<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Desteklenen Haberler arşivleri - Support To Media Freedom Projesi</title>
	<atom:link href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jun 2025 09:12:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Görme engelliler güvenli kent istiyor</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gorme-engelliler-guvenli-kent-istiyor/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gorme-engelliler-guvenli-kent-istiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 08:02:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6783</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#199;anakkale Kordon Boyu&#8217;nda al&#305;nmayan &#246;nlemler, b&#252;y&#252;k tehlike yarat&#305;yor. 10 y&#305;l i&#231;inde 5 g&#246;rme engelli, denize d&#252;&#351;t&#252;. Ya&#351;anan kazalar sonras&#305; g&#246;rme [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gorme-engelliler-guvenli-kent-istiyor/">Görme engelliler güvenli kent istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Çanakkale Kordon Boyu’nda alınmayan önlemler, büyük tehlike yaratıyor. 10 yıl içinde 5 görme engelli, denize düştü.</b><span style="font-weight: 400;"> Y</span><b>aşanan kazalar sonrası görme engelli bireyler, güvenli ve herkes için erişilebilir bir kent talebiyle yetkililere seslendi.</b></h3>
<p><b>Damla Yeltekin</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güvenli ve erişilebilir bir kent, yalnızca engelli bireyler için değil, tüm toplum için temel bir ihtiyaç. Ancak görme engelli bireyler için gündelik hayat, şehirdeki en basit rotalarda bile ciddi risklerle dolu. Kent yaşamı herkes için eşit ve sürdürülebilir olmadıkça, gerçek anlamda erişilebilirlikten söz etmek mümkün değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altı Nokta Körler Derneği Çanakkale Şubesi’nin verilerine göre, son 10 yılda yalnızca Kordon Boyu’nda 5 görme engelli birey denize düşme tehlikesi yaşadı. Bu tehlikeye dikkat çekmek isteyen görme engelliler, geçtiğimiz aylarda beyaz bastonlarıyla kordon boyunda bir farkındalık yürüyüşü düzenledi. </span><span style="font-weight: 400;">Kaldırımlar üzerindeki tabelalar, yamuk ağaçlar, gelişi güzel yerleştirilmiş dubalar ve deniz kenarında herhangi bir bariyerin bulunmaması; beyaz bastonla yol alan bireylerin hayatını tehlikeye atıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img decoding="async" class="alignnone wp-image-6788" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-300x225.jpg" alt="" width="232" height="174" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0015.jpg 2048w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" />    <img decoding="async" class="alignnone wp-image-6791" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-300x225.jpg" alt="" width="231" height="173" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0021.jpg 1600w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" /> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deniz kenarında yürümek, görme engelli için bir hakken, alınmayan önlemler büyük tehlike yaratıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Son olarak mayıs ayında yaşanan denize düşme vakaları, bu tehlikenin ne kadar acil olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">Özellikle kentlerin gözde yürüyüş alanlarında güvenlik önlemlerinin alınmaması, bastonla yön bulmanın mümkün olmadığı düzensiz yollar ve denizle kaldırım arasına konulmayan bariyerler, birçok görme engelli için denizin kıyısında yürümeyi imkânsız hale getiriyor. Oysa herkes gibi deniz kokusunu duymak, dalga sesini dinleyerek yürüyüş yapmak herkesin hakkı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu gibi kazaların tekrarlanmaması için Altı Nokta Körler Derneği Çanakkale Şubesi, 4 maddelik bir eylem planı hazırladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1-Kordon boyuna düşmeyi engelleyecek bariyerler yerleştirilsin.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2-Kaldırımlardaki işgaller (motor, masa, tabela) denetlensin.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3-Tüm kenti kapsayan erişilebilirlik eylem planı hazırlansın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">4-Hissedilebilir zeminler, deniz kenarına yakın konumlandırılsın.</span></p>
<h4><b>“Önlem almak, ilgili idare ve belediyelerin görevli”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Erişilebilir Kentler” üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Ercan Şen, Çanakkale’de engelliler için yaşanabilir bir kent mücadelesi ve deniz kıyısındaki güvenlik eksiklerini anlattı. Çanakkale’de yıllardır süren bir tehlikeye dikkat çeken, 10 yıl içinde 5 görme engelli bireyin bu alanda denize düştüğünü anımsatan Şen, şu değerlendirmeyi yaptı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu tehlikeyi yıllardır gündeme getiriyoruz. 2016 yılında bir arkadaşımız, 2017’de iki kişi ve bu yıl yine iki arkadaşımız aynı yerden denize düştü. Bu olayların ardından, ‘ufacık bir engel olsaydı’ bu kazaların yaşanmayacağını söyledim. O günden beri aynı talebi dile getiriyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görme engelli bireyler için yapılan hissedilebilir zemin varlığı yeterli değil. Evet, o bölgede bir kılavuz yol var ama denize 25 metre uzaklıkta. İnsanlar, deniz kenarında olmak istiyor. Baston kullanımı iyi bile olsa, bu bir kaza. Herkesin dikkatsiz anı olabilir. Bu yüzden görev, bireyde değil; kamu idarelerinde. Tırtıklı yüzeyler (Hissedilebilir zemin) ‘Burada dur, ilerisi tehlikeli’ demek için kullanılır. Aynı mantık burada da uygulanabilir. ‘Bariyer görsel olarak kötü olur’ bahanesini çok duyduk. Oysa iyi bir tasarım her zaman mümkün. Denizin kıyısına konulacak bir sanat eseri hem güvenlik sağlar hem kentin kimliğine katkı sunar. Ama yeter ki niyet olsun. Öngörünebilir kazalara önlem almak, ilgili idare ve belediyelerin görevlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut yasa ve yönetmeliklerin de bu eksikliği var. Mevzuat açık: Eğer düşülebilecek bir yer, 50 santimden fazlaysa, koruma önlemi almak gerekir. Kordon boyunda düşme yüksekliği, yer yer daha da fazla. Buna rağmen yıllardır hiçbir şey yapılmıyor. Daha önce yapılan kılavuz yollar gibi durumlarda yapılan sınıflandırmalar mühendislik ya da mimarlık bölümlerinden yapılmıştı. Ama bu kentte yaşayan bir görme engelli olarak, örneğin kaldırımdaki yamuk bir ağacın benim kafama çarpabileceğini yazan olmamıştı. Çünkü onların üst beden kontrolüyle ilgili böyle bir deneyimi yok.”</span></p>
<h4><b>“Işık yok, ses yok, yollar karanlık”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale’de bu yıl peş peşe yaşanan denize düşme olaylarından 10 yıl önce de benzer kötü bir tecrübeyi deneyimleyen İbrahim Çelik, kentteki erişilebilirlik sorunlarının aradan geçen zamana rağmen aynı kaldığını söyledi. Yetkililere yapılan başvuruların sonuçsuz kalmasından hayal kırıklığı yaşadığını, düştüğü noktaya sonradan demirler yapıldığını aktaran Çelik, “Bu demirler bile bizim için değil, tekneleri korumak amacıyla konuldu. Lüks bir talebimiz yok. Altın kaplama kaldırım istemiyoruz, sadece güvenli yürümek istiyoruz” dedi. </span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-6792" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-300x225.jpg" alt="" width="253" height="190" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0020-1.jpg 2048w" sizes="(max-width: 253px) 100vw, 253px" />.      <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6794" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-300x225.jpg" alt="" width="255" height="191" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250627-WA0018-1.jpg 2048w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale Merkez’de turistlerin uğrak noktalarından biri olan Kordon boyunda yaşanan kazanın son mağduru Sabriye Kulluk, yaşadığı korku dolu anları ve kazadan sonra belediyeye yazdığını ancak hiçbir yanıt alamadığını şöyle anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Her zaman yürüdüğüm yerde denize biraz daha yakın yürümek istedim. Fazla yaklaşmışım. Sol ayağım kaydı ve denize düştüm. Denize düştüğümü görmeleri için suya batmamaya çalıştım. Yönümü bulamadım. Su derin değildi ama duvar çok yüksekti. Kendimi kurtaramazdım. Yüzme bilmeyen biri için boğulma riski yüksek. Suyun üstünde durabildim, ya başkası yapamazsa…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O günden beri kordona gitmeye devam ediyorum ama artık denize yakın yürüyemiyorum. Eskiden keyifle yürüdüğüm yerde şimdi korkarak yürüyorum. Kent genelinde de sağlıklı erişebilirliğimiz kısıtlı. Işık yok, ses yok, yollar karanlık. Tabelalara çarpıyorum.”</span></p>
