
Baharla birlikte şifalı bitkiler, tezgâhlarda yerini aldı. Endüstriyel ortamda üretilen ilaçlar yerine şifa bitkileri ilaç olarak kullanmayı tercih edenler, soluğu şifalı bitkiler pazarlarında alıyor. Uzmanlar, ısrarla kronik rahatsızlıkları olanlarla çocuklara kadar herkesin şifalı bitkileri tüketmesini öneriyor.
Mehmet Salih Sertkal
Dört iklimin yaşandığı Türkiye’de, her coğrafi bölgede, halk tarafından “şifalı otlar” olarak adlandırılan bitkiler, özellikle bahar aylarında yeşermeye başlayarak pazar tezgâhlarında yerini alıyor. Özellikle Van, Hakkâri, Bitlis, Siirt gibi bölge illerinde söz konusu şifalı bitkilerden onlarca çeşit bulunuyor. Yüksek rakımlı alanlarda yeşeren ve endemik bitki türlerinden olan birçok şifalı bitki, bu yıl geç de olsa halkın arzına sunulmuş durumda. Endüstriyel ilaç sanayisinin ürettiği ilaçları kullanmayı tercih etmeyen ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılıp sonuç alınan şifalı bitkiler, yurttaşların yoğun ilgisine mazhar oluyor. Van ve Hakkari’de kurulan tezgâhlara yurttaşlar yoğun ilgi gösteriyor. Toplanması oldukça zahmetli olan, işçilik ücretlerinin yüksekliği nedeniyle şifalı otların kilogram fiyatı, 100-200 TL arasında değişiyor. Akademisyenler, halkın yoğun olarak tükettiği vitamin-minarel içeren şifalı bitkilerin, insan sağlığı açısından önemine işaret edip kontrollü tüketilmesi noktasında uyarıyor.
“Sayısız hastalık için şifalı bitkilerden veya otlardan faydalanılabilir”

Prof. Dr. Murat Tunçtürk
Yıllardır, şifalı bitkilerin faydaları, türleri ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışma yürüten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk, hastane koridorlarının sağlıksız insanlarla dolduğu günümüzde şifalı otların önemine dikkat çekti. Şifalı bitkilerin sadece insanlara değil doğadaki tüm canlılar açısından oldukça yararlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tunçtürk, Türkiye’de şifalı bitki toplayıcılığı ve kullanımının yaygın olduğu, fazlaca talep gördüğünü belirtip şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, bitki çeşitliliği bakımından zengin olmasıyla beraber, son derece çeşitli ve değişik medeniyetlerden etkilenmiş bir bitki kullanım kültürüne sahip. Gıda ve ilaç sanayinin vazgeçilmez hammaddesi olan, bazen pişirilerek veya çiğ olarak kullanılan şifalı bitkilerin Türkiye’deki bölgelere göre dağılımı da oldukça farklılık gösteriyor. Doğal bitkiler, hem doğada arılar için nektar kaynağı hem erozyonu önlüyor hem de bütün canlılarda olduğu gibi insanoğlunun yaşamına şifa kaynağı olarak değer katıyor. Bölge insanının özelikle şifalı bitkileri tüketme kültürü ileri seviyede. Gerek yetiştiği alandan toplanarak gerekse pazarlardan satın alınarak vazgeçilmez lezzetler arasına giren doğadaki şifalı otlardan çeşitli yemekler yapılıyor.”
Prof. Dr. Tunçtürk, şifalı bitkilerin faydaları hakkında da şunları açıkladı:
“Doğal ve ekosistem içinden hiçbir müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden ve çok farklı alanlarda yetişebilen şifalı bitkilerin şifaları saymakla bitmiyor. Çiğ olarak tüketilen çoğu şifalı bitki veya otlar, hem insanlara hem de hayvanlara büyük faydalar sağlıyor. Aynı zamanda tüm yaş aralığındaki insanlarda ortaya çıkan sayısız hastalık için şifalı bitkilerden veya otlardan faydalanılabilir. Kimi şifalı bitkilerin faydalarını şöyle sıralayabilirim: Civanperçemi bitkisi, kanamayı durduruyor, sindirim sisteminde iltihaplanmayı azaltıyor. Çiriş otu, hemoroid, egzama, karaciğer bozukluğu, frengi ve uyuz tedavisine kullanılıyor. Meyan kökü, soğuk algınlığı ve ağız yaralarını iyileştiriyor, karaciğeri koruyor, hazımsızlığa iyi geliyor. Kekik, kalp sağlığını destekliyor, öksürüğü azaltıyor. Adaçayı, ağız ve diş sağlığını destekliyor, kötü kolestrolü düşürücü etkisi var. Geven otu, ekinezya bitkisi ve çörek otu, insanlarda bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Siyabo, mendi, sov, sirmo, çatır, heliz gibi otlar, C vitamini ve besin elementleri bakımından zengin, faydalı bitkiler ve bunlar genellikle yöreye has olan otlu peynire katılarak tüketiliyor. Çiriş, kenger, kari gibi bitkiler yemek olarak pişirilerek tüketiliyor ve oldukça lezzetli. Pişirilmeden, haşlanmadan tüketilen en yaygın bitki ise Uçkun. Bir kesim için de “Dağ muzu” olarak adlandırılan bu bitki, midevi sorunların tedavisinde, kusmayı ve ishali önleme, kanı ve safra kesesini temizleme, hemoroid, kızamık, çiçek, şeker gibi birçok hastalığın tedavisine katkısı olan mucize bir bitkidir. Son olarak şunu söyleyebilirim; Doğada kendiliğinden yetişen bu bitkiler, her tür canlıya mutlaka bir faydası var.”

