
Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden birisine ev sahipliği yapan Gaziantep’te, davalarının uzun sürmesi, işçilerin mağduriyetini artırıyor. Yıllardır tazminat hakkını bekleyen, haklarının adaletin yavaşlığında erimesinden şikayetçi olan işçiler, süreçlerin hızlandırılması için yetkililerden adil bir çözüm bekliyor.
Bahri Uçar
Türkiye’nin en büyük Organize Sanayi Bölgelerinden (OSB) birine ev sahipliği yapan Gaziantep’in 5 farklı bölgesine yayılan OSB’de, yaklaşık 240 bin işçi çalışıyor. Ancak işe giriş çıkışların yoğun olduğu bölgelerde haksız işten çıkarmalar ve işçi haklarına yönelik ihlaller de sıkça yaşanıyor. Özellikle kıdem tazminatı, fazla mesai alacakları ve haksız işten çıkarma konularında açılan davaların yıllarca sürmesi, işçileri hem maddi hem manevi açıdan yıpratıyor. Çözüm bekleyen bu davaların uzaması, işçilerin hak ettikleri tazminatları değer kaybıyla almasına veya hiç alamamasına neden oluyor.
İşçi davalarında süreçlerin yıllarca sürmesi, işçilerin mağduriyetini artırırken, birçok işçi dava yoluna başvurmaktan çekiniyor. Haklarının yıllarca gecikmesi, işçilerin yalnızca ekonomik kayıp yaşamasına değil, adalet sistemine olan güvenlerini de sarsıyor. İşçiler, emeklerinin karşılığını almak ve süreçlerin hızlandırılması için yetkililerden adil bir çözüm bekliyor.
“Yasaların uygulaması işverene güvence veriyor”

Avukat Hasan Önder Sulu
Müvekkili olduğu birçok işçinin açtığı davanın yıllardır sonuçlanmadığını, mevcut mevzuatın işçilerin haklarını korumakta yetersiz kaldığını vurgulayan Avukat Hasan Önder Sulu, “İşçinin alacağı kıdem tazminatı enflasyon karşısında eziliyor. Borçlar kanunu uyarınca enflasyon karşısında alacağı değer kaybeden kimse ek zarar davası açtığında da yerel mahkemeler bunu ret ediyor. Enflasyon farkından doğan tazminatı alamayan işçinin işçilik hakkı ve emeği hiç olmuş oluyor” diyor.
Yasaların uygulanmasının işverene daha fazla güvence sağladığını vurgulayan Avukat Sulu, şu açıklamada bulunuyor:
“Gaziantep’te 1 milyona aşkın işçi var. İş davalarında iş kanunu ve mevzuatından kaynaklı olarak her işten ayrılan işçiye tazminatın ödeneceğine dair bir kanun hükmü olmadığı, yalnızca işçinin haklı sebepleri olduğunda ya da iş akdi geçerli sebeplerden dolayı feshedildiğinde veya işveren tarafından işten çıkarıldığında tazminat hakkı kazandığına dair mevzuat olduğundan dolayı işverenler, işçiye tazminat ödemek istememekte ve mahkeme yoluna gidilmesini tercih etmekte. Çünkü yasaların uygulaması işverene güvence veriyor. Bunun temel sebebi işçinin tazminat hakkı mevzuat uyarınca ödeme gününde değil işten çıkarıldığı tarihteki ücrete göre hesaplanıp düşük bir faizle ödenmesidir.”
Yasal düzenleme çağrısı
Gaziantep’te işçi davalarının ortalama 1.5 ila 4 yıl sürdüğünü, hizmet tespit davalarının ise en az 5 yılda sonuçlandığını bildiren Sulu, uzun süren davaların işçilerin alacaklarının enflasyon karşısında erimesine yol açtığına dikkat çekti. İşçiler, davaların uzun sürmesi ve masraflı olması nedeniyle haklarını aramaktan çekindiğine işaret eden Sulu, işçilerin mağduriyetini azaltmak için işçiden yana yasal düzenlemelerin şart olduğunun altını çizerek sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Antep’te işçiler, hakları için yeterince dava açmıyor. Hakları zayi olan işçiler, dava sürecinin uzun sürmesi ve masraflı olması, yeterli sendikal örgütlenme olmamasından dolayı her iş akdinde kalan hakları için dava yolunu tercih etmiyor. Çünkü işçiler, emsal davaların uzun sürdüğünü görüyor ve arabuluculuk ile ‘Bugün ne alsam kârdır’ deyip hakkından çok daha az olan bir ücreti kabul etmekte. Yani işçinin hak arama hürriyeti arabuluculuk uygulamasıyla da zaman zaman kısıtlanıyor. Ancak işçilerin ne olursa olsun hak aramadan vazgeçmemesi gerekiyor.”
“Düşük tazminatlara razı geliyorlar”