<h4><b>Çanakkale gelişirken çevre düzenlemesi de ayak uydursun</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Görme engelli Ahmet Bulut, Çanakkale’nin plansız büyümesinin erişilebilirliği yok ettiğini söyledi. Kordon boyunca herhangi bir fiziki koruma önleminin olmamasının yalnızca engelliler için değil, herkes için risk oluşturması, kaldırım işgalleri ve denetimsizlikten yakınan Bulut, esnaf motorlarının kendileri için büyük bir tehdit olduğuna işaret edip sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çanakkale, örnek bir şehir olabilir. Eskiden engelliler için örnek bir şehirdi burası. Çanakkale çok hızlı büyüyor ama bu büyüme şehir planlamasına yansımıyor. Şimdi kaldırımlar işgal altında; motorlar, masalar, tabelalarla dolu. Denetim yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale’de sivil toplum hareketi çok güçlü. Böyle bir şehirde belediye ve valilikle yürütülecek çalışmalar çok daha etkili olabilir. Biz istiyoruz ki Çanakkale gelişirken politikaları da gelişsin. Çevre düzenlemesi de bu gelişime ayak uydursun.” </span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gorme-engelliler-guvenli-kent-istiyor/">Görme engelliler güvenli kent istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gorme-engelliler-guvenli-kent-istiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Hayalet ağlar” balıkçılık ve deniz turizmine tehdit</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hayalet-aglar-balikcilik-ve-deniz-turizmine-tehdit/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hayalet-aglar-balikcilik-ve-deniz-turizmine-tehdit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 07:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizlerde sessiz bir katliam s&#252;r&#252;yor. Kaybolan veya terk edilen bal&#305;k&#231;&#305; a&#287;lar&#305;, y&#305;llarca deniz canl&#305;lar&#305;n&#305; &#246;ld&#252;rmeye devam ediyor. Damla Yeltekin&#160; T&#252;rkiye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/hayalet-aglar-balikcilik-ve-deniz-turizmine-tehdit/">“Hayalet ağlar” balıkçılık ve deniz turizmine tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Denizlerde sessiz bir katliam sürüyor. Kaybolan veya terk edilen balıkçı ağları, yıllarca deniz canlılarını öldürmeye devam ediyor.</b></h3>
<h4><b>Damla Yeltekin </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye kıyılarında yıllardır sessiz bir katliam yaşanıyor. Denizde kaybolan, terk edilen veya unutulan balıkçı ağları; balıkları, deniz kaplumbağalarını, süngerleri, hatta mercan resiflerini yok ediyor. “Hayalet ağ” adı verilen bu görünmez tehlike, yalnızca ekosistemi değil, balıkçılığı ve deniz turizmini de tehdit ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale’de bugüne kadar yapılan hayalet ağ temizlik çalışmaları oldukça sınırlı. 2013’te Tarım ve Orman Bakanlığı’nın projeleriyle bazı batıklardan ağlar çıkarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, hayalet ağ konusunu Türkiye’de akademik olarak ilk çalışmaya başlayan isimlerden biri. Prof. Dr. Ayaz, Babakale ve Gökçeada açıklarında yürütülen Birleşmiş Milletler destekli projelerle ciddi miktarda hayalet ağın çıkarıldığını belirtiyor. 2002 yılında İzmir Körfezi üzerine yaptığı doktora teziyle konunun bilimsel zeminini oluşturan, 2006’da ilk yayınını yapan Prof. Dr. Ayaz, denizlerde “hayalet ağları” avlıyor. Prof. Dr. Ayaz’ın koordinasyonunda ise son 5 yıldır Balıkesir kıyılarında kapsamlı temizlik çalışmaları yürütülüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6780" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-300x225.jpeg" alt="" width="619" height="464" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-5-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 619px) 100vw, 619px" /></p>
<h4><b>Zincirleme bir ölüm döngüsü</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayalet ağları, “Denizde kaybolan, kopan, terk edilen ağların su altında istem dışı avcılığa devam etmesi” olarak tanımlayan Prof. Dr. Ayaz, bu ağların su altında yıllarca avcılığa devam ettiğini, mikroplastik yayılımına neden olabileceğini ve resif alanlarını kullanılmaz hale getirebileceğine dikkat çekip şu değerlendirmeyi yaptı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu ağlar, bulundukları süre boyunca canlıları yakalayarak öldürüyor. Ağlara takılan ölü canlılar, diğerlerini çekiyor ve zincirleme bir ölüm döngüsü oluşuyor. Deniz canlıların öldükten sonra çürümeleri sonucu, diğer deniz canlılarına da tuzak oluşturarak kendine çekip zincirleme bir yakalama reaksiyonuna sebep olabiliyor. Hayalet ağlar oradan kaldırılıncaya kadar ya da tamamıyla denize çözülüp parçalanıncaya kadar etkisi devam eden bir yakalama reaksiyonu ve canlılar üzerine bir zarara sebep oluyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6779 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2-225x300.jpeg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2-225x300.jpeg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2-768x1024.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2-113x150.jpeg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2-1152x1536.jpeg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-2.jpeg 1500w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" />Hayalet ağların denizdeki ömrünün 10 yılı aştığını, Marmara Denizi’nden çıkarılan bir ağın üzerinde 10 yıldır taşlaşmış iskorpit balıkları bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Ayaz, Norveç’te yapılan bir araştırmada 7 yıldır av yapmaya devam eden bir ağ tespit edildiğini belirterek “Bu ağların denizde parçalanma süresi çok uzun. 10 yıldan fazla. Hatta sepetler özellikle özelliğine göre 30 yıla kadar avcılık yapma kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor” dedi.</span></p>
