
Koçerler kendilerini hayvanlarına adamış ve on yıllardır bu uğraşla hayatlarını sürdürmektedirler. Küçükbaş hayvan sahipleri olan çoğu Koçer geçimlerini hayvanlar üzerinden sağlıyorlar. Onlardan biri olan Emrullah Acar 2024 yılının sonbaharında gerçekleştirdikleri mevsimlik göçü bize anlatıyor.
Hayrullah Ercik
Yılda iki kere mevsimlerin değişmesiyle göç ettiklerini ifade eden Emrullah Acar sonbahar mevsiminin kasım ayı ortasından sonra Bitlis’in yüksek dağlarındaki yaylalarından Batman’ın kışın daha ılıman ve yer örtüsünün karla kaplanmayan ovalarına doğru göç ettiğini dile getirdi. Yaklaşık otuz yıldan beridir her sene bu rutini gerçekleştirdiklerini de ifade ediyor.

Göç yolculuğu süreci boyunca nasıl yol alındığını, nerden geçip gidildiğini ve hangi zorluklarla karşılaştığını detaylıca E. Acar anlattı: Göç yolculuğuna başlamadan önce tüm hazırlıklar yapılır. İlk önce tüm yol süreci boyunca sürüye eşlik eden çobanlar için erzak tedariği yapılır. Erzak içeriği genelde hazırlanması vakit kaybettirmeyen yiyeceklerle tamamlanır.

Erzakla birlikte olmazsa olmazlar da vardır onlarda şöyledir; El feneri, yedek piller, yedek bataryalar, soğuktan korunmak için koyun yününden yapılmış dışı çadırla yağmura dayanıklı hale getirilmiş olan gulaw(Kürtçe’de kepeneğin bir türü), çifte denilen pompalı bir silah, ateş, tütün ve buna benzer yolculuğu kolaylaştırıcı gereçler bulunur.

Yolculuğa genelde iki üç ailenin hayvanları birlikte çıkılır. Yaklaşık sürüde bin küçükbaş hayvan vardır. Sürüye hâkim olmak için en az beş çobana ihtiyaç vardır. Bu çobanlar sürünün doğu, batı, kuzey, güney yönlerine dağılırlar ve sürünün dağılmasına engel olurlar.

Çobanların çoban köpekleri de vardır ve kurtların sürüye saldırma ihtimaline karşı en etkili savunma yöntemi olarak yüzyıllardır kullanılmaktadırlar. Göç yolculuğuna başlandığı günden son güne kadar en az hasarla sürüyü gidilecek yere ulaştırmak için koordineli ilerlenir ve rutin güzergâh takip edilir.

Bitlis’in ilçeleri olan Tatvan ve Hizan arasındaki yüksek dağlardan Güzeldere ovasına inilir oradan Siirt’in Kurtalan ilçesi üzerinden Batman’a ulaşılır. Günlük yolculuk güneş doğumu ile başlayıp, güneş batımına kadar sürer. Karanlık ve tehlikeli olduğu için gece yol kat edilmez. Gün içerisindeki yolculuk ve gidilen mesafe coğrafyanın yapısına ve hava durumuna göre değişmektedir. Günde üç kere dinlenme molaları verilir, molalarda sürünün dağılmaması için pratik yiyecekler hazırlanır ve yenilir.

Yolculuk sürecinde eğer sürüyü hantallaştıran ve yavaş hareket edilmesine sebep olan bir küçükbaş varsa o geride bırakılır ve yola devam edilir. Bazen de fark etmeden hayvanlar arasında kayıplar olur ve sürünün dağılmaması için kaybolan küçükbaş aranmaya çıkılmaz.

Göç yolculuğunun son günlerinde hem küçükbaş hayvanların yorulması hem de çobanların yorulmasından dolayı günlük yolculuk hızı düşmüş olur ve yol bittiğinde derin bir “oh” çekilir.

Senede sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki kere göç yolculuğu yapılır. İlkbaharda da Güneydoğu’nun ısınmaya başlayan havasından kaçılır ve Doğu anadolu’nun serin dağ yaylalarına sığınılır. Göç yolculuğu meşakkatli ve yorucudur ancak hayvanların sağlıklı olmaları ve verimli ürün vermeleri için gereklidir.

Son olarak Emrullah Acar şunu anlatmadan bitirmek istemediğini dile getiriyor “Çobanlık çok kıymetli bir meslek ve ben mesleğimi severek yapıyorum ama mesleğimin zorlukları da fazla tâbi uykusuzluk yorgunluk vs. Size bir anımdan bahsetmek istiyorum, bir keresinde yolculuğun 7. Gününde bir köpeğimizin sürüde kayıp olduğunu farkettik, sürü için çok önemli bir köpek olduğu için onu bulmak umuduyla aradık ve bir keçinin iki ağaç arasında sıkışıp kalması sonucu kurt kapmasın diye köpeği keçinin başında beklerken bulduk, bu olay beni şaşırtmıştı ve fazlaca mutlu etmişti.”
