psikolog Öztürk ise, “Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kadınların yaşadıkları güçlükleri benzer kılan bir süreç var” dedi. Şiddetin asıl kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil sistemin kök salmış normları olduğuna işaret eden Öztürk, kadına yönelik şiddetin doğuş merkezinin aile yapısı olduğunun altını çizdi. </span></p>
<h4><b>Çözülmesi gereken ciddi sorunlar var</b></h4>
<p><b>-Gerek ülkemiz için gerekse de küresel anlamda bakıldığında kadının gelmiş olduğu konumu nasıl değerlendirebilirsiniz?</b></p>
<div id="attachment_5330" style="width: 217px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5330" class="wp-image-5330 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-207x300.jpg 207w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-705x1024.jpg 705w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-103x150.jpg 103w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-768x1116.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu-1057x1536.jpg 1057w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/julide-basoglu.jpg 1080w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" /><p id="caption-attachment-5330" class="wp-caption-text">Jülide Başoğlu</p></div>
<p><b>-Başoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Kadınların toplumsal konumu hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte önemli ilerlemeler kaydetmiş olsa da halen ciddi zorluklar ve eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Kadınların eğitim düzeyi geçmiş yıllara göre önemli ölçüde artmıştır. Kız çocuklarının okullaşma oranı yükselmiştir. Kadınların işgücü piyasasına katılımı artmıştır. Girişimcilik alanında da kadınlar daha aktif rol almaya başlamıştır. Yine de devam eden birçok sorun bulunmaktadır bunlardan ilki cinsiyet eşitsizliğidir. Kadınlar, işgücü piyasasında hâlâ cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Aynı işi yapan kadın ve erkek arasındaki ücret farkı devam etmektedir. Ekonomik bağımsızlık kazanma konusunda kadınlar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, önemli engellerle karşılaşmaktadır. Kadına yönelik şiddet, ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet yaygındır. Şiddet mağdurlarına yönelik koruma ve destek mekanizmalarının etkinliği tartışma konusudur. Geleneksel ve ataerkil değerler, kadınların toplumsal rolünü sınırlamaktadır. Kadınlar, aile içi rollerle sınırlandırılmakta ve toplumsal hayata katılımları kısıtlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Küresel ölçekte değerlendirdiğimizde; kadınların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi artmıştır. Birçok ülkede kız çocuklarının okullaşma oranı yükselmiş, anne ve çocuk sağlığı iyileşmiştir. Birçok ülkede kadınlar parlamentolarda, hükümetlerde ve yerel yönetimlerde daha fazla temsil edilmektedir. Uluslararası kuruluşlarda ve örgütlerde kadın liderler ve yöneticilerin sayısı artmaktadır. Birçok ülke, cinsiyet eşitliğini teşvik eden yasalar ve politikalar geliştirmiştir. Kadına yönelik şiddetle mücadele ve kadın haklarının korunması için uluslararası anlaşmalar yapılmıştır.  Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (United Nations -UN Women) gibi uluslararası kuruluşlar, kadın haklarının geliştirilmesi için aktif çalışmalar yürütmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, kadınların toplumsal konumundaki yerine yönelik önemli ilerlemeler kaydedilmekle birlikte, halen çözülmesi gereken ciddi sorunlar bulunmaktadır. Eğitim, yasal düzenlemeler, ekonomik destek ve toplumsal farkındalık artırma çabaları, bu sorunların çözümünde kritik öneme sahiptir.</span></p>
<div id="attachment_5331" style="width: 235px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5331" class="wp-image-5331 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-767x1024.jpg 767w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-112x150.jpg 112w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-768x1026.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk-1150x1536.jpg 1150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/07/kudret-ozturk.jpg 1198w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-5331" class="wp-caption-text">Kudret Öztürk</p></div>