<h4><b>Güçlü yasal denetim ve çevre eğitimi şart</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği’nde (AB) 200 metreden daha derin bölgelerde uzatma ağı avcılığı tamamen yasak. Türkiye’de ise böyle bir sınırlama henüz yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 yılı aşkın süredir hayalet ağların zararlarıyla ilgili çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ayaz’a göre, hayalet ağlarla mücadelede tek başına farkındalık yeterli değil, yasal düzenlemelerle riskli alanlarda ağ kullanımının sınırlanması gerekiyor. <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6775 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-300x263.jpeg" alt="" width="232" height="203" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-300x263.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-1024x896.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-150x131.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-768x672.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4-1536x1344.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-4.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda çocuklara erken yaşta doğa ve çevre bilinci kazandırmanın önemine değinen Prof. Dr. Ayaz, “Çözüm, yalnızca temizlik değil; bilinçli balıkçılık, güçlü yasal denetim ve ilkokuldan itibaren çevre eğitim. Farkındalık çalışmaları önemli ama etkisi sınırlı. İlköğretimden itibaren çevre sevgisi eğitimi şart” uyarısında bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Ayaz, hayalet ağların mercan resiflerini örttüğü durumlarda ortamın yok olduğuna işaret ederek şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hayalet ağlar, mercan ve resif alanları üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Örttüğü bölgeyi <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6774 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-300x263.jpeg" alt="" width="218" height="191" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-300x263.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-1024x896.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-150x131.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-768x672.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3-1536x1344.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/hayalet-ag-3.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 218px) 100vw, 218px" />tamamıyla ortadan kaldırıyor. Özellikle kalın ağlarsa, trol ve gırgır ağları ise&#8230; Her ağ türünün deniz canlıları için tehlikeli bir etkisi var. Balık popülasyonları açısından da sorun teşkil ediyor. Marmara Denizi’nde şu anda oldukça fazla batık var. Bu batıklar bir resif alanı teşkil ederek balıkların o bölgede bulunmasını, korunmasını, beslenmesini sağlıyor. Ama bu bölgelerin üzerleri yine ağlarla örtüldüğü için şu an onlar da işe yaramaz hale gelmiş durumda. Hayalet ağları buradan çıkarmanın, uzaklaştırmanın maliyeti çok yüksek.” </span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/hayalet-aglar-balikcilik-ve-deniz-turizmine-tehdit/">“Hayalet ağlar” balıkçılık ve deniz turizmine tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/hayalet-aglar-balikcilik-ve-deniz-turizmine-tehdit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzyıllık anlatı sanatı meddahlık</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/yuzyillik-anlati-sanati-meddahlik/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/yuzyillik-anlati-sanati-meddahlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 07:37:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geleneksel ve erkek bir anlat&#305; sanat&#305; dal&#305; olan meddahl&#305;k, kahvehanelerden dijital platformlara ta&#351;&#305;n&#305;rken kad&#305;nlar&#305;n sahneye &#231;&#305;kmas&#305;yla yeni bir soluk kazand&#305;. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/yuzyillik-anlati-sanati-meddahlik/">Yüzyıllık anlatı sanatı meddahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Geleneksel ve erkek bir anlatı sanatı dalı olan meddahlık, kahvehanelerden dijital platformlara taşınırken kadınların sahneye çıkmasıyla yeni bir soluk kazandı. Dijital platformlarda meddahlık yapan Hanım, “bir direniş biçimi” diye tanımladığı meddahlığın ciddi bir sanat dalı olarak görülmemesi ve bu kültürel mirasa sahip çıkılmamasından şikayetçi. </b></h3>
<h4><b>Berfin Kahraman</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüzyıllar öncesine dayanan, erkek egemen bir sanat dalı olarak görülen geleneksel bir anlatı sanatı olan meddahlık, değişen zamanla birlikte farklı formlarda yaşamaya devam ediyor. Bir dönem kahvehanelerde, meydanlarda ve düğünlerde halkla buluşan meddahlar, günümüzde dijital platformlarda da izleyiciyle buluşup hayat buluyor. 21. yüzyılda kadın anlatıcıların sahneye çıkmasıyla bu sözlü anlatım geleneği bir dönüşüm süreci yaşayıp yeni bir boyut kazanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">7 yıl önce başladığı meddahlığa devam eden Ferdane Hanım, meddahlığın geçmişten günümüze uzanan yolculuğunu ve kadın anlatıcıların bu sanattaki yerini değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6767 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2-300x249.jpeg" alt="" width="239" height="198" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2-300x249.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2-1024x851.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2-150x125.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2-768x639.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/1-2.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 239px) 100vw, 239px" />Çeşitli sahne ve dijital platformlarda sürdüren Ferdane Hanım, meddahlığın Osmanlı döneminde özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda en parlak dönemini yaşadığını ve tek kişilik sözlü anlatı performanslarına dayandığını anımsattı. Meddahların, yanlarında taşıdıkları baston ve mendil gibi basit aksesuarlarla çeşitli karakterlere bürünerek izleyiciye canlı hikâyeler sunduğunu aktaran Hanım, anlatıcının ses tonunun, mimiklerinin ve doğaçlama yeteneğinin, gösterinin temel unsurlarını oluşturduğunu belirtip “Meddahlık, sadece eğlendirme ya da bilgilendirme değil; aynı zamanda bir direniş biçimidir. Eskiden bir baston ve mendille hikâyemizi anlatırdık, şimdi mikrofonlar, ışıklar, sahne var. Ama temel olan tek şey hâlâ aynı, dinleyiciyle kurduğumuz bağ” dedi. </span></p>
<h4><b>“Hafızaya sahip çıkma, görmezden gelinene dokunma, susana ses olma biçimi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözlü kültür yoluyla aktarılan hikâyelerin, toplumların hafızasını taşırken aynı zamanda bireysel ve toplumsal ifade alanları da yarattığını vurgulayan Hanım, şunları söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6769 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/3-2-300x300.jpg" alt="" width="228" height="228" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/3-2-300x300.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/3-2-150x150.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/3-2.jpg 640w" sizes="(max-width: 228px) 100vw, 228px" />“Meddahlık nasıl bir şey biliyor musun? Sadece sahne sanatı değil, gerçekten değil. Burası bir mücadele alanı. Ben sahneye çıktığımda sadece geçmişi anlatmıyorum. Aynı zamanda bugünü, bugün görünmeyenleri, duyulmayanları da görünür kılıyorum. Anlatmak, direnmenin en eski yoludur. Çünkü her hikâye, susan birinin yerine konuşur; her kelime, bastırılan bir sesin yeniden yankısı olur. Meddah, sadece eğlendiren değil, aynı zamanda topluma ayna tutan, zamana tanıklık eden kişidir. Ben sahnede, bir kadının bastırılmış öfkesini de anlatıyorum, bir çocuğun duyulmamış gülüşünü de. Bazen bir göç hikâyesinde kimliğini arayanları, bazen de sıradan bir mahallede yaşanan büyük sessizlikleri dillendiriyorum. Hikâyelerle iyileşiyoruz; çünkü anlatıldıkça yalnız olmadığımızı anlıyoruz. Meddahlık benim için sadece bir sanat değil; hafızaya sahip çıkma, görmezden gelinene dokunma, susana ses olma biçimi. Bu yüzden anlattığım her öykü, sadece geçmişin değil, bugünün de bir yansımasıdır.” </span></p>
