5

Elazığ’da eğitimin geleceği tehlikede…

Yaşanan depremler ve pandeminin etkisiyle özellikle Elazığ’da, “hayalet öğrenciler” ve “diplomalı eğitimsizler ordusu” ciddi bir tehlike oluşturuyor. 

Serra Taylan

Hem iki yıl önce Kahramanmaraş merkezli hem de beş yıl önce Elazığ’da yaşanan depremler ile pandemi, öğrencileri okuldan uzaklaştırdı. Özellikle 5 yıldır sürekli büyük sorunlarla baş etmeye çalışan Elazığ’da okul disiplininden ve örgün eğitim koşullarından faydalan-a-mayan birçok öğrencinin olduğu yadsınmaz bir gerçek. İnternet, telefon gibi bağımlılıklar, ekonomik zorluklar, çalışmak zorunda kalınması gibi birçok neden, “Hayalet öğrenci” ordusunun oluşmasına yol açıyor. Hemen her Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) değişimi ile yeni bir eğitim sistemi ile sınandığımız ülkemizde eğitim sisteminin belki de en büyük gediklerinden birisi, “Hayalet Öğrenciler” kavramı.  

Başka bir tehlike ise bizzat bazı eğitimciler eliyle meydana getiriliyor. Okula gelmeyen öğrenciler yok sayılmıyor, devamsızlık ettiği halde bir tedbir almaksızın sınıf geçirtiliyor. Ve ortaya diplomalı eğitimsizler ordusu çıkıyor. Elbette bu tehlikenin farkında olan ve bu öğrencilerin düzenli bir okul yaşamlarının olması için çabalayan eğitimciler de var. Çocuğunun okula düzenli gitmesi ve eğitim disiplini edinmesi için çabalayan ebeveynler de. 

Eğitimci Zelyut: Okuldan uzak, okuma motivasyonunu kaybetmiş bir öğrenci kitlesi oluştu

Hatice Kübra Zelyut

Konuyla ilgili görüştüğümüz özel bir mesleki ve teknik anadolu lisesinin yöneticisi Eğitimci Haticetül Kübra Zelyut, “hayalet öğrenciler”den çok muzdarip. Okula gelmeyen öğrenciler konusunun büyük ve çözülmesi gereken bir problem olduğunu belirten Zelyut, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ben Marmara Eğitim Kurumları Elazığ Yönetim Kurulu Başkanı olarak yaklaşık 2 yıldır Elazığ’dayım. Okulumuz, bir proje okulu ve öğrencilerimiz devlet destekli olarak öğrenim görmekteler. Ancak ne yazık ki aileler normal liselerde başarılı olmayacaklarına inandıkları çocuklarını meslek liselerine yönlendiriyorlar. Üzülerek söylüyorum ki burada birinci öncelik eğitim değil, bir an önce bir okula diploma alması. O nedenle okula devamlılıkları konusuna ciddiyetle eğilmiyorlar. Bu sadece meslek liselerinde değil fen lisesi ya da Anadolu liselerine de yaşanıyor. Bu bölgede bir hayalet öğrenci kitlesi oluştu. COVİD-19 ile başlayan, depremler ile devam eden süreçte okuldan uzak, okuma motivasyonunu kaybetmiş bir öğrenci kitlesi oluştu. Aradan yıllar geçti ve yaralarımızı sarma konusunda çok ciddi bir yol aldık. Ama hâlâ çocuklar, okula gelme konusunda yeterli ciddiyete ulaşamamış durumda. Ben şunu tavsiye ediyorum. Okula gelmeyen, ya da gelmek istemeyen öğrenciler için açık lise alternatifi var. Ben kendi adıma kurumumuzda ‘hayalet öğrenci’yi kabul etmiyorum. Mutlaka ve mutlaka okula gelmeli ve eğitimi hem teorik hem pratik olarak almalıdır. Bunun yanı sıra okul disiplinini de görmelidir. Bu çocuğun ileriki yıllarında da oldukça etkili olacaktır. Belki onlarca öğrencimi bizzat evlerine giderek okula döndürme çabalarımız oldu. Ancak evlerine gittiğimizde gördüğümüz manzara şu oldu. Elinde tableti telefon ya da bilgisayar. Bu bağımlılık çocukların eğitimindeki en büyük engel. Evde stabilize olmuş, hayattan kopuk, ete süte karışmayan öğrenciler var. Aileler de bu konuda çok bilinçli değiller. Şu anda devam ve devamsızlık sorununa ciddi bir yaklaşım var. Devlet de bu konuda ciddi kurallar getirdi. Bu konu özellikle bizim kurumumuzda çok önemsediğimiz bir konu.”