<p><b>-Öztürk: </b><span style="font-weight: 400;">Kadınlar nereye bakılırsa bakılsın her yerdedirler; ekonomik hayatta, toplumsal çalışmalarda ve kamuda… Bazen en belirgin halde bazen de görünmez biçimde ama ne yazık ki bulunduğu alanda kadının varlığı hep sorgulanmıştır. Yaşadığımız coğrafyanın ötesinde de dünya tarihinde bu durum çoğu zaman bu şekildeydi yani kadının baskılanması ve sürekli ezilmesi sadece ata erkil toplumlara özel değildir. Örneğin antik Roma’da belirli bir dönem kadınlara isim bile verilmiyormuş, oradaki kadınlar doğuş sırasına göre birinci ikinci gibi isimlendirilirlermiş. Yine Londralı kalemi ile oldukça başarılı kadın Yazar Virgina Wolf kitaplarının basılması için çok uzun yıllar mahlas kullanmak durumunda kalmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya tarihinde en büyük değişimi, eşleriyle kadınların eşit oldukları ve erkeğin evin reisi olmadığı düşüncesiyle yakaladık. Kadınlar için modernliğin anlamı; ekonomik özgürlük, bağımsızlık ve bireyselleşmiş statüsüne ulaşmaktır. “Yeni Dünya” düzeninde kadınlar, yaşamın her alanında daha aktif rol oynamakta varlığını çalışmalarını ürettikleri eserleri artık görünür kılmakta ama dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kadınların yaşadıkları güçlükleri benzer kılan bir süreç var.</span></p>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4><b>Sebepler karmaşık ve çok boyutlu…</b></h4>
<p><b>-Kadına yönelik şiddetin sebeplerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce saldırganın psikolojik anlamda nasıl bir dürtüsü onu şiddete meylettiriyor olabilir?</b></p>
<p><b>&#8211; Başoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddetin arkasında yatan sebepler karmaşık ve çok boyutludur. Saldırganın psikolojik dürtüleri, toplumsal normlar, kişisel geçmiş ve çevresel faktörler bu konuda önemli rol oynar. İşte kadına yönelik şiddetin arkasında yatan bazı ana sebepleri şöyle özetleyebilirim: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddet uygulayan kişiler, genellikle güç ve kontrol ihtiyaçlarını tatmin etmeye çalışır. Kadınlar üzerinde hakimiyet kurarak kendilerini güçlü hissetmek isterler. Bu ihtiyaç, özgüven eksikliği veya kendine güvensizlik gibi duygulardan kaynaklanabilir. Saldırganlar, öfke ve stresi sağlıklı yollarla yönetmeyi başaramadıklarında şiddete başvurabilirler. Geçmişte yaşanan travmalar veya sürekli stres altında olmak, bu durumu tetikleyebilir. Bazı saldırganlar, kişilik bozuklukları (örneğin, narsistik veya antisosyal kişilik bozukluğu) veya diğer psikolojik rahatsızlıklar (örneğin, depresyon, anksiyete) nedeniyle şiddet eğilimi gösterebilirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerkil toplumlar, erkeklerin kadınlar üzerinde üstünlük kurmasını ve bu üstünlüğü şiddet yoluyla pekiştirmesini normalleştirebilir. Toplumsal cinsiyet rolleri ve beklentileri, kadınların daha az değerli görülmesine neden olabilir. Geleneksel normlar ve değerler, kadınların itaatkâr ve bağımlı olmaları gerektiğini öğretebilir. Bu, kadınların bağımsızlık ve özgürlük arayışlarını engeller ve şiddeti besler. Şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan yeterli eğitim ve farkındalık eksikliği, kadına yönelik şiddeti yaygınlaştırabilir. Toplumda kadına yönelik şiddetin bir sorun olarak görülmemesi, bu durumu daha da kötüleştirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların ekonomik olarak bağımsız olamaması, onları şiddet uygulayan partnerlerine bağımlı hale getirir. Ekonomik stres ve işsizlik, aile içi şiddeti artırabilir. Yoksulluk ve sosyal izolasyon, şiddet vakalarının artmasına neden olabilir. Ekonomik sıkıntılar ve sosyal destekten yoksunluk, şiddeti tetikleyebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukluk döneminde şiddete tanık olmak veya bizzat şiddet görmek, ilerleyen yaşlarda şiddet eğilimini artırabilir. Aile içi şiddet döngüsü, kuşaklar arasında devam edebilir. Alkol ve madde bağımlılığı, saldırgan davranışları tetikleyebilir. Madde kullanımı, kişinin öfke kontrolünü ve yargılama yeteneğini zayıflatabilir.</span></p>
<p><b>-Öztürk: </b><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik psikolojik ve her türlü fiziksel şiddetin var olduğu toplumlar gelişme hareketlerini çıkmaz bir sokakta aramanın ötesine geçemeyeceklerdir!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddette onaylanan temel bir içgüdü olarak kabul edilen saldırganlık; başarı ve üstünlük sağlamakta ve erkeklerde olumlu bir güç olarak cesaret, güçlü olma, enerji ataklık vs. anlamına gelmektedir. Erkeğin toplumdaki cinsiyet rolü beklentileri arttırıcı etki yaparken erkek şiddeti bir kontrol yöntemi olarak benimsemektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saldırganlığın nedenlerini sıraladığımızda; kontrol gereksinimi, gücün kötü kullanımı, kişilik bozukluğu, azalmış benlik saygısı, madde bağımlılığı, empati yapma yeteneğinde zayıflık gibi birçok neden vardır.</span></p>
<h4><b>-Sizce kadına yönelik şiddetin asıl kaynağı nedir?</b></h4>