<h4><b>“Eşitsizliğe rağmen sahnelerde olmaya devam ediyoruz, edeceğiz” </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Meddahlığın tarihsel olarak erkek egemen, kadınların görünürlüğünün sınırlı bir sanat dalı olduğuna dikkat çeken Hanım, sözlerini şöyle sürdürdü: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6771 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-23-at-13.08.21-300x217.jpeg" alt="" width="235" height="170" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-23-at-13.08.21-300x217.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-23-at-13.08.21-150x108.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-23-at-13.08.21-768x555.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-23-at-13.08.21.jpeg 860w" sizes="(max-width: 235px) 100vw, 235px" />“Kahvehanelerin ve kamuya açık sahnelerin erkeklere ait olduğu bir dönemde, kadınların anlatıcı olarak yer bulması mümkün değildi. Ancak toplumsal değişimlerle birlikte bu gelenek de dönüşmeye başladı. Başlarda ‘Kadından meddah mı olur?’ tepkileriyle karşılaştım. Ama anlattığım hikâyelerde kadınlar kendilerini buldukça işler değişti. Bugün seyircimin çoğu kadın ve en çok onlar sahip çıkıyor bu işe. Benim sahnede anlattıklarım, sadece masal ya da tarihi olaylar değil. Kadınların evde bastırdığı hayalleri, toplumsal rollerin içinde kaybolan sesleri, bir annenin iç sesi, bir genç kızın ilk itirazı&#8230; Yani kadının gündelik yaşamda yaşadığı her şey bu hikâyelerin bir parçası. Seyircim, bazen gözyaşlarıyla bazen kahkahalarla bana eşlik ediyor. Çünkü anlattıklarımın içinde kendini buluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6768 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2-1-1-300x225.jpeg" alt="" width="248" height="186" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2-1-1-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2-1-1-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2-1-1-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/2-1-1.jpeg 853w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" />Meddahlar arasında kadın anlatıcıların sayısı oldukça az. Bu da kadın meddahların görünürlüğünü azaltıyor ve onları yalnızlaştırıyor. Kadınların toplumsal rolleri ve sorumlulukları nedeniyle sahneye düzenli çıkmaları veya uzun turnelere gitmeleri güç olabiliyor. Performansları ya da anlatım biçimleri erkek meddahlara kıyasla daha sert eleştirilere maruz kalabiliyor. Aslında bu benzer sorunları birçok meslek dalında yaşıyor kadınlar. Bugün tiyatro sanatçıları arkadaşlarımla konuştuğumda veya komedyen arkadaşlarımla konuştuğumda ne yazık ki aynı benzer sorunları yaşadığımızı maalesef ki görüyoruz. Yine de bunca eşitsizliğe rağmen sahnelerde olmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Ayrıca kadın meddahlar, yalnızca anlatıcı değil; aynı zamanda temsil gücü olan, sesini duyuramayan birçok kadının sözcüsü hâline geldi.” </span></p>
<h4><b>“Bir kültürel miras ama kimse bu mirasa sahip çıkmıyor”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni kuşakların bu geleneği tanımamasının meddahlığın en büyük sorunu olduğunun altını çizen Hanım, değerlendirmelerine şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bugünün gençleri hikâyeleri ekrandan izlemeye, hızlı tüketmeye alıştı. Meddahlık ise yavaşlamayı, dinlemeyi, anlamayı gerektiriyor. Bir hikâyenin içine girip onunla nefes almak lazım. Ama günümüz kültürü buna pek sabırlı değil. Meddahlığın diğer önemli sorunu ise kurumsal ve kültürel destek eksiliğidir. Meddahlar hâlâ bireysel çabalarıyla sahne bulmaya çalışıyor. Bu bir kültürel miras ama kimse bu mirasa sahip çıkmıyor. Bu kadar eski bir geleneğin nasıl olur da desteklenmediği konusunda hayıflanıyorum. Ayrıca, meddahlık, ‘ciddi’ bir sanat dalı olarak bile görülmüyor. Bu algı özellikle kadın meddahlar için daha da katmanlı bir hal alıyor. Bazen hâlâ, ‘Anlatıyor işte biraz güldürüyor, o kadar’ deniyor. Oysa bir meddah; yazarı, yönetmeni, oyuncusu ve bazen sesi olmayanların sesi olmak zorunda. Bunu küçümsemek değil, tam tersine kültürel değer olarak görmek gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu zorluklara rağmen, meddahlığın dirençli bir yapısı olduğuna inanıyorum. Bu anlatı biçimi binlerce yıldır hayatta kaldıysa, bugünü de atlatır. Yeter ki gerçekten sahip çıkılsın, yeni nesil anlatıcılar da yetişsin. Ben burada umudunu kaybetmedim. Geleneksel anlatı sanatlarının yeniden canlandırılmasının mümkün olduğuna inanıyorum. Özellikle gençlerle kurulacak bağın bu noktada belirleyici olduğunu düşünüyorum.” </span></p>
<h4><b>“Sustuğumuzda sadece bir sanat ölmez, hafızamız da eksilir”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu geleneğin, teknolojik gelişmeler ve değişen kültürel dinamiklerle birlikte şekil değiştirdiğine dikkat çeken Hanım, meddahlığın görünürlüğü azalsa da hala yapıldığını ve sürdürülmesi gereken bir sanat olduğunu kaydedip sözlerini şöyle tamamladı:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Günümüzde meddahlık, yalnızca tiyatro sahneleri ya da kültür merkezleriyle sınırlı değil. YouTube videoları, Instagram yayınları ve podcast’ler aracılığıyla anlatı geleneği yeni bir soluk kazanıyor. Geleneksel sözlü kültür, dijital mecralarda daha geniş kitlelerle buluşma imkânı buluyor. Bana sorarsanız bu dönüşümü bir tehdit olarak değil de bir fırsat olarak görüyorum ben. Hikâye anlatıcılığı her çağda vardı, sadece anlatma biçimimiz değişiyor. Gençler zannettiğimizden çok daha meraklı. Onlara doğru mecralarda, doğru üslupla ulaşırsanız hikâyeleri can kulağıyla dinliyorlar. Ben bazen liselere, üniversitelere gidiyorum. İlk başta mahcup mahcup oturuyorlar ama bir yerden sonra gözlerinin içi parlamaya başlıyor. Çünkü hikâye anlatmak, insana dair bir ihtiyaç. Dijitalleşme bu ihtiyacı yok etmiyor, sadece biçimini değiştiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6766 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/00-300x197.jpg" alt="" width="300" height="197" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/00-300x197.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/00-150x98.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/00.jpg 512w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Hikâyeler bitmez, İnsan var oldukça anlatacak, dinleyecek, bağ kuracak. Önemli olan anlatıcıların kaybolmaması. Meddahların yer bulamadığı, genç meddah adaylarının eğitilmediği bir ortamda bu sanat zamanla yok olabilir. Ama bir meddahlar sahnesi kurulur, anlatıcılık atölyeleri açılırsa; çocuklar küçük yaşta hikâye dinler, sonra da anlatmaya başlarsa, bu gelenek yeniden doğar. Meddahlık bir gelenek, evet. Ama aynı zamanda bir direniş, bir iyileşme biçimi, bir hatırlama sanatı. Bu yüzden anlatmaya devam edeceğiz. Biz sustuğumuzda sadece bir sanat ölmez, hafızamız da eksilir. Ben istiyorum ki gelecekte bir çocuk, bir sahnede bastonuyla bir karaktere bürünüp anlatmaya başlasın. Çünkü bu sadece bir sanat değil, bir kimlik meselesi. Bizi biz yapan şeyleri unutmamak için, anlatmaya devam etmeliyiz. Dün kahvehanede, bugün sahnede, yarın belki bir ekranın arkasında&#8230; Nerede olursa olsun, hikâye anlatıcısı sustuğunda sadece bir sanat değil, bir ruh da kaybolur.”</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/yuzyillik-anlati-sanati-meddahlik/">Yüzyıllık anlatı sanatı meddahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/yuzyillik-anlati-sanati-meddahlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkent Ankara’nın tarihi sığınakları</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/baskent-ankaranin-tarihi-siginaklari/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/baskent-ankaranin-tarihi-siginaklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 17:22:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamuya a&#231;&#305;k, kullan&#305;labilir ve aktif durumda say&#305;s&#305; yok denecek kadar az s&#305;&#287;&#305;na&#287;&#305; olan Ba&#351;kentte, &#231;o&#287;u II. D&#252;nya sava&#351;&#305; y&#305;llar&#305;nda kurulan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/baskent-ankaranin-tarihi-siginaklari/">Başkent Ankara’nın tarihi sığınakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Kamuya açık, kullanılabilir ve aktif durumda sayısı yok denecek kadar az sığınağı olan Başkentte, çoğu II. Dünya savaşı yıllarında kurulan tarihsel değere sahip sığınık var. Bugün gerekli bakım ve ilgiden uzak bu sığınaklar, terk edilmiş bir durumda sahip çıkılmayı bekliyor.  </b></h3>