“Halk, şifalı bitkileri tüketmekte ısrarlı”
Van merkezindeki şifalı bitkilerin satıldığı pazarda esnaflık yapan Ahmet Turan, şifalı bitkilerin toplanıp tezgâhlara gelme sürecini şöyle anlattı:
“Bu otların-bitkiler, ilkbahar ve yaz aylarında vatandaşlar tarafından toplanarak kent merkezine getirilip esnafa satıyor ve esnaf da tezgâhlarda halka sunuyor. Çoğu zaman da esnaflar olarak biz, yanımıza aldığımız işçilerle gidip bu şifalı bitkileri topluyoruz. Yöre halkının çok fazla talep gösterdiği şifalı bitkilerin fiyatları geçen yıllara oranla on katına çıkmış tabi. Fiyatların yükselişi elbette talebi etkiledi ama buna rağmen halk, şifalı bitkileri tüketmekte ısrarlı. Fiyatlar ne kadar yükselirse yükselsin halk, şifalı bitkileri tüketmekten asla vazgeçmiyor.”
“Eskiden bu pazarda atım atılacak yer bulunmazdı”
Pazarın önceki yıllarda çok daha yoğun olduğunu söyleyen Ali Doğan, “Bu iş ata-baba mesleği olarak yıllardır yapıyoruz. Biz burada organik şifa deposu olan onlarca çeşit bitkiyi halkımızın tüketmesine aracı oluyoruz. Eskiden bu sezonda bu pazarda atım atılacak yer bulunmazdı. Tabi ki fiyatların yüksekliği bu yoğunluğun azalmasına neden oldu. İnsanlar on kilo, on kilo alıp evine götürüyordu ama şimdi az alıyor” diye konuşuyor.

Eski insanlar otların şifasının farkındaydı yeni nesil bilmiyor
Aydın Kamaz, şifalı otlar hakkında şunları söylüyor:
“Bu bitkiler bin bir derde devadır. Özellikle kohbizin, loş, karibelk, civanperçemi, geven otu, çiriş, meyan, çöven, kenger, punk, uçkun, siyabo, kekik, sirim, mendi, heliz, kari, sov, kenger gibi bitkileri birer ilaçtır. Bunları kullanan insanların sağlıkları gayet iyidir. ‘Ottur, bitkidir’ deyip geçmeyin bu onlar birçok hastalığa çok iyi geliyor. Eski insanlar bu şifalı otların şifasının farkındaydı ama yeni nesil çok bilmez. Yeni nesil fasfood kültürüyle büyüyor maalesef. Sindirim sisteminden, solunum yollarına, karaciğer rahatsızlıklarından damar tıkanıklarına kadar her rahatsızlığa karşı bu şifalı bitki çeşitleri kullanılmaktadır.”
“Doktora gitmek istemiyorsan şifalı bitki tüketeceksin”
Kadınların yoğun ilgi gösterdiği şifalı bitkiler pazarında alış-veriş yapan Hatice Gündür (62), şifalı bitkilerin tüketen insanların doktora hastaneye gitmeye gerek duymadığını vurgulayıp sözlerine şöyle devam ediyor:
“Memlekette yetişen bu bitkiler hepimiz için bulunmaz bir velinimet. Aile olarak atalarımızdan, nenelerimizden ve daha öncelerinden bugüne kadar bizler bu otları her daim tüketiriz. Ve bu otları her daim tükettiğimiz için çok şükür ailemizde tek bir hasta yok. Bu otları bilinçli bir şekilde her zaman tüketmek gerekiyor. Her bitkinin kendine has özellikleri var ve hangisinin neye iyi geldiğini çok iyi biliyoruz. Ve bu bilinçle tüketiyoruz. Doktora gitmek istemiyorsan şifalı bitki tüketeceksin.”