<p><b>-Başoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddetin asıl kaynağı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil sistemin kök salmış normlarıdır. Bu normlar, erkeklerin kadınlar üzerinde kontrol ve güç sahibi olmasını teşvik eder ve kadına yönelik şiddeti normalleştirir. Ayrıca, ekonomik bağımlılık, eğitim eksikliği, kültürel ve dini inanışlar da şiddetin yayılmasında rol oynayabilir.</span></p>
<p><b>-Öztürk:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadına yönelik şiddetin doğuş merkezini aile yapısı olarak belirleyebiliriz; şiddet davranışı kuşaktan kuşağa geçiş gösteren hem kadın hem erkeklerin öğrendiği bir olgudur. Aile üyelerinin rollerinin tanımlanmamış olması birlikte geçirilen zaman, ailenin duygusal paylaşım yoksunluğu, aile içi stres ve çatışma ortamı gibi nedenler şiddetin kaynağı için doğuş sebebi olmaktadır. </span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-1-bolum-kadinlarin-sosyal-hayattaki-statusu-ve-siddetin-nedenleri/">Kadına yönelik şiddetin psikolojik incelenmesi 1. Bölüm / Kadınların sosyal hayattaki statüsü ve şiddetin nedenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadina-yonelik-siddetin-psikolojik-incelenmesi-1-bolum-kadinlarin-sosyal-hayattaki-statusu-ve-siddetin-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her yerde açılan hukuk fakülteleri aynı hızla kapatılmalı / Avukatlık Yazı Dizisi 2. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/her-yerde-acilan-hukuk-fakulteleri-ayni-hizla-kapatilmali-avukatlik-yazi-dizisi-2-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/her-yerde-acilan-hukuk-fakulteleri-ayni-hizla-kapatilmali-avukatlik-yazi-dizisi-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2024 07:16:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=4862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yerde a&#231;&#305;lan hukuk fak&#252;lteleri ayn&#305; h&#305;zla kapat&#305;lmal&#305; Asgari &#252;cretin alt&#305;nda ve k&#246;t&#252; ko&#351;ullarda &#231;al&#305;&#351;t&#305;klar&#305;n&#305; belirten gen&#231; avukatlar, hukuk fak&#252;ltelerinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/her-yerde-acilan-hukuk-fakulteleri-ayni-hizla-kapatilmali-avukatlik-yazi-dizisi-2-bolum/">Her yerde açılan hukuk fakülteleri aynı hızla kapatılmalı / Avukatlık Yazı Dizisi 2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Her yerde açılan hukuk fakülteleri aynı hızla kapatılmalı</b></h3>
<h3><b>Asgari ücretin altında ve kötü koşullarda çalıştıklarını belirten genç avukatlar, hukuk fakültelerinin çokluğu ve eğitim kalitesinin düşmesinde şikâyetçi. </b></h3>
<h4><b>Cihat Öztürk / Gaziantep</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadıkları sorunlar, genç avukatların mesleği bırakmasına neden oluyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Demokrasi İçin Medya olarak hazırladığımız yazı dizisinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Bu bölümde </span><span style="font-weight: 400;">avukatlığı bırakan Cahit Encü, serbest avukat Fatma Çağlak ve hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi Muzaffer Fatih </span><span style="font-weight: 400;">ile konuştuk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yıldır avukatlığı aktif olarak yapmadığını aktaran Cahit Encü, toplumun avukatlığa bakış açısının sorunlu olduğuna işaret etti. “Çantalı hırsızlar” olarak anılmalarının, mesleği bırakmasında önemli rol oynadığını belirten Encü, sorunları şöyle özetliyor:</span></p>
<div id="attachment_4849" style="width: 235px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4849" class="wp-image-4849 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2-768x1024.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2-113x150.jpg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2-1152x1536.jpg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Cahit-Encu-2.jpg 1536w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Cahit Encü</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Savcı ve hâkimlerin, avukatlarla kendilerini eş görmediği, kendilerinden altta gördüklerini fark ettim. Dosyaları inceletmiyorlar. Bizlere, ‘Siz dışarıda durun, dosyayı bitirelim, şahsın cezasını verelim. Bize yol göstermeyin, yargılamada yardımcı olmayın savunma yapmayın biz gördüğümüzü yargılayıp bitirelim’ diye bir algı yer edinmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkemelerde gördüğüm bir başka sorun, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi. Geç gelen adalet, adalet değildir. Mesleki dayanışma yok. Avukatlar, birbirlerinin haklarını savunma noktasında birlikte hareket etmiyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesleğimi faal olarak yürütmeyi düşünmüyorum. Ofisimi askıya aldım. Aile mesleğini devam ettirmeyi düşünüyorum. Bir ofisin giderini karşılayamadığım ve bağlı çalışabilecek yer olmadığı için bu mesleği icra edemeyeceğimi düşündüm. Çünkü bağlı çalışan yerlerde arkadaşlarımın asgari ücretin altında kazançlar sağladığını gördüm. Asgari ücretin altında kötü koşullarda çalışmamız kabul edilebilecek bir durum değil.”</span></p>