<h4><b>Nurdane Özdemir Sağkan</b></h4>
<h4><b>Fotoğraflar: Ahmet Soyak</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda yaşanan bölgesel çatışmalar; Türkiye’de savaş, saldırı veya afet durumlarında kullanılabilecek sığınakların varlığı konusunu da gündeme taşıdı.</span> <span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz hafta yaşanan İran- İsrail füze saldırıları, Amerika’nın da söz konusu saldırılara müdahil olması, gözleri bu ülkelere çevirdi. Teknolojik ve bilimsel açıdan sürekli kendisini geliştiren bir ülke olarak bilinen İsrail, İran’la yaşadığı füze saldırılarında sivillerin güvenliği için sahip olduğu sığınaklarıyla da dikkati çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, “Türkiye benzer bir tehlikeyle karşılaşsa başkent, halkın güvenliğini sağlayacak yeterli sığınaklara sahip mi?” sorusunun peşine düşüp Ankara’daki sığınakları media4democracy için araştırdık. Ve, Başkentte tarihsel değere sahip sığınıklar olduğunu gördük.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de konutlarda da kâğıt üzerinde yasal bir zorunluluk olmasına rağmen birçok binada gerçek anlamda sığınak bulunmuyor. Uygulamada yasal olarak apartman bodrumları “sığınak” diye projelendiriliyor ancak gerçekte depo, kömürlük ya da otopark olarak değerlendiriliyor. Bugün Ankara’da, kentin ihtiyaçlarına yanıt verecek kapasitede kamuya açık, kullanılabilir ve aktif durumda sığınak sayısı yok denecek kadar az. Bazı tarihi yapılar ve devlet kurumlarına ait binalarda özel sığınaklar bulunsa da bunlar halka açık değil. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6758 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_274854Dikmen-siginak-300x169.png" alt="" width="241" height="136" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_274854Dikmen-siginak-300x169.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_274854Dikmen-siginak-150x84.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_274854Dikmen-siginak-768x432.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_274854Dikmen-siginak.png 854w" sizes="(max-width: 241px) 100vw, 241px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olası savaş koşullarında güvenlik amacıyla çoğu II. Dünya savaşı yıllarında kurulan Ankara’nın tarihi öneme sahip sığınakları, bugün gerekli bakım ve ilgiden uzak, terk edilmiş bir durumda sahip çıkılmayı bekliyorlar.  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><b>Kalenin altındaki sığınak</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Kalesi’nin altında II. Dünya Savaşı döneminden kalma, Almanlar tarafından inşa edilen oldukça geniş bir sığınak mevcut. Türkiye’deki tek resmi yer altı sığınağı olan Ankara’daki bu tarihi özel yapı, devlet yetkililerini korumak amacıyla yapıldı. Savaş döneminde hazır halde tutulan sığınak, hiçbir zaman aktif olarak kullanılmadı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6755 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi-768x513.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi-272x182.jpg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/496814510_4525486827707265_2483100357237270542_n-Bentderesi-CaddesiAkkale-Siginaklar-Havalandirma-Cikisi.jpg 809w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Üç ayrı kapıdan girilen gizli sığınağın kapalı alanında; 13 oda, 5 salon, 1 yatakhane, 1 yemekhane, 2 tuvalet bulunuyor. Sığınak, kısa süreli 3600, uzun süreli 1200 kişinin kalabileceği kapasitede. 1200 metrekarelik sığınağın genişliği 3,5-4 metre, yüksekliği ise 3 -3,5 metre. Dönemin şartlarına göre oldukça ileri teknolojiyle donatılan sığınakta, havalandırma, ısıtma, elektrik ve jeneratör sistemleri eksiksiz şekilde kurulmuş, gaz saldırılarına karşı tam dört adet hava filtresi yerleştirilmiş. İçeride yaşamın devamı için yaklaşık bir tonluk su deposu inşa edilmiş.</span></p>
<h4><b>Sığınak Altındağ Belediyesi’ne devredildi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">1964 yılında Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı kararla Kale altındaki sığınak, sivil savunma maksadıyla genel amaçlı sığınağa dönüştürüldü ve Ankara Valiliği’ne verildi. Kararın altında, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Başbakan İsmet İnönü, Maliye Bakanı Ferit Melen ve Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in imzaları bulunuyor. İçişleri Bakanlığı’nın izniyle Altındağ Belediyesi’ne devredilen, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından zaman zaman bakımı yapılan sığınak, gerekli çalışmaların ardından doğal yapısı korunarak Ankara’ya müze olarak kazandırılmayı bekliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir zamanlar askerlerin önünde nöbet tuttuğu bu sığınak, günümüzde kapısı kaynaklanmış, kaderine terk edilmiş bir durumda.</span></p>
<h4><b>Dikmen’deki Sığınak</b></h4>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Dünya Savaşı’ndan kalma sığınak da Dikmen’deki askeri bir karargâh. Bu karargâhta, birimlerinin günlük faaliyetlerini sürdürmeleri için yaşam odaları bulunuyor. İçerisinin ısıtılması ve havalandırılması için kazan dairesi yapılmış, kazanın ısıtma sistemi, banyo, tuvalet gibi ihtiyaçları gidermek için de su depoları kurulmuş. Harbiye ile İlkadım Mahallesi arasında iki mahalleden de girişi bulunan sığınağın, bir ana girişi üç tali kapısı var.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6759 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_400583Dikmen-siginak-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_400583Dikmen-siginak-300x169.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_400583Dikmen-siginak-150x84.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_400583Dikmen-siginak-768x432.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_400583Dikmen-siginak.png 854w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Dikmen sığınağı; savaş konsepti değiştiği ve ihtiyaçları karşılamadığı için 1970’li yıllarda İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş, girişlerdeki askeri birlikler de çekilmiş. (Sivil Savunma 2009 yılında kapatılıp AFAD kurulmuş.) Sığınaklar bu süreçte çürümeye terk edilmiş, zamanla tinercilerin barınağı haline dönüşmüş. Kapıları kaynakla kapatılarak girişler önlenmeye çalışılmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi üzerinde Dikmen Caddesi ve MESA konutları bulunan sığınağın girişleri, Dikmen Vadisi’ne bakmakta, bir çıkışı ise Hürriyet Caddesi tarafında MESA konutları arasında. Sığınağın üst tarafına bloklar yapılmasına izin verilmesi de buranın işlevini yitirdiğine kanıt. </span></p>