Avukat Ömer Altundağ
Avukat Ömer Altundağ ise, iş davalarının uzun sürmesinin Türkiye’de işçilerin karşılaştığı pek çok olumsuz şartı daha da ağırlaştırdığını belirtti. Düşük ücretler, güvencesiz çalışma ve uzun çalışma saatleri gibi sorunlarla mücadele eden işçilerin, yıllarca süren dava süreçleri nedeniyle haklarını aramaktan vazgeçtiğini belirten Altundağ, şunları söylüyor:
“Birçok işçi müvekkilimiz, iş yargılamalarının uzun sürmesinden ötürü mahkeme yoluna başvurmayı düşünmediğini beyan edebiliyor veya bu sebeplerle zorunlu arabuluculuk safhasında daha düşük tazminat tutarlarına razı oluyor.
İş davalarının hızlı bir şekilde sonuçlanması, yalnızca bir hukuki gereklilik değil, aynı zamanda adil bir toplum inşa etmenin temel koşulu. Türkiye’de uzun yargılamalar sebebiyle on binler ile ifade edilecek sayıda Anayasa Mahkemesi başvurusu gerçekleşmekte. Uzun süren yargılama süreçleri ile adalete erişimin engellenmekte olduğuna ilişkin çok sayıda karar bulunmakta.”
İşçilerin tazminat mücadelesi…

Muzaffer Yalçın
Gaziantep’te çalıştığı fabrikada haksız bir şekilde çıkarılan Muzaffer Yalçın, 11 yıldır kıdem tazminatı davasının sonuçlanmasını bekliyor. Yalçın, adalete olan güveninin sarsıldığını şöyle dile getiriyor:
“150 bin TL kıdem tazminatı davası açtık. Davamız AİHM’e kadar gitti ve orada da kazandık. Ancak 11 yıldır bekliyorum ve param hâlâ yatırılmadı. Mağduriyetin en büyüğünü ben yaşadım çünkü 29 çıkış kodu (İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) ile çıkışım verildiği için uzun süre iş bulamadım. 11 yıldır beklediğim tazminatın da artık bir değeri kalmadı. Davayı açtığım yıl tazminatı kazansaydım o zaman bir ev alabiliyordum ama bugün o para verilse bile bir Şahin bile alamıyorum. Artık adalete güvenim kalmadı. Çünkü adalet zengine işliyor, bize işlemiyor. Bu saatten sonra gelen tazminat parasıyla hiçbir şey yapamayacağım.”

Mehmet Emin Aslan
Mehmet Emin Aslan, çalıştığı bir firmada 2 yıl çalıştıktan sonra hak ettiği tazminatını alamadığı için 2016’da dava açtı. 2016’da açtığı tazminat davası 8 yıldır çözüme kavuşmayan Aslan, “Ben işten çıkınca hiçbir tazminat verilmedi. Çalıştığım, emek verdiğim yerde sağlığımı kaybettim ama 8 yıldır tazminat almayı bekliyorum. Davayı kazandığım halde tazminat alamadım. Böyle şey olur mu? Ben işçi adamım. Benim davam sonuçlanmışsa benim paramım yatırılması lazım. Bütün davalar böyleyse, kapatsınlar mahkemeleri” siteminde bulundu.
Alacağımız tazminat enflasyon karşısında eridi

Hüseyin Yamacı
Çalıştığı halı fabrikasından ayrılan Hüseyin Yamacı da dört yıldır kıdem tazminatı davasının sonuçlanmasını bekliyor. Arabuluculuk sürecinde kendisine kıdem tazminatının yarısı teklif edildiğini açıklayan Yamacı, yaşadığı mağduriyeti şöyle anlatıyor:
“İşten çıktığımda fabrika yönetimi arabulucu avukat ile gelin anlaşalım dediler. Teklif ettikleri para, hakkım olan tazminatın yarısıydı. Kabul etmedim, dava açtım. Ama o dava hâlâ sürüyor. Geçen yıllar içinde alacağım para enflasyon karşısında eridi. Bu saatten sonra o parayı alsak ne olacak, almasak ne olacak çünkü o parayı almadan zaten eridi gitti. Geciken adalet, adalet değildir.”