<h4><b>Avukatlık sınavı, ciddiye alınmalı ve belirleyici olmalı</b></h4>
<div id="attachment_4850" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4850" class="wp-image-4850 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Fatma-Caglak-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Fatma-Caglak-2-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Fatma-Caglak-2-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Fatma-Caglak-2-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Fatma-Caglak-2.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Fatma Çağlak</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Konya’da 4 yıldır serbest avukatlık yapan Fatma Çağlak, mesleğin eski günlerine kavuşacağına inananlardan. Bazı uygulamaların avukatlık mesleğine yeniden itibar kazandıracağını düşünen Çağlak, umudunu şöyle dile getiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Avukatlık mesleği, günümüz itibariyle belki de en zor günlerini geçiriyor. Fakat bu meslek, insanlık tarihinin en eski mesleklerinden birisi olup insanlık her zaman bir hak savunucusuna ihtiyaç duyacaktır. Ama bir anda tabiri caizse mantar gibi her yerde hukuk fakültesi açılmışsa, sıralamalar bir anda binlerce kişi geriye düşürülmüşse, aynı hızla da hukuk fakültelerinin kapatılması ve belli bir sıralama zorunluluğu getirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca hukuk fakültesinden mezun olmak nasıl ki tek başına hâkim, savcı olmak için yeterli değilse aynı şekilde avukat olmak için de yeterli olmamalıdır. Bu nedenle de yapılacak avukatlık sınavının ciddiye alınması ve belirleyici olması gerekmektedir. Bu gibi değişiklikler avukatlık mesleğini eski itibarına kavuşturacaktır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Taşra diyeceğimiz küçük şehirlerdeki barolara kayıtlı avukat sayısı, bir anda 10 yıl öncesinin katbekat fazlası. Sayıdaki ani ve kontrolsüz artış avukatların kazancında ciddi manada düşüşe ve parçalanmaya neden oldu” diyen Çağlak, sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu duruma ek olarak özellikle genç meslektaşlar arasında iş alma kaygısı görülüyor. Emeğinin karşılığı olmayan bir hayli düşük ücretlerle dosya alımına neden olduğu için baroların öneri niteliğinde yayımladığı vekâlet ücretleri hayal gibi kaldı. Sigortalı olarak çalışan meslektaşlar da asgari ücretlerle ve hatta çok daha altına çalışmak zorunda kalıyorlar. Maalesef günümüz itibariyle avukatlık piyasası kan ağlıyor diyebileceğimiz bir durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat hakları söz konusu olduğunda ise baroların, eski etkin ve inatçı duruşlarını kaybettiklerini düşünüyorum. Adeta dernek haline gelen baroların, kendi kendilerini her geçen gün pasifize ettiklerine inanıyorum. Bu nedenle de söz konusu avukat hakları olduğunda ne barolardan ne de yarısı avukat olan meclisten ses çıktığına şahit oldum. Avukatlar kendi göbeklerini kendileri kesmek zorunda olan, müvekkillerinin yanı sıra kendi haklarını da savunmak zorunda kalan meslek gruplarıdır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlığın, birçok meslek gibi mesai bittikten sonra biteceği, hayatını kazanmasına yardımcı olacağını zannettiğinin altını çizen Çağlak, sözlerini şöyle tamamlıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sandığımın aksine, bu mesleğin 7/24 hiç durmadan ve daima iç içe olman gereken, her gün öğrendiğin ve daima yeterli olamadığın bir meslek olduğunu gördüm. Geride bıraktığım 4 yıllık süreç hiç kolay geçmedi. Hatta hayatımın en zor dönemleri diyebilirim. Fakat her ne olursa olsun dün de bugün de yarın da bu mesleği çok seveceğim ve bu mesleğin hak ettiği değeri görmesi için elimden gelenin fazlasını yaparak çalışacağım. Bu meslek ve tüm hukukçular için, tek beklentim adil, tam bağımsız bir yargıyla yargılanma hakkı. Ayrıca bu mesleğin en kısa sürede kendini toparlayacağını yarının bugünden çok daha güzel olacağını biliyorum.”</span></p>
<h4><b>“Okullarda pratik deneyim sunacak müfredat değişikliği lazım”</b></h4>