<h4><b>Ulus’ta 1. Meclis binasının altındaki büyük sığınak</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6761 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_994499Meclis-siginak-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_994499Meclis-siginak-300x169.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_994499Meclis-siginak-150x84.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_994499Meclis-siginak.png 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />İlk Meclis binasının altında bulunan büyük sığınak, II. Dünya Savaşı yıllarında yer altı harekât merkezi olarak inşa edildi. Hükûmetin ve silahlı kuvvetlerin güvenli çalışması için düşünülen bu mekân; 1964 yılında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Başbakan İsmet İnönü ve dönemin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in de imzalarıyla alınan bir kararla genel amaçlı sığınağa dönüştürüldü. Nükleer ve konvansiyonel saldırılara karşı hazır hale getirilen sığınakta, gaz saldırılarına karşı üç hava filtresi, kimyasal gazlara dayanıklı elbise, sedye, ilk yardım malzemeleri bulunuyor. Sığınak, sivil savunma ve diğer güvenlik birimlerinin haberleşmesi için başkentin 35 ayrı noktasında bulunan siren sisteminin de merkezi durumunda. </span></p>
<h4><b>Mamak Şafaktepe (İsmetpaşa Sığınağı)</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6762 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_973225Mamak-Safaktepe-Siginagi-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_973225Mamak-Safaktepe-Siginagi-300x169.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_973225Mamak-Safaktepe-Siginagi-150x84.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/videoframe_973225Mamak-Safaktepe-Siginagi.png 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Şafaktepe Sığınağı, Mamak Belediyesi’ne ait. Demiryolcuların Demirlibahçe Tüneli diye andığı Şafaktepe Tüneli, sığınağa dönüşmüş ve oldukça küçük. Sığınak terk edildikten sonra yıkık dökük bir durumda. 2014 yılından beri bu sığınağın, Mamak Belediyesi tarafından sanat merkezi olarak hayata geçirilmesi bekleniyor.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/baskent-ankaranin-tarihi-siginaklari/">Başkent Ankara’nın tarihi sığınakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/baskent-ankaranin-tarihi-siginaklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçün kıskacında bir il: Van!</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gocun-kiskacinda-bir-il-van/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gocun-kiskacinda-bir-il-van/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 17:11:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yandan ya&#351;am ko&#351;ullar&#305;n&#305;n zorluklar&#305;, di&#287;er yandan istihdam ve e&#287;itim olanaklar&#305;n&#305;n yetersizli&#287;i nedeniyle Van, ba&#351;ka &#351;ehirlere g&#246;&#231; veriyor. N&#252;fusu, 1 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gocun-kiskacinda-bir-il-van/">Göçün kıskacında bir il: Van!</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Bir yandan yaşam koşullarının zorlukları, diğer yandan istihdam ve eğitim olanaklarının yetersizliği nedeniyle Van, başka şehirlere göç veriyor. Nüfusu, 1 yılda 9 bin 525 kişi azalan Van’da, 5 yılda 25 bin 388 genç şehri terk etti. </b></h3>
<h4><b>Fatma Nur Polatcan</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin doğusunda yer alan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin önemli kentlerinden biri olan Van, yıllardır nüfus hareketliliğiyle dikkat çekerken son yıllarda ilde göç artık bir tercih değil, adeta toplumsal bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. İşsizlik, ekonomik zorluklar, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişimde yaşanan sıkıntılar, kentte yaşamayı her geçen gün daha da güçleştiriyor. Bunun sonucu olarak Van, özellikle genç nüfus başta olmak üzere sürekli bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 2024 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre Van’ın nüfusu, 1 yılda 9 bin 525 kişi azaldı. 2023 yılında 1 milyon 127 bin 612 olan nüfus, 2024 yılı itibarıyla 1 milyon 118 bin 87’ye düştü.</span></p>
<h4><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6751 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-300x200.jpg" alt="" width="236" height="157" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-300x200.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-1024x683.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-150x100.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-768x512.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-1536x1024.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-2048x1365.jpg 2048w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_1071-272x182.jpg 272w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" />İlçe ilçe Van’ın nüfus değişimi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">TÜİK’in 2024 ADNKS verilerine göre, Van’da nüfus kaybı özellikle kırsal ilçelerde yoğunlaştı. Öte yandan merkez ilçeler olan İpekyolu, Tuşba ve Edremit ise nüfus artışı yaşadı. Van’ın en kalabalık ilçesi olan İpekyolu’nun nüfusu, 2023 yılında 350 bin 708 iken, 2024’te 356 bin 977’ye yükseldi. İlçe bir yılda 6 bin 269 kişilik nüfus artışı yaşadı. Tuşba ilçesinin nüfusu 1 yılda 1.434 kişi artarak 165 bin 885’e yükseldi. Edremit’te ise nüfus 1.164 kişi artarak 130 bin 768’e çıktı.</span></p>
<p><b>Van’ın kırsal ilçelerinde durum vahim</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6749 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-300x225.jpeg" alt="" width="243" height="182" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van2-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" />Van’ın kırsal ilçelerinde tablo tam tersine döndü. Van’ın 10 ilçesinde nüfus kaybı yaşandı. Çaldıran’ın nüfusu bir yılda 4 bin 287 kişi azalarak 56 bin 901’den 52 bin 614’e geriledi. Özalp, 57 bin 829’dan 53 bin 966’ya düşerek 3 bin 863 kişilik kayıp yaşadı. Başkale, 42 bin 922’den 41 bin 159’a düşerek 1.763 kişilik kayıp verdi. Muradiye 44 bin 322’den 42 bin 986’ya gerileyerek 1.336 kişilik nüfus kaybetti. Gürpınar’da 1.834 kişilik düşüş yaşandı. İlçenin nüfusu 31 bin 816’dan 29 bin 982’ye düştü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatak’ın nüfusu 1 yılda 1.436 kişi azalarak 18 bin 825’ten 17 bin 389’a geriledi. Saray, 18 bin 779’dan 17 bin 382’ye düşerek 1.397 kişilik kayıp yaşadı. Gevaş’ta nüfus 840 kişi azalarak 27 bin 437’den 26 bin 597’ye düştü. Bahçesaray ise 810 kişi kaybederek 12 bin 983’ten 12 bin 173’e düştü. Erciş ilçesi, 171 bin 35’ten 170 bin 209’a düşerek 826 kişilik bir azalma yaşadı.</span></p>
<h4><b>Vanlı, Van’ı terk ediyor!</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6747 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-300x225.jpeg" alt="" width="247" height="185" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" />Van’dan göç edenlerin nedenleri TÜİK verilerine yansıdı. Buna göre; 17 bin 949 kişi, hane veya aile fertlerinden birine bağımlı göç nedeniyle il dışına taşındı. 9 bin 130 kişi, daha iyi konut ve yaşam koşulları için göç etti. 8 bin 422 kişi, eğitim amacıyla Van’dan ayrıldı. 6 bin 987 kişi, tayin ya da iş değişikliği nedeniyle göç etti. 5 bin 815 kişi, işe başlamak ya da iş bulmak için başka illere gitti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2 bin 810 kişi, ailevi nedenlerle veya medeni durum değişikliği sebebiyle göç etti. 1.813 kişinin göç nedeni bilinmezken, 1.500 kişi diğer nedenlerle ile terk etti. 1.142 kişi ev aldığı, 636 kişi ise memlekete geri döndüğü için il dışına çıktı. 209 kişi emeklilik, 134 kişi ise sağlık ya da bakım gerekçesiyle göç etti.</span></p>
<h4><b>Genç nüfus beş yılda 25 bin kişi azaldı</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">TÜİK’in 2024 yılı “İstatistiklerle Gençlik” verilerine göre, Van’daki 15-24 yaş arası genç nüfus, son 5 yılda ciddi oranda azaldı. 2020 yılında 237 bin 508 olan genç nüfus, 2024 yılı itibarıyla 212 bin 120’ye geriledi. Bu verilere göre Van, 5 yılda 25 bin 388 genç kaybetti. 2024 verilerine göre, genç nüfusun 109 bin 916’sı erkek, 102 bin 204’ü kadın.</span></p>
