5

Binlerce yıllık tarihi Kırk Değirmen, zamana yeniliyor!

Van’da, yaklaşık 3 bin yıllık geçmişi bulunan Kırk Değirmen, yeni teknolojiye uyumlu değirmen ya da tahıl öğütme fabrikalarının ortaya çıkmasıyla önemini kaybetmeye başladı. Kırk Değirmen’den sadece biri ayakta… Değirmenlerin olduğu bölgede yaşayanlar, metruk yerlere dönen değirmenlerin restore edilerek faaliyete geçirilmesi ve tarihi varlığını sürdürmesini istiyor.

Salih Sertkal

Tarım toplumundan günümüze insanlık tarihi boyunca üretilen tarım ürünlerinin öğütülerek tüketilmesine olanak sağlayan su değirmenleri, zamana ve teknolojik gelişmeye yenik düşüyor. Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Değirmendüzü Mahallesi’nde bulanan ve yaklaşık 2 bin 800 yıl önce inşa edildiği belirtilen tarihi eser olan Sıralı Kırk Değirmen, insanlığın tarım geçmişinin yazılı olduğu bir
parşömen gibi geçmişe adeta ışık tutuyor. Ancak aynı güzergahta yan yana inşa edildiğinden tarihteki tek örnek olan, aynı su kaynağından beslenerek çalışan, “UNESCO Dünya Miras Listesi”ne alınacak bir değere sahip olan Kırk Değirmen, herkesin gözü önünde yok oluyor.
Bölgenin en büyük kültürel miraslarından biri olan Kırk Değirmen de ülkedeki pek çok su değirmeni gibi elektrikli yeni teknolojiye uyumlu değirmen ya da tahıl öğütme fabrikalarının ortaya çıkmasıyla beraber yavaş yavaş önemini kaybetti. Kırk Değirmen’in taşlarını döndüren su, kesilerek içme suyu olarak Van şehir merkezine gönderilince “can suyu” kesilen değirmenler de tamamıyla durdu.
Değirmenlerin olduğu bölgede yaşayan insanlar, metruk yerlere dönen değirmenlerin restore edilerek tekrardan hem faaliyete geçirilmesi hem de tarihi varlığını sürdürmesini istiyor.

.        

“Dünya su mühendisliğinin mimarları” Urartular’ın eseri…

Hüküm sürdükleri bölgelerde tarıma verdikleri önemle beraber dönemin koşulları içinde inşa ettikleri su kanalları ve barajlarla, “dünya su mühendisliğinin mimarları” olarak adlandırılan Urartular, 52 kilometrelik tarihi Şamran Kanalı’nın inşasıyla beraber Kırk Değirmen’i de bu kanalın alt kısımlarına inşa ederek üretilen tahıl ürünlerinin öğütülerek kullanılmasını sağlamışlar. Şamran ya da diğer adıyla Menua Kanalı olarak bilinen kanalın, M.Ö 815 ile 785 yılları arasında inşa edildiği bilinmektedir.
Gürpınar’daki Başbulak “Serekanî” su kaynağından beslenen Kırk Değirmen, yöre halkı arasında “Çılaş” olarak adlandırılıyor. 2 bin 800 yıllık tarihe sahip olan 40 su değirmeninden günümüze tek bir tanesi özel girişim sonucunda restore edilerek aktif hale getirilmiş durumda.
Değirmenlerin faaliyetlerine son vererek izbe yerler haline gelmesinin en büyük nedeni, 1986 yılında Van şehir merkezinin içme suyu ihtiyacının değirmenlere gelen kaynaktan temin edilmeye başlanması. Değirmenleri döndürecek suyun bulunmaması nedeniyle değirmenler, faaliyetlerini mecburi durma noktasına getirdi. Urartular döneminde inşa edilen 40 su değirmeninden sadece 15’i, bir şekilde 2010 yılına kadar aralıklarla da olsa faaliyet gösterebiliyordu. Şu an, değirmenlere su taşıyan arklarda tek damla suya rastlamak mümkün değil.

Değirmenlerin bulunduğu alanda tek bir çakıl bile kaldırılamaz

Görüştüğümüz Van Kültür Varlıkları Koruma Kurulu yetkilileri, Kırk Değirmen’in kendilerinin resmi envanterinde yer aldığını, 13 değirmenin 2010 yılında tescillenerek koruma altına alındığını fakat kendilerinin restorasyon yapma yetkilerinin olmadığını anlattı. Yetkililer, bu durumda değirmen sahiplerinin, kendilerinin projeler geliştirerek Kültür Turizm Bakanlığı bünyesinde bulunan RÖLÖVE veya Anıtlar Müdürlüğü ile iletişime geçerek; uygulama müdürlüğe başvurmaları gerektiğini belirtti. Haricinde mülk sahiplerinin tarihi değirmenlerin bulundu alanda tek bir çakılı bile kaldıramayacağını hatırlatan yetkililer, RÖLÖVE kapsamında hazırlanmış ve kabul edilmiş bir proje ile alanda değişikliğe gidileceğinin bilgisini verdi.