<div id="attachment_4851" style="width: 235px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4851" class="wp-image-4851 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-768x1024.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-112x150.jpg 112w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-1152x1536.jpg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-1536x2048.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Muzaffer-Fatih-2-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-4851" class="wp-caption-text">Muzaffer Fatih</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuk fakültelerindeki sorunlardan birisini, “teorik eğitimin pratik uygulamadan uzak olması” şeklinde tanımlayan hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi Muzaffer Fatih, şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Öğrencilerin staj yapma fırsatları, çok sınırlı ve bu da mezun olduklarında işyerinde karşılaşacakları pratik sorunları çözmelerini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle, okullarda daha fazla pratik deneyim imkânı sunacak müfredat değişikliği yapılması lazım. Çok sayıda hukuk fakültesinin olması, mezun olduktan sonraki iş bulma sürecini etkiliyor. Rekabet, eski nesillere göre çok daha fazla. Bu kadar fazla fakülte, niteliksiz yetişen birçok hukuk fakültesi mezunu demektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl Hukuk Mesleklerine Giriş sınavı geliyor. Avukat olabilmek için önceden fakülteden mezun olup yasal stajınızı tamamlamanız yeterliydi. Artık bir sınava gireceksiniz ve stajınıza başlayıp sonrasında avukat olabilmek için bu sınavda başarılı olmalısınız. Bu sınav biraz mezun yoğunluğu azaltacak gibi duruyor ama nitelikli bir hukuk eğitimi alınması ve öğrencinin pratik iş hayatına daha uyumlu bir şekilde mezun olabilmesi için hukuk fakültesi sayısının azaltılması gerekiyor.”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/her-yerde-acilan-hukuk-fakulteleri-ayni-hizla-kapatilmali-avukatlik-yazi-dizisi-2-bolum/">Her yerde açılan hukuk fakülteleri aynı hızla kapatılmalı / Avukatlık Yazı Dizisi 2. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/her-yerde-acilan-hukuk-fakulteleri-ayni-hizla-kapatilmali-avukatlik-yazi-dizisi-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak hafızasının asli taşıyıcıları avukatlar / Avukatlık Yazı Dizisi 1. Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hak-hafizasinin-asli-tasiyicilari-avukatlar-avukatlik-yazi-dizisi-1-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hak-hafizasinin-asli-tasiyicilari-avukatlar-avukatlik-yazi-dizisi-1-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 May 2024 07:30:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=4846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk fak&#252;lteleri ve avukat say&#305;s&#305; artarken e&#287;itimde kalite d&#252;&#351;&#252;yor&#8230; Avukatlar mesle&#287;in gelece&#287;inden endi&#351;eli&#8230; &#160; Cihat &#214;zt&#252;rk / Gaziantep T&#252;rkiye&#8217;de son [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/hak-hafizasinin-asli-tasiyicilari-avukatlar-avukatlik-yazi-dizisi-1-bolum/">Hak hafızasının asli taşıyıcıları avukatlar / Avukatlık Yazı Dizisi 1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Hukuk fakülteleri ve avukat sayısı artarken eğitimde kalite düşüyor… Avukatlar mesleğin geleceğinden endişeli…</b></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h4><b>Cihat Öztürk / Gaziantep</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de son yıllarda tartışma konusu olan alanlardan biri de hukuk ve avukatlık mesleği. Gerek yargılama koşulları gerekse geleceği açısından karamsar tablo çizilen bu alandaki tartışmalar gündemden düşmüyor. Hukuk fakültelerinin çoğalması, avukat sayısının her geçen gün artması, eğitimde kalitenin düşmesi mesleği bekleyen tehlikeler arasında. Asgari ücretin altında bir rakama çalışmaya maruz bırakılan avukatlar ise mesleğin geleceğin endişeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok hukuk öğrencisi veya yeni genç avukatın bırakma kararı aldığı mesleği Demokrasi İçin Medya olarak yazı dizisi haline getirdik. İlk bölümde emekli hâkim Dr. Orhan Gazi Ertekin, Gaziantep Barosu Avukatlarından Ömer Faruk Akan ve İstanbul Barosuna kayıtlı Büşra Çakır ile konuştuk.</span></p>
<h4><b>“Türkiye’de avukatlığının geleneği yoktur, geleceği çalınmıştır, çalınmaktadır”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ülkemizde avukatlık mesleğinin dünü, bugünü ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz” sorumuza Emekli Hâkim Dr. Ertekin, şu yanıtı veriyor:</span></p>