Uzman Psikiyatrist Deniz: Aileler uzman desteği almalı, okuldaki eğitimcilerle koordineli çalışmalı 

Ömer Deniz

Konu ile görüşlerini aldığımız Uzman Psikiyatrist Dr. Ömer Deniz, öğrencileri okula gitmeme isteklerinin birçok nedeni olabileceğini anlattı. Lisede yeni bir okula başlandığı için yaşanan “ayrılık anksiyetesi”nin bugün birçok öğrencide olabileceğini belirten Deniz, akran zorbalığının da önemli bir sebep olduğuna işaret etti. Toplumsal kaygılar, özellikle internet, telefon bağımlılığı nedeniyle çocuklarda büyük oranda dikkat dağınıklığı oluştuğunu bildiren Deniz, bunun öğrencilerin okul ile olan bağlarını zayıflattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Akademik ortada bir şeyler öğrenmek çocuklar için büyük bir yük gibi geliyor. Bağımlılık sorunu olan çocuk sayısında ciddi bir artış var. Ekran bağımlığı, tablet bağımlılığı gibi sorunları olan çocuklarımız hem okula hem de arkadaş ortamlarına adaptasyon sorunu yaşıyor. Eğitim sisteminde yaşanan değişimler de öğrencilerin okula olan bağlılığını zayıflatmaktadır. Baktığımızda özellikle devlet okullarında bu konuya daha disiplinli yaklaşıyorlar. Gelecek kaygısı güttüğü için okuldan vazgeçip iş hayatına yönelen çocuklar, sınava hazırlandığı için okulda gördüğü derslerin dışında ek destek alma ihtiyacı hissederek okuldan ziyade kurs merkezlerine öncelik veren çocuklar. Bunların hepsi öğrencilerin okula gidiş motivasyonunu düşüren etkenlerdir. Burada ekonomik sorunlar, bunun dışında sevgi, ilgi ihtiyacı karşılanmayan çocuklar mutsuz oluyor. Mutsuz olan çocukların geleceğe dair planlamaları yok. Gelecek kaygısı nedeni ile okuldan uzaklaşan öğrenci sayısı da küçümsenmeyecek derecede. Son dönemlerde sıklıkla karşımıza çıkan akran zorbalığı vakaları da çocukların okuldan uzaklaşmasına neden olan bir başka unsurdur. Elazığ ve bölgemiz özelinde deprem ve pandemi gerçeği ile yüzleştik. Bu süreçte insanların davranış sistemleri değişti. Aylarca okuldan uzak kaldılar. Uzaktan eğitim gördüler. Kimi ders alabildi, kimi alamadı. Bir zaman sonra derslerden de uzaklaştılar. Çocuklarımız okula gitmeyip ‘hayalet öğrenci’ olarak kalmayı tercih ediyorsa ailelerin bunu gözlemlemesi ve uzman desteği alması, okuldaki eğitimcilerle koordineli olarak çocuğun motivasyonunu arttırıcı çalışmalar yapması gerekmektedir.”

