5

Evlilik yaşı yükseliyor…

Ülkemizde ortalama evlilik yaşı, erkeklerde 26’dan 28,’e kadınlarda ise 22’den 25’e çıktı. Kadına yönelik şiddet, kariyer planlaması, bireysel yaşama isteği ve ekonomik kaygılar gençler arasında evlilik yaşının artmasına neden oluyor.

Şirin Demir

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2001 ve 2024 yılları arasında ortalama evlilik yaşına bakıldığında erkeklerde 26,0’dan 28,03’e kadınlarda ise 22,7’den 25,8’e yükseldi. 9. Köy Haber Sitesi olarak, gençler arasındaki evlilik yaşının artmasındaki sosyal ve hukuksal nedenlerini, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş, Batman Barosu üyelerinden avukat M. Akif Akın, yüksek lisans mezunu Büşra Yentürk ve tekstil atölyesinde çalışan Ali Kaya ile görüştük.

Evlilik yaşının yükselmesinde sosyal, iktisadi, siyasi ve kültürel birçok etmenin kritik rol üstlendiğine dikkat çekip “Gençlerin kariyer isteği evlilik yaş ortalamasını yükseltmektedir” diyen Doç. Dr. Gündoğmuş, “Son sığınağımız olarak tanımlanan ailemizi korumak, devletin devamı ve güvenliği açısından hayati öneme sahiptir” uyarısında bulundu.

Evli kadınların şiddete maruz kalmasının genç kadınları olumsuz etkilediğini belirten Avukat Akın, yasaların, aile içi şiddetin önüne geçmesi noktasında yetersiz kaldığını vurgulayarak ailenin, hukuksal boyutun güçlendirilmesi ve mevcut yasal düzenlemelerin etkin uygulanmasıyla korunabileceğinin altını çizdi.

“Gençlerin kariyer isteği evlilik yaş ortalamasını yükseltmektedir”

TÜİK verilerini değerlendiren Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gündoğmuş, kurum verilerinin “tesadüfi bir sonuç” olmadığına, tek bir neden üzerinden sorunun anlaşılamayacağına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş

“Kamuoyu algısı bağlamında ifade edecek olursak, çok sayıda kişi bu konuda ilk etapta iktisadi gerekçeler üzerinden değerlendirmelerde bulunmaktadır. Halbuki doğum kontrol propagandasının eğitim ve medya kurumları aracılığıyla yaygın hale getirilmesinden bireysel yaşam tarzının yaygınlaşmasına değin sosyal, iktisadi, siyasi ve kültürel birçok etmenin bu konuda kritik rol üstlendiği söylenilebilir. Bilhassa sosyal etkenleri irdelediğimizde ise eğitim, meslek ve gelir durumu faktörlerinin dikkate alınması gerekir.

İletişim ve ulaşım imkanlarının artışı gündelik yaşamda da birçok kolaylığı beraberinde getirirken diğer yanda ise alışkanlıkları, tercihleri ve öncelikleri değiştirmektedir. Teknolojik gelişim de, evlilik yaşının artmasını etkiliyen nedenlerden biri. 

Türkiye’de zorunlu eğitim uygulamasının getirilmesi, üniversite öğrenci sayılarının ciddi düzeyde artması ve lisansüstü eğitim talebinin artması bir periyot halinde evliliğin ileri yaşlara ertelenmesini beraberinde getirmektedir. Eğitim hayatının neredeyse 20’li yaşların sonlarına kadar devam etmesi ve gençlerin kariyer isteğinin artması evlilik yaş ortalamasını yükseltmektedir.” 

“Güçlü aile güçlü toplumun, güçlü toplum güçlü devletin taşıyıcısıdır”

Aile ve Sosyal Politiklar Bakanlığı’nın evlilik yaşının artmasından dolayı 2025 yılı “Aile Yılı” ilan etmesini de yorumlayan Doç. Dr. Gündoğmuş, bakanlığın ilan ettiği “Aile Yılı” politikasının gündelik politik çekişmelerden uzak tutulması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’de var olan kronik problemin yasal düzenlemeler çıkartmaktan ziyade bu yasaları hakkıyla uygulanması gerektiğini anımsatan Doç. Dr. Gündoğmuş, açıklamarını şöyle tamamladı:

“Aile kurumunu, çarpık ilişkilerin odağına yerleştiren haberlerin, gündüz kuşağı programlarının ve gerçeklikten kopuk dizilerin serbestçe yayınlanabildiği bir ortamda ailenin korunması ne denli mümkün olabilecektir diye düşünülmesi gerekmektedir. Bu politikanın gündelik hayatta karşılık bulabilmesi bir bütün halinde kapsamlı politikalar çerçevesinde bir sürecin inşası ile mümkündür. Son sığınağımız olarak tanımlanan ailemizi korumak, devletin devamı ve güvenliği açısından hayati öneme sahiptir. Güçlü aile güçlü toplumun, güçlü toplum güçlü devletin taşıyıcısıdır.”