<div id="attachment_4852" style="width: 178px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4852" class="wp-image-4852 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Orhan-Gazi-Ertekin-1-168x300.jpg" alt="" width="168" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Orhan-Gazi-Ertekin-1-168x300.jpg 168w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Orhan-Gazi-Ertekin-1-84x150.jpg 84w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Orhan-Gazi-Ertekin-1.jpg 473w" sizes="(max-width: 168px) 100vw, 168px" /><p id="caption-attachment-4852" class="wp-caption-text">Dr. Orhan Gazi Ertekin</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu soruya verilmesi gereken ilk yanıt galiba geçmiş ve gelecek ile anlayabileceğimiz bir avukatlık geleneğine sahip olmamamız olmalı. Çünkü Türkiye’de avukatlığın ne dünü var ne de geleceği. Sadece bugünü var. Şunu düşünelim: Çok güçlü Ermeni, Rum ve Yahudi avukatlık tecrübelerini bir kenara bırakalım; Cumhuriyet dönemi avukatlığını ve avukatlarını biliyor muyuz? Maalesef hayır. Örneğin İzmir’de avukatlık yapan avukatlar, İzmir Barosu’nun 1 nolu kurucu üyesi Bekir Behlül’ü biliyorlar mı? Maalesef hayır. Onun hayatı ve avukatlık pratikleri, bugün hatırlanıyor mu? Bazılarımız bu soruları ‘Bilsek ne olur bilmesek de olur’ diye karşılayabilirler…</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Fakat bunun basit bir mesele olmadığını özellikle vurgulamak isterim. Çünkü geleneksizliğin birden çok ve can alıcı sonucu var. Birincisi, Türkiye’de avukatlık cemiyeti yaratılamıyor. Cemiyetten neyi kastediyorum peki? Cemiyet kendi bağlayıcı gelenekleri, ortak bilgi ve bilinç ile birbirine bağlanan ve aynı zamanda birbirlerini denetleyen bireyler topluluğu demektir kabaca. Bir geleneğiniz yoksa gevşek örgütlü bir meslek cemiyeti haline gelirsiniz ve bağlayıcı beşeri, etik, ahlak ve disipline sahip olmazsınız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum avukatlıkta her şeyin yapılabileceği, her yolun mübah olacağı sonucuna götürmüştür. Meslek bilinci ve meslek politikasına sahip olmamak bu geleneksizliğin sonucudur. Üzerinde bir geleneğin ağırlığı olmayan avukat için herhangi bir sınır yoktur. Geleneğin olmamasının ikinci önemli sonucu, bir hak hafızasına sahip olmamaktır. Hak hafızasının asli taşıyıcıları avukatlardır. Bu bütün toplumlar için geçerlidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin geçmiş avukatlık hafızasını bilmiyorsak, hak hafızasını da bilmiyoruz demektir. 1940’larda Sabahattin Ali’nin Avukatı Bülent Nuri Esen’i ve onun karşısında Nihal Atsız’ın Avukatı Kenan Öner’i bilmiyorsak, aralarındaki hukuki çatışma ve gerilimleri hatırlamıyorsak hak mücadelesine dair pek az şey biliyoruz demektir. 12 Eylül mahkemelerinde Nebî Barlas’ın hukuk mücadelesini bilmiyorsak bugün yürüteceğimiz avukatlık pratiği de her şeyi kendimizden başlatmak şeklinde olur. Ve geriye bir hak hafızası bırakamayız.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">İsmet İnönü’ye, ‘Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?’ diye sorduklarında ‘Şu an önümde olan dosyadır’ demiş. Avukatlar için de en önemli sorun önlerindeki dosyadır… İnönü’nün şaşırtıcı tarzı ciddiye alınmalı kuşkusuz ki. Fakat biz, İnönü gibi sadece ‘görev insanı’ olursak bütünlüğü göremeyiz. Önümüzde olmayan dosyalarla önümüzdeki arasındaki doğrudan ilişkiyi de görmeliyiz. Şunu demeye çalışıyorum: Avukatların ‘en önemli sorunu’ yok. Artık arşı aşmış devasa sorunları var. Yeni gelişmeler ve sorunlar ile başlayalım. Avukatlar ‘adli piyasanın’ girişimcileri durumundalar ve artık paylaşım giderek hiyerarşik bir hal alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçi-patron ilişkisinin tüm sınıfsal sorunlarını avukatlıkta da görebiliriz. Bu ezme ve ezilmenin avukatlığın temel mekanizma ve sahalarından birisi haline gelmesine yol açıyor. Diğer yandan hukuk fakülteleri avukatlığa yeni işçi taşıyan endüstriyel makinelere dönüşüyor. Bunun sonucu olarak avukatlık içindeki kıdemli kıdemsiz oranı olağanüstü dengesizlik arz ediyor. Eğer bir avukatlık cemiyeti içerisinde, 15 yıldan fazla kıdemli avukatların oranı, kıdemsizlerin dörtte biri kadar ise orada gelenek aktarımı mümkün olmaktan çıkar ve mesleki bilgi ve görgü aktarımı sekteye uğrar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka nokta avukat girişimciler, tıpkı cumhuriyetin başından itibaren olduğu üzere merkezi ideoloji ve siyasetle yakınlıkları oranında ‘kazançlarını’ büyütüyorlar. Merkezin ideolojisinden uzaksanız sadece kendinizi geçindirmenin peşinde olursunuz. İşçi avukat olarak kalırsınız ve gelecek kaygısı ile her gün yeniden sınanırsınız. Üst ve yüksek mahkemeler mensupları ile kurduğunuz her ideolojik ve politik bağ, sizi sınıf atlatır. Bu avukatlığın içinde ‘iş bitirici’ bir fırsatçılar grubunun olağanüstü zenginleşmesi sonucunu doğurur. Daha bir sürü sorun sayılabilir. ‘En önemli sorun’ diye sordun ama can alıcı sorunları bir bir saymak bile bizi nefessiz bırakıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlığın işte bu şekilde bir eşitsizlik ve haksızlıklar içinde ve onun bir parçası olarak kurulduğunu ve idame ettirildiğini görmek özellikle genç avukatları umutsuzluğa sevk edebilir. Bir başka sorun da buradadır. Türkiye’de avukatlığın geleneği yoktur, geleceği çalınmıştır, çalınmaktadır. En önemli sorunun ne olduğunu umarım anlatabilmişimdir.”</span></p>