<h4><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6748 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-300x225.jpeg" alt="" width="220" height="165" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/van1-1-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" />Kötü senaryo: Düşüş devam edecek</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">TÜİK’in nüfus projeksiyonlarına göre Van’ın nüfusundaki düşüş önümüzdeki yıllarda da sürecek. 2023 yılında 1 milyon 127 bin 612 olan Van nüfusunun, 2030 yılında 1 milyon 104 bin 161’e kadar düşmesi bekleniyor.</span></p>
<h4></h4>
<h4><b>“Göçün temelinde ekonomik sorunlar ve kuraklık var”</b></h4>
<div id="attachment_6752" style="width: 177px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6752" class="wp-image-6752 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-167x300.jpeg" alt="" width="167" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-167x300.jpeg 167w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-569x1024.jpeg 569w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-83x150.jpeg 83w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-768x1382.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu-853x1536.jpeg 853w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Faruk-Alaeddinoglu.jpeg 889w" sizes="(max-width: 167px) 100vw, 167px" /><p id="caption-attachment-6752" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van’da kırsaldan kent merkezine, oradan da farklı illere yönelen göçün hızla arttığını belirterek, bu göçün temelinde ekonomik sıkıntılar ve kuraklık olduğuna dikkat çekti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım ve hayvancılıkla geçinen kırsal kesimin, iklim değişikliğiyle birlikte suya erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığına işaret eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Sulama suyu yetersizliği, artan maliyetler ve ürün verimsizliği nedeniyle kırsaldaki vatandaşlar geçimlerini sağlayamıyor, hayvanlarını besleyemiyor ve tarlalarını ekemiyor. Bu durum köyleri hızla boşaltırken, Van merkez de gelen nüfusu karşılayamadığı için başka şehirlere göç oluyor” açıklamasında bulundu.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/gocun-kiskacinda-bir-il-van/">Göçün kıskacında bir il: Van!</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/gocun-kiskacinda-bir-il-van/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:57:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbak&#305;r, Mu&#287;la ve Gaziantep&#8217;te serbest gazetecilik, sans&#252;r ve belirsizlikle m&#252;cadele T&#252;rkiye&#8217;de her ge&#231;en g&#252;n daha da zorla&#351;an serbest gazetecilik, Diyarbak&#305;r, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’te serbest gazetecilik, sansür ve belirsizlikle mücadele</b></h3>
<h3><b>Türkiye’de her geçen gün daha da zorlaşan serbest gazetecilik, Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’te farklı koşullarda sürdürülse de ortak bir zeminde buluşuyor. Çoğu zaman sistemle, sansür ve belirsizlikle mücadele anlamı taşıyor.</b></h3>
<h4><b>Delal Meltem Demir</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik, Türkiye’nin birçok ilinde, düşük telifler, ekipman eksikliği, sansür baskısı, güvenlik sorunları ve yalnızlık gibi sorunlarla yürütülüyor. “Demokrasi İçin Medya” olarak iki bölümden oluşan haber dizimiz kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinde çalışan serbest gazetecilerle görüştük. Yazı dizimizin ikinci bölümünde Diyarbakır’dan Rojan Mamo, Muğla’dan Songül Karadeniz ve Gaziantep’ten Cihat Öztürk’e yer veriyoruz. Her biri farklı koşullarda çalışsa da ortak bir zemin var: Haber üretmenin yalnızca sahada değil, çoğu zaman sistemle, sansürle ve belirsizlikle mücadele anlamına geldiği bir gazetecilik pratiği. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır, Muğla ve Gaziantep’teki bu üç gazetecinin anlattıkları, Türkiye’de serbest gazeteciliğin bölgesel farklara rağmen ortak bir tabloya işaret ediyor: Güvencesizlik, sistemsizlik ve dayanışma eksikliği.</span></p>
<h4><b>“Baskılar karşısında yalnız kalma”</b></h4>
<div id="attachment_6739" style="width: 265px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6739" class="wp-image-6739" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-300x225.jpeg" alt="" width="255" height="191" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Rojan-Mamo_7916.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><p id="caption-attachment-6739" class="wp-caption-text">Rojan Mamo</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazeteci Rojan Mamo, Diyarbakır’da gazeteci olmanın, sadece haber yapmak değil, aynı zamanda sürekli bir risk ortamında çalışmak anlamına geldiği ve serbest gazetecilik yaparak geçinmenin mümkün olmadığını vurgulayarak şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İnsan hakları ihlalleri, çatışmalı süreçler ve devletin güvenlik politikalarının ağır uygulandığı bir bölgede gazetecilik yapmak, haber üretmek, çoğu zaman gözaltı riskini de beraberinde getiriyor. Bu riskli sahada bağımsız ya da serbest gazeteci olarak çalışmak, baskılar karşısında yalnız kalmayı; kurumsal savunma mekanizmaları olmadan bireysel olarak ayakta durmayı gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada özellikle haber başına ödeme alan gazeteciler için ekonomik istikrar sağlamanın oldukça zor. Ay sonunda sabit bir gelir elde etmek neredeyse imkânsız. Haber üretmek kadar, onun maddi karşılığını almak da büyük bir mücadele gerektiriyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerini genellikle yayınlatabildiğini ancak bazı medya kuruluşlarının habere politik risk açısından yaklaşıldığında içeriklerin geri çevrildiğini aktaran Mamo, “Bazı medya kuruluşları, haberin içeriğine değil, politik yansımalarına odaklanıyorlar. Bu nedenle de bazen ‘Bu haberi alamayız, sıkıntı yaratır’ diyerek reddedilen haberler oluyor. Bazen de yayınlanmadan önce metinlere ciddi müdahaleler yapılıyor” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliğin sahada, özellikle kırsalda yürütülen bir iş olduğunu bildiren Mamo, haber üretim sürecindeki pratik zorluklara dikkat çekip şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest gazeteci olarak kendi ekipmanımı kendim temin etmek zorundayım. Birçok medya kuruluşu haberler için ulaşım ve ekipman desteği sunmuyor. En büyük sorun ise ulaşım; özellikle kırsal bölgelere haber için gitmek istediğimde maddi kısıtlamalar nedeniyle çoğu zaman ertelemek ya da alternatif çözümler bulmak zorunda kalıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik, kurumsal sansür mekanizmalarını kısmen aşmayı sağlasa da sansür farklı biçimlerle sürüyor. Haberin görünmez kılınması da bir başka sansür yöntemi. Bir kurum haberinizi almazsa başka bir kuruma, orası da almazsa sosyal medyaya üzerinden yine de gündeme taşıyabiliyorsunuz. Sansür mekanizması, serbest gazeteciler üzerinde gazeteciyi ya da haberi görünmez kılarak, haber metinlerine kısmi müdahalelerle uygulanmaya çalışılıyor. Oto-sansür ise en azından benim gibi gazeteciliğe ilkesel olarak yaklaşanlar açısından bir yönelim ve tercih olmaktan çıkıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlallerine dair yaptığı haberler nedeniyle hedef gösterildiğini anlatan Mamo, sosyal medya üzerinden yürütülen linç kampanyaları, haber içeriklerine yönelik mahkeme kararları ve sahada karşılaştığı fiziksel engellemelere ilişkin şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından haber içeriklerim kaldırılıyor. Haber takibi sırasında kısa süreli göz altılarla karşılaşıyorum. Bazen sahaya ulaşmam dahi engelleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel idareciler ve güvenlik güçleriyle ilişkilerim oldukça mesafeli. Serbest çalışan bir gazeteci olarak değil, ‘rahatsız edici bir kişi’ gibi görülüyoruz. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri yaygın; çekim yapmamızı engelliyorlar, alanlarımızı kısıtlıyorlar. Bazen sahaya tamamen girişimiz engelleniyor. Halkla ilişkim ise daha içten. Ama onların da bizim üzerimizdeki baskıyı gördüklerinde konuşmaktan çekindikleri oluyor. Özellikle son dönemde kendimizle birlikte kaynağımızı da düşünmek zorunda hissediyoruz. Bize müdahale edilemeyeceği durumlarda, kaynağımız uzaklaştırılarak ya da gözaltına alınarak iletişimimiz koparılıyor.”</span></p>
