
Denizlerde sessiz bir katliam sürüyor. Kaybolan veya terk edilen balıkçı ağları, yıllarca deniz canlılarını öldürmeye devam ediyor.
Damla Yeltekin
Türkiye kıyılarında yıllardır sessiz bir katliam yaşanıyor. Denizde kaybolan, terk edilen veya unutulan balıkçı ağları; balıkları, deniz kaplumbağalarını, süngerleri, hatta mercan resiflerini yok ediyor. “Hayalet ağ” adı verilen bu görünmez tehlike, yalnızca ekosistemi değil, balıkçılığı ve deniz turizmini de tehdit ediyor.
Çanakkale’de bugüne kadar yapılan hayalet ağ temizlik çalışmaları oldukça sınırlı. 2013’te Tarım ve Orman Bakanlığı’nın projeleriyle bazı batıklardan ağlar çıkarıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, hayalet ağ konusunu Türkiye’de akademik olarak ilk çalışmaya başlayan isimlerden biri. Prof. Dr. Ayaz, Babakale ve Gökçeada açıklarında yürütülen Birleşmiş Milletler destekli projelerle ciddi miktarda hayalet ağın çıkarıldığını belirtiyor. 2002 yılında İzmir Körfezi üzerine yaptığı doktora teziyle konunun bilimsel zeminini oluşturan, 2006’da ilk yayınını yapan Prof. Dr. Ayaz, denizlerde “hayalet ağları” avlıyor. Prof. Dr. Ayaz’ın koordinasyonunda ise son 5 yıldır Balıkesir kıyılarında kapsamlı temizlik çalışmaları yürütülüyor.

Zincirleme bir ölüm döngüsü
Hayalet ağları, “Denizde kaybolan, kopan, terk edilen ağların su altında istem dışı avcılığa devam etmesi” olarak tanımlayan Prof. Dr. Ayaz, bu ağların su altında yıllarca avcılığa devam ettiğini, mikroplastik yayılımına neden olabileceğini ve resif alanlarını kullanılmaz hale getirebileceğine dikkat çekip şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu ağlar, bulundukları süre boyunca canlıları yakalayarak öldürüyor. Ağlara takılan ölü canlılar, diğerlerini çekiyor ve zincirleme bir ölüm döngüsü oluşuyor. Deniz canlıların öldükten sonra çürümeleri sonucu, diğer deniz canlılarına da tuzak oluşturarak kendine çekip zincirleme bir yakalama reaksiyonuna sebep olabiliyor. Hayalet ağlar oradan kaldırılıncaya kadar ya da tamamıyla denize çözülüp parçalanıncaya kadar etkisi devam eden bir yakalama reaksiyonu ve canlılar üzerine bir zarara sebep oluyor.”
Hayalet ağların denizdeki ömrünün 10 yılı aştığını, Marmara Denizi’nden çıkarılan bir ağın üzerinde 10 yıldır taşlaşmış iskorpit balıkları bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Ayaz, Norveç’te yapılan bir araştırmada 7 yıldır av yapmaya devam eden bir ağ tespit edildiğini belirterek “Bu ağların denizde parçalanma süresi çok uzun. 10 yıldan fazla. Hatta sepetler özellikle özelliğine göre 30 yıla kadar avcılık yapma kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor” dedi.
Güçlü yasal denetim ve çevre eğitimi şart
Avrupa Birliği’nde (AB) 200 metreden daha derin bölgelerde uzatma ağı avcılığı tamamen yasak. Türkiye’de ise böyle bir sınırlama henüz yok.
20 yılı aşkın süredir hayalet ağların zararlarıyla ilgili çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ayaz’a göre, hayalet ağlarla mücadelede tek başına farkındalık yeterli değil, yasal düzenlemelerle riskli alanlarda ağ kullanımının sınırlanması gerekiyor. 
Bu konuda çocuklara erken yaşta doğa ve çevre bilinci kazandırmanın önemine değinen Prof. Dr. Ayaz, “Çözüm, yalnızca temizlik değil; bilinçli balıkçılık, güçlü yasal denetim ve ilkokuldan itibaren çevre eğitim. Farkındalık çalışmaları önemli ama etkisi sınırlı. İlköğretimden itibaren çevre sevgisi eğitimi şart” uyarısında bulunuyor.
Prof. Dr. Ayaz, hayalet ağların mercan resiflerini örttüğü durumlarda ortamın yok olduğuna işaret ederek şunları söyledi:
“Hayalet ağlar, mercan ve resif alanları üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Örttüğü bölgeyi
tamamıyla ortadan kaldırıyor. Özellikle kalın ağlarsa, trol ve gırgır ağları ise… Her ağ türünün deniz canlıları için tehlikeli bir etkisi var. Balık popülasyonları açısından da sorun teşkil ediyor. Marmara Denizi’nde şu anda oldukça fazla batık var. Bu batıklar bir resif alanı teşkil ederek balıkların o bölgede bulunmasını, korunmasını, beslenmesini sağlıyor. Ama bu bölgelerin üzerleri yine ağlarla örtüldüğü için şu an onlar da işe yaramaz hale gelmiş durumda. Hayalet ağları buradan çıkarmanın, uzaklaştırmanın maliyeti çok yüksek.”