<h4><b>“</b><b>Hak mücadelesi için oldukça dezavantajlı ve avantajlı günlerdeyiz</b><b>”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Şimdiye kadar ki konuşmalarımızdan anlamış olmalıyız ki avukatlık içinde çok çeşitli gerilim ve çatışmaların olduğu bir alan. Tek bir avukatlık yok” diyen Ertekin, sözlerine şöyle devam ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Baroların, Türkiye Barolar Birliği (TTB) ile iyi ilişkiler içindeki birer ekonomik dağıtım merkezi olması ve baro yöneticiliklerinin siyasi yatırım ve itibar olarak ölçülmesi avukatlığın içindeki derin çatışmaların daha da yakından fark edilmesini sağlıyor. Şaşırtıcı olacak ama şunu diyeceğim: Avukatlık için çok kötü ve çok iyi günlerdeyiz. Hak mücadelesi için oldukça dezavantajlı ve avantajlı günlerdeyiz. Zaten Türkiye avukatlığı içindeki yeni ve yaratıcı müdahalelerin mümkün olduğunu gösteren şey işte bu çelişkili durumdur. Çünkü bu durumla başa çıkan büyür ve avukatlığı da yeniden yaratır. Türkiye’de hak mücadelesini de yeniden yaratır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biraz farklı biçimde de söyleyeyim: Yukarıdaki hem avukatlığın ülke içindeki yeri ve konumu ve hem de bizzat avukatlığın içindeki derin sorunları; haksızlık ve adaletsizliği gören bir avukat için avukatlık, yasal mücadele ile isyan arasındaki bir yerde ilerlemek zorundadır. Yani yasayı hak mücadelesinin bir zemini haline getirmek zorundadır. Ülkedeki baronlar ile ‘baron avukatlar’ arasında birbirini besleyen ilişki ve irtibat hak temelli avukatlık peşinde olanlar için ilk isyan edilmesi gereken yer gibi görünmektedir.”</span></p>
<h4><b>“Meslek etiği ve saygınlığı, ciddi anlamda itibar kaybetmiştir”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep’te 21 yıldır aktif avukatlık yaptığını anlatan Ömer Faruk Akan, mesleğinin geçmişte gerek ekonomik gerekse prestij açısından çok daha iyi durumda olduğunu belirtiyor. “Gerek hukuk fakültelerinin fazlalığı gerekse mesleğe başlamak için herhangi bir ölçü ve elemenin olmaması nedeniyle mesleğimiz gün geçtikçe kan kaybetmektedir” vurgusu yapan Akan, şunları söylüyor:</span></p>
<div id="attachment_4853" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4853" class="wp-image-4853 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Omer-Faruk-Akan-1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Omer-Faruk-Akan-1-300x300.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Omer-Faruk-Akan-1-150x150.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Omer-Faruk-Akan-1-768x765.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Omer-Faruk-Akan-1.jpg 1013w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4853" class="wp-caption-text">Ömer Faruk Akan</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mesleğin prestiji o mesleği icra edenlerin prestiji ile orantılıdır. Gerek hukuk fakültesine girişte ve gerekse avukatlık mesleğine kabulde ölçü olmaması bu mesleği vatandaşın gözünde ‘herkes tarafından yapılabilir, özelliksiz’ bir meslek haline getirmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatların sayısal olarak ölçüsüz artması, aynı zamanda vahşi rekabeti de beraberinde getiriyor. Bu nedenle de meslek etiği ve saygınlığı, ciddi anlamda itibar kaybetmiştir. Kısa sürede mesleğe bakış açısının değişeceğine ilişkin pek umudum yok.</span> <span style="font-weight: 400;">Son yıllarda mesleğe başlayanların, mesleğin ağır sorumluluğuna denk gelecek gelir elde edemediklerini görmekteyim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zor koşullarda çalışan ve mesleğe yeni başlayan meslektaşların, çoğunda bıkkınlık ve iş bırakma eğilimi mevcuttur. Mesleğe başlarken hayal edilen ile mesleğe başlandıktan sonra karşılaşılan manzaranın çok farklı olduğunu gören birçok meslektaş, ya mesleği bırakmayı düşünmekte veya alternatif işlere yönelmektedir.”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akan, avukatlık mesleğinin temel sorunlarını, “Mesleğe alımda ölçüsüzlük, yeterli hocaya sahip olmayan hukuk fakültelerinin varlığı, staj eğitiminin angaryaya dönüşmesi, adliye dahil kamu kurumlarının avukatlara olumsuz yaklaşımı, yeterli iş potansiyelinin olmaması, barolar ve TBB’nin mesleğe sahip çıkmayan tavırları, baroların ve TBB’nin birer siyasi basamak olarak görülmesi, meslektaşların kısmen de olsa avukatlık meslek etiğine uygun davranmaması” şeklinde özetliyor.</span></p>
<h4><b>“Hâkim ve savcılara öncelik tanınıp, avukatların dışlanması söz konusu”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumsal bir ofiste mesleğini 2 yıldır sürdüren İstanbul Barosu Avukatlarından Büşra Çakır, mesleğin geleceğine karamsar bakan isimlerden. Hukuk fakültelerinin çokluğu ve mezun sayısının fazlalığına dikkat çeken Avukat Çakır, şu değerlendirmeyi yapıyor:</span></p>