“Evlilikte yaşanan şiddet olasılığı genç kadınların evlilik kararlarını olumsuz etkileyebiliyor”

Evli kadınların şiddete maruz kalmasının, genç kadınları psikolojik olarak olumsuz etkilediğini belirten Batman Barosu üyelerinden Avukat M. Akif Akın, yasaların, aile içi şiddetin önüne geçmesi noktasında yetersiz kaldığını vurgulayarak şunları söyledi:

M. Akif Akın

“Aile içi şiddet, ölüm ve intiharlar, genç kadınların evlilik kurumuna yönelik bakışında korku ve güvensizlik oluşturmaktadır. Bu durum, evlilikten kaçınma, ilişkilerde güven problemi yaşama veya bağımsızlık arayışıyla sonuçlanmaktadır. Evlilikte şiddet olasılığı, genç kadınların evlilik kararlarını olumsuz etkileyebiliyor veya evlilikten kaçınmasına yol açabilir. Bir diğer etki ise nafaka meselesidir. Evli bir çift, evlilik sürecinde ayrılma kararı aldığında erkek tarafının ömür boyu nafaka ödemesi erkek tarafının evlenme isteğini olumsuz etkiliyor. Türk Medeni kanununun belirttiği nafaka tanımı ve nafakanın sınırları gözden geçirilmesi gerekir.” 

Aile kurumunun korunmasının yolunun, hukuksal boyutun güçlendirilmesi ve mevcut yasal düzenlemelerin etkin uygulanması ile mümkün olabileceğinin altını çizen Akın, “Aile mahkemelerinin güçlendirilmesi, mahkeme süreçlerine etkin katılımı ve evlilik öncesi danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi önlemler alınmalıdır. Gençler, evlenmeden önce ve evlendikten sonra hukuki sorumlulukları ve olası boşanma durumunda neler yapması gerektiğinin farkına varabilmesi için Aile ve Sosyal Politiklar Bakanlığı’nca hukuksal bilgilendirme yapmalıdır. Evli çiftler veya aday çiftler, bu bilinç ile hareket edip sağlıklı bir evlilik sürecini sürdürebilirler” açıklamasında bulundu. 

Konut, yaşam maliyetleri gibi faktörler, evliliği zorlaştırıyor

Artan geçim maliyetleri, işsizlik gibi makro ekonomik etkenlerin, gençlerin yuva kurmasını zorlaştırdığını belirten yüksek lisans mezunu Büşra Yentürk, kadınların, bir taraftan ekonomik güvence sağlama ihtiyacı öbür tarafta ise ekonomik eşitsizlikleri fark ettiği için evlilik kararına temkinli yaklaştığını söyledi.

Büşra Yentürk

Şehirleşme, eğitim ve teknolojik gelişmeler bireyleri daha özgür ve kendi kararlarını veren kişiler haline getirdiğine işaret eden Yentürk, şöyle konuştu: 

“Kadınlar, kendilerini daha iyi tanımak, hayattan ne istediklerini keşfetmek için zamana ihtiyaç duyuyorlar. Haliyle evlilik yaşının yükselmesine sebebiyet veriyor.

Yaşam maliyetleri gibi faktörler, evliliği maddi açıdan zorlaştırabiliyor. Genç nüfusta, işsizlik oranlarının yüksek olması, özellikle kadınlar için ekonomik anlamda geleceğin belirsiz olması, evlilik kararlarını erteliyor. 

Çünkü insanlar ekonomik olarak ayakta kalmaya odaklanıyor, evlilik gibi mali yükümlülükleri ikinci plana atıyor. Barınma, gıda, sağlık ve çocuk bakımı gibi giderlerin çok artmasından dolayı evlenip aile kurmayı ekonomik olarak zorlaştırıyor. Evlilik öncesi bir birikim yapmak, maddi anlamda kendini güvenceye almak isteyen kadınlar evlilik kararını erteliyor.”

Batman’da bir tekstil atölyesinde çalışan 28 yaşındaki Ali Kaya ise maddi ve manevi olarak evliliğe hazır olmadığını söyledi. “Aile Yılı” programı kapsamında verilen 150 bin TL faizsiz kredi paketin gençlerin ihtiyacını giderme noktasında yetersiz kaldığını anlatan Kaya, “Çevremde evlenen arkadaşlarımın sayısı, bir elin parmağını geçmiyor. Evlenen de, kira ve asgari ücretin yetmemesinden dert yanıyor. Şahsen böyle bir koşulda eşim ve çocuklarım karşısında mahcup olmaktan ise hiç evlenmesem daha iyidir. Devletin sunduğu 150 bin TL faizsiz kredi, gençlerin evlenmesini teşvik etme açısından çok yetersiz. En azından ben böyle düşünüyorum” diye konuştu.