Öğrenciler umutsuz

16 yaşında meslek lisesinde okuyan A. Çokulu, bir an önce meslek edinme kaygısı taşıdığını, liseyi bitirse de, üniversite mezunu olsa da bir iş bulamayacağını düşündüğü için şimdiden kendi yol haritasını çizme arayışına girdiğini belirtiyor. Diplomanın çok da önemli olmadığını söyleyen A.Ç “Ailemin zoruyla okula gidiyorum. Lise diplomasını alır almaz bir iş bulup para biriktireceğim ve yurtdışına gideceğim” diyor.

17 yaşında, üniversite sınavlarına girmek için hazırlanan S.A., okulu özellikle 2. dönemden itibaren ikinci plana attığını anlatıyor. Üniversite sınavına hazırlanmak için özel bir kurs merkezine gittiğini belirten S.A. “Sadece okula gitsem sınavlarım için yeterli değil. Kazanamam. Mecburen dershaneye gidiyorum. Okulda yok yazılmamak için de rapor alıyorum. Meslek lisesinde okuyorum. O nedenle temel derslerde daha fazla net yapabilmem lazım. İnşallah kazanırım” diye konuşuyor. 

Ebeveynler mutsuz ve bir o kadar da çabasız…

Ebeveynler de çocuklarının okula gitmemesi konusunda dertli. Sadece çocukların değil, okulların da bu konuda sıkı denetim yapmadıklarını belirtiyorlar. Özellikle özel okullarda çocukların notları fazla gösteriliyor. Bundaki amacın hem okulu başarılı göstermek hem de tabiri caizse müşteri olarak gördükleri velileri memnun etmek olduğunu düşünen veli sayısı da küçümsenmeyecek boyutta.

Ayşe Ç. isimli veli, 16 yaşındaki oğlunun okula gitme konusunda sürekli bahaneler bulduğunu ve bu konuyla tek başına mücadele edemeyecek hale geldiğini söylüyor. Okulların bu konuda ipleri gevşek bıraktığını da söyleyen Ayşe. Ç bir veli olarak yaşadığı sorunları şöyle dile getirdi: 

“Pandemi zamanında oğlum LGS’ye hazırlanıyordu. Hiçbir sıkıntımız yoktu. Okuldan eve gelir ve derslerini yapar, okuluna da severek giderdi. O yıl özel bir kursa da yazdırdık. Çünkü sadece okuldan alacağı eğitimle sınavda istediği başarıyı yakalayamayacağını düşünüyorduk. Ki hâlâ öyle düşünüyorum. Ne yazık ki önce depremi yaşadık. Okullarımız 1 ay tatil oldu. Akabinde pandemi nedeni ile uzaktan eğitime başladık. Mecburen internet bağladık. Akıllı telefon ve tablet temin ettik. Ancak ne olduysa ondan sonra oldu. Çünkü sonraki süreçte oğlum okula gitmek istemedi. Sürekli bahaneler uydurdu. Liseyi kazandı. Lisede de aynı motivasyonsuzluğu devam etti. Şimdi de öyle. Bir gün hastalanıyor, bir gün kimse gelmiyor ben niye gideyim diyor. Bir anne olarak kaygılı mıyım? Evet. Aldığı eğitimden memnun değilim.”

Bir başka anne Safiye G. ise kızının kilolu olduğu için arkadaşları tarafından zorbalığa uğradığını ve bu nedenle çocuğun okula gitmek istemediğini aktarıyor. 15 yaşında lise 2. sınıf giden kızının ikinci okulu olduğunu belirten Safiye G.  2. okulunda da mutlu olmayan kızının akran zorbalığına maruz kaldığı için okul ortamından nefret ettiğini bildirerek şunları söylüyor: 

“Okulda PDR hocaları ile de görüştük. Çocuğumu haricen uzman bir psikologla da görüştürdüm. Ancak bu yaşlarda arkadaşların yaklaşımı, anne babalardan daha etkili oluyor çocuklar üzerinde. Ne yazık ki kızım okuldan soğudu. Evet gidiyor. Ama bazen okulu bizden habersiz astığını öğreniyorum. Bazen da ağlıyor okula gitmemek için. Ben göndermiyorum. Ne yazık ki mutsuz bir öğrenci o.”