<div id="attachment_4848" style="width: 210px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4848" class="wp-image-4848 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Busra-Cakir-1-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Busra-Cakir-1-200x300.jpg 200w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Busra-Cakir-1-100x150.jpg 100w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2024/05/Busra-Cakir-1.jpg 684w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /><p id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Büşra Çakır</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de 81 hukuk fakültesi var ve her gün açılan niteliksiz fakülteler büyük sorun. Adliyelere taşınan çok fazla dosya var ama mezun sayısı, hukukçu ihtiyacından çok daha fazla. Açılan fakülteler yalnızca sayı olarak kalıyor, nitelikli eğitim sağlayamıyor. Bir şekilde mezun olduktan sonra avukat olmadan önce bir yıllık bir staj dönemi var ancak avukatlık stajımızın 6 ayı adliyede, 6 ayı bir ofiste. Stajda geçen bu bir yıl, çoğu meslektaş açısından verimsiz geçiyor. Adliye kısmı imza atmaktan ibaret. Mahkemelere ilişkin verimli bir çalışma mevcut değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asgari ücrete tekabül eden ruhsat masraflarını da karşılayabilirse – cebimde param vardı ve çok kolay ödedim diyen meslektaş ile henüz karşılaşmadım- ruhsat işlemleri başlıyor. İki ayı bulan bu süreç de bittikten sonra barodaki binlerce avukattan biri olduğumuzun kanıtı ruhsatımız törenle bize teslim ediliyor. Kendi adıma söyleyeyim törende meslek yeminimi ederken mesleğimde hiç sorun yokmuş gibi adaletin tesis edilmesinde çabalardan hiç zorluk yaşamayacakmışım gibi mutlu ve heyecanlıydım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ceza Muhakemesi Kanunu</span><span style="font-weight: 400;"> (CMK) tarifesindeki ücretlerin yetersizliği, baro asgari ücret tarifelerinin müvekkillere çok fazla gelmesi, uzun süren dava süreçlerini müvekkillere açıklayamamak ve bu süreçlerde genç meslektaşlara desteklerini hissettirmeyen meslek örgütümüz barolar, genç avukatların omuzlarına göründüğünden daha ağır yükler yüklüyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stajyer avukatların ucuz iş gücü muamelesi gördüğünü belirten Çakır, sözlerine şöyle devam ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Baroya adımımızı atıp staja başladığımız andan itibaren birçok sorunla karşılaşıyoruz. Öncelikle stajyer avukatlar ucuz iş gücü muamelesi görüyor, bu ruhsatı aldıktan sonra da pek fazla değişmiyor diyebiliriz.</span><span style="font-weight: 400;"> Çok fazla mezun ve genç meslektaş var ama hiçbir destek ve istihdam söz konusu değil. Serbest çalışan ve mesleğini icra etmeye çalışan avukatlar da aldığı vekâlet ücretinin büyük kısmını vergiye vermektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun dışında avukat, hâkim ve savcılar, aynı fakülteden, aynı dersleri alarak mezun oluyor. Ancak birçok konuda, hâkim ve savcılara öncelik tanınıp, avukatların dışlanması söz konusu. Bunlar ve pek çok sorun yaşanırken görmezden gelinen sorunlarına çözüm bulamayan avukatlar, mesleklerini sürdüremez hale gelmekte, mesleği bırakan, hayatına son veren pek çok meslektaşımız olmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak arama mücadelesinin içinde olmayı hayal ederek hukuk fakültesine girmiştim ancak avukatlar olarak bu mücadelenin mesleğimizi yapmamızdan kaynaklı öznesi olabileceğimizi tahmin etmemiştim. Duruşmalarda savunma yapmamız engelleniyor. Hacze giden avukatlar dayak yiyor, öldürülüyor, adliyelere alınmıyoruz, basın açıklamalarında polis şiddetine maruz bırakılıyoruz. Bunlar Türkiye’nin değiştirmeye çalıştığımız, kabullenmediğimiz gerçekleri. Bu gerçeklere yönelik çözüm aramaya elbette devam edeceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha örgütlü, meslek odamız Baronun desteği, yargı mekanizmasının parçası olan meslektaşlarla birlikte yürütmek isterdim. Gün geçtikçe sesimiz kısılıyor, olaylara verdiğimiz tepkiler yok oluyor. ‘Zaten Türkiye’de doğru uygulanmasını beklemiyordum’ hali, kabullenme, biz avukatları daha da tepkisiz; işlevsiz bir hale getiriyor.”</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/hak-hafizasinin-asli-tasiyicilari-avukatlar-avukatlik-yazi-dizisi-1-bolum/">Hak hafızasının asli taşıyıcıları avukatlar / Avukatlık Yazı Dizisi 1. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hak-hafizasinin-asli-tasiyicilari-avukatlar-avukatlik-yazi-dizisi-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