Tarihi varlıkları korumak alışkanlığı olmadığından…

Değirmenlerin önemine ve tarihsel serüvenine bilgilendirmelerde bulunan Arkeolog Zeynel Abidin Çelebi, değirmenler hakkında şu bilgilendirmelerde bulundu:
“Örgü taş örmelerle edilmiş olan değirmenler, tarihsel. Bölge mimarisine uygun bir şekilde Urartuların inşa ettiği değirmenler hepsi klasik taş su değirmeni olarak bazalt ve andezit taşlarıyla öğütme taşları yapılmıştır. Bu taşlar suyun döndürme sistematiğini oluşturulmuştur. M.Ö 700 yılda inşa edilmiş tarımın ivme kazandığı bir dönemde inşa edilmiştir. 2. Surdurun babası Kral Menua döneminde tam teşekküllü olarak hayata geçiriliyor. Öküzü öldürene, sabanı kırana idam cezası verilecek kadar tarım
önemseniyor. Bölgedeki değirmenler inşa edilirken tüm il ilçeleri kapsayacak şekilde yapılması planlanmıştır. Mühendislik olarak da su kaynağı ve şamran güzergâhı hesaplanarak inşa edilmiştir. 1986 yılında su kesildi haliyle kaderine terkedildi. Toplum ve devlet, kültürel olarak tarihi varlıkları korumak alışkanlığı olmadığı için bu tür değirmenlerde yıkıma terk edildi. Elektrikli fırınların icadıyla
değirmenler yok edildi. Burada Kültür Turizm Bakanlığı’nın büyük bir sorumsuzluğu var. UNESCO eseri olabilir. Bakanlığın değirmenlere ilişkin ortaya koyduğu prosedür, “topu taca atmak”tır. Turizm Bakanlığı istese burayı yeniden ayağa kaldırabilir.”

“Suyu kestiler bir tarihi yok ettiler”

Reşat Üçer

Kırk Değirmen’in bulunduğu Değirmendüzü Mahallesi’nde yaşayan ve kendisi de değirmencilikyapan Reşat Üçer (56), söz konusu değirmenlerin maddi ve manevi açıdan büyük bir değer olduğuna ancak herkesin gözü önünde yok olup gittiğine dikkat çekti. Değirmenlere gelen suyu keserek bir tarihin yok edildiğini belirten Üçer, tepkisini şöyle dile getirdi:
“Bu değirmenlerin her biri, büyük bir tarihi eser. Eskiden bu değirmenlerin her biri aktif şekilde çalışıyorlardı. Son bahar aylarından hasat döneminde çevre ilçelerden insanlar buraya akın ediyorlardı.Ve burada sıralar oluşurdu. Çevre illerden dahil buraya insanlar gelirdi. Hepsi yıkıldı yok oluyor. Çocukluğumda bu değirmende ben çalıştım. Değirmenleri döndüren suyu kestiler bir tarihi yok ettiler. Değirmenlerin suyunu Van’a verdiler. Sözde koruma altına altılar on yıldır tek bir taşı kaldırmamışlar
yerinden.”Değirmenlerde yüzlerce insanın çalıştığını anımsatan Üçer, yetkililere şu çağrıyı yaparak sözlerini bitirdi:
“Bu Kırk Değirmen’de yüzlerce kişi çalışıyordu. Her bir değirmen, 10-15 ailenin geçim kapısıydı. İnsanlar buradan ekmeğini alın teriyle kazanıyordu. Fakat suyu keserek insanların ekmeğini elinden aldılar. Değirmenler durunca insanlar aileler işsiz kalınca batı illerine göç etmek zorunda kaldılar. Talebimiz, buraların eski günlerine kavuşturulması, yine eski günlerdeki gibi yaşam bulmasıdır.”

“Her bir değirmenin, bir fabrika kadar değeri vardı”

Alihan Yiğit (58) ise, değirmenlerin eski günlerine kavuşturulmasını isteyerek şunları söyledi:

Alihan Yiğit

“Bir zamanlar bu gördüğünüz değirmenlerin önleri, bahçeleri insanlarla doluydu. Eskiden buraların değeri çok büyüktü. Her bir değirmenin bir fabrika kadar değeri vardı. Bu değirmenler buralar için her açıdan çok değerliydi. Güzelsu, Çatak, Norduz çevre ilçelerden buralara insanlar gelirdi. Hasat ettikleri ürünleri buralarda öğütür evlerine götürürlerdi. Sözde koruma altına alınmış ama gördüğünüz gibi hepsi tek tek yıkılıyor. Değirmenlerin suyu kesildi Van’a verildi. Bu değirmenlerin yine restore edilerek faaliyete geçirilmesini istiyoruz.”