5

Dolandırıcıların yeni silahı yapay zekâ

Birkaç saniyelik ses kaydıyla oluşturulan dijital ses kopyaları, birçok alanda yasa dışı kullanılarak dolandırıcıların yeni silahı oldu.

Ünal Burak Şanlı

Son aylarda Türkiye’de yapay zekâ destekli ses klonlama teknolojileri, dijital dolandırıcılık faaliyetlerinin merkezine yerleşti. Sadece birkaç saniyelik ses kaydıyla oluşturulan dijital ses kopyaları, banka hesaplarını boşaltmaktan aile bireylerinden para istemeye, şirket içi sahtekârlıklardan kamu görevlisi taklidine kadar birçok alanda yasa dışı kullanılıyor.

2025’in ilk çeyreğinde, ses klonlama yoluyla yapılan dolandırıcılıklara ilişkin şikâyetler önemli oranda arttı. En çok karşılaşılan yöntem, bir kişinin sosyal medya hesabında yer alan sesli içeriklerin yapay zekâ algoritmalarıyla kopyalanması ve bu sahte sesin yakınlarına “acil para” talebinde bulunmak için kullanılması. Bazı durumlarda, klonlanmış ses örnekleri banka çağrı merkezlerinde bile kimlik doğrulamada başarı sağladı.

Dolandırıcılar, hedef kişinin sesini kamuya açık video ve ses kayıtlarından elde ediyor. Ardından bu kayıtları yapay zekâ destekli ses sentezleme yazılımlarına yükleyerek bire bir taklit edilebilecek dijital ses modelleri oluşturuyorlar. McAfee tarafından 2024 sonunda yayımlanan güvenlik raporuna göre, sadece 3 saniyelik bir ses örneğiyle yüzde 85 oranında doğru ses klonu üretilebiliyor.

Tehlike nerede başlıyor, ne önlem alınıyor?

Bu teknolojinin ücretsiz, kolay erişilebilir ve kullanıcı dostu platformlarla birlikte gelmesi, tehlikeyi ciddi şekilde artırıyor. Artık teknik bilgiye sahip olmayan kişilerin bile ses klonlamaya başlaması, dolandırıcılıkta yeni bir çağın başladığına işaret ediyor. Üstelik bu yöntem sadece bireyleri değil, kurumları ve şirketleri de hedef alıyor.

Yurt dışında yaşanan vakalarda, klonlanmış yöneticilerin sesiyle muhasebe departmanları kandırılarak milyonlarca dolarlık transferler gerçekleştirildi. Benzer örnekler Türkiye’de de görülmeye başladı; ancak mağdurlar genellikle utandıkları veya kanıt yetersizliği nedeniyle kamuoyuyla paylaşmak istemiyor.

Bazı finans kuruluşları, sesle kimlik doğrulama sistemlerini geçici olarak devre dışı bırakmış durumda. Öte yandan bazı özel kurumlar, çalışanlarına “gizli kelime” protokolü uyguluyor. Ancak bireysel farkındalık hâlâ çok düşük. Sosyal medya paylaşımlarında sesli içeriklere dikkat edilmemesi, bu saldırıların önünü açıyor.

Ne yapmalı?

Uzmanlar, kişisel güvenlik için şu adımları öneriyor:

-Aile bireyleri arasında sadece sizin bileceğiniz bir “doğrulama kelimesi” belirleyin.

-Sosyal medyada ses içeren paylaşımlardan kaçının.

-Şüpheli aramalarda veya sesli mesajlarda mutlaka başka bir kanalla doğrulama yapın.

-Banka ve resmi kurumlarla ilgili her çağrıyı ilk etapta kuşkulu değerlendirin.

Bu teknoloji durmayacak; gelişecek, yaygınlaşacak. Yapay zekâ çağında sesimiz artık yalnızca bir iletişim aracı değil; bir kimlik belgesi. O halde artık şu soruyu kendimize sormanın vakti geldi: “Sesimiz kimin elinde?”

 

Kapak Fotoğrafı: Depo Photos