<h4><b>“Serbest gazetecilik tam anlamıyla sistemli bir şekilde işlemiyor”</b></h4>
<div id="attachment_6740" style="width: 213px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6740" class="wp-image-6740 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-269x300.jpeg" alt="" width="203" height="226" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-269x300.jpeg 269w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-917x1024.jpeg 917w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-134x150.jpeg 134w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-768x858.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-1375x1536.jpeg 1375w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Songul-Karadeniz-1_5716-1833x2048.jpeg 1833w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" /><p id="caption-attachment-6740" class="wp-caption-text">Songül Karadeniz</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan serbest gazeteci Songül Karadeniz ise İstanbul ve Ankara gibi medya merkezlerine uzak bir bölgede yaşamanın zorluklarına rağmen, katıldığı proje ve aldığı hibe destekleri sayesinde üretmeye devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ailesiyle yaşadığı için ekonomik olarak bir nebze rahat olan Karadeniz, haber üretiminde özellikle kültür-sanat alanında Bodrum’un sunduğu olanaklardan faydalandığına dikkat çekip “Sanat haberlerini yaptığımda, açtığım ‘Bodrumlu Gazeteci’ sosyal medya hesabının yerelde daha fazla görünürlük sağladığını fark ettim. Aynı zamanda hak ihlallerini ve toplumsal sorunları dile getirmek açısından da verimli bir bölgedeyim diyebilirim” diye özetliyor avantajlı durumunu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnızca serbest gazetecilikle geçinmenin mümkün olmadığını belirten Karadeniz, telif ödemelerinin düzensizliği, ödeme tarihlerinin belirsizliği ve haber üretim sürecinin değişkenliği nedeniyle ekonomik sürdürülebilirliğin zor olduğunu şöyle dile getiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de serbest gazetecilik tam anlamıyla sistemli bir şekilde işlemiyor. Çok fazla değişken var; telif ödemesinin yatacağı tarih, haberi hazırlama ve bitirme süresi, kaynaklardan yanıt bekleme derken ödemeyi almak çoğu zaman gecikebiliyor. Bu yüzden kendinizi sürekli hibe ve telif desteklerine başvururken buluyorsunuz. Ek olarak, fotoğraf ve video işleri de yaptığım oldu. Şu an ise Gündem Fethiye’de part-time haber editörlüğü yapıyorum çünkü ekonomik açıdan sürdürülebilirlik, bağımsız gazetecilikte gerçekten çok zor. Ayrıca sadece serbest çalışırken sigortalı olamıyorsunuz. Bu da ciddi bir dezavantaj.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karadeniz, şimdiye kadar biri doğrudan ekipman, biri seyahat-konaklama ve diğeri ise nakit destek olmak üzere üç kez hibe desteği almış. Bu desteklerle eksik ekipmanlarını tamamlayabildiğini, hatta yapay zekâ tabanlı gazetecilik araçlarına abone olabildiğini kaydeden Karadeniz, bu avantajların yanında sigortasız çalıştığı için serbest gazeteci olarak basın kartının olmaması gibi dezavantaj yaşadığını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar herhangi bir tehdit ya da yargılanma yaşamadığını, kaynaklarıyla olan ilişkilerde mesafe gözetmenin önemini vurgulayan Karadeniz, habere katkı vermek isteyen bazı kişilerin haberciliğe uygun olmayan önerilerle geldiğini, bu durumlarda sınırları net bir şekilde koymak gerektiğini belirtip sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sansür ve otosansürle doğrudan karşılaşmasam da yerel aktörlerle olan yakın ilişkiler, haber yaparken baskı oluşturabiliyor. Özellikle haber kaynaklarının kimliğinin açığa çıkması, habere konu olan kişiler tarafından baskıya yol açabiliyor. Bir haberde okçuluk sporunun yaşadığı yer sorununu yazdım, tanıdığım bir kişiden görüş aldım. Sonrasında Gençlik Merkezi Müdürü bu kişiyi arayarak baskı kurmuş. Bu açıkça bir Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ihlaliydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tanıdığım insanlarla bile mesafeyi korumaya çalışıyorum. Bunun dışında halkın yaşadığı problemleri dile getirmeye çalıştığım için halkla ilişkim biraz daha yakın. Çünkü gerçekten çok fazla sorun yaşanıyor ve insanlar bu sorunların dile getirilmesini olumlu karşılıyor. Fakat bazen habercilik açısından uygun olmayan önerilerle gelenler de oluyor. Bu durumlarda, onlara bu işin nasıl olması gerektiğini, neyin neden yapılamayacağını açıkça anlatmak gerekiyor. Çünkü bazen karşı tarafın o mesafeyi koruyamadığını fark ediyorsunuz. Bu noktada sizin temas-mesafe ilişkisini korumanız çok önemli. Buna dikkat ettiğiniz sürece bir sorun yaşamıyorsunuz.”</span></p>
<h4><b>Resmi basın kartın yoksa zorluk var  </b></h4>
<div id="attachment_6736" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6736" class="wp-image-6736 size-medium" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-300x199.jpeg" alt="" width="300" height="199" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-300x199.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-1024x679.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-150x99.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668-768x509.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Cihat-Ozturk_4668.jpeg 1290w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-6736" class="wp-caption-text">Cihat Öztürk</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep’te yaşayan Cihat Öztürk ise serbest gazeteciliğin bu şehirde “nitelik” yerine “resmi sıfat”la ölçüldüğünü belirterek “Gazeteciliğin resmi kayıtlar ve sıfatlardan görüldüğü bir şehirde yaşıyorum. Serbest gazeteciler, resmi basın kartına sahip değilse burada zorluklarla karşılaşıyor. Resmi makamlardan bilgi almakta zorlanıyor. Bir nevi gazeteci sayılmıyorlar” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerini yayınlatırken özellikle editoryal süreçlerde sorun yaşadığını söyleyen Öztürk, içeriklerin sitelerde geç yayınlandığını, ayrıca ulaşım ve ekipman maliyetlerinin işini zorlaştırdığını, bu yüzden kendi internet sitesi ve freelance işler üzerinden gelir yaratmaya çalıştığını anlatıyor. Yerel yönetimlerle ilgili yolsuzluk haberlerinde zaman zaman sansür baskısı gördüğünü bildiren Öztürk, belge ve kaynak olduğunda haberi yayınlamaktan çekinmediğini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile yaptığı röportaj nedeniyle sosyal medya üzerinden bazı gruplar tarafından hedef gösterildiğini belirten Öztürk, özellikle ideolojik nedenlerle eleştiriler geldiğini söylüyor.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 2.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:53:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski&#351;ehir, Bursa ve Mersin&#8217;de serbest gazeteciler yaln&#305;z ve g&#252;vencesiz T&#252;rkiye&#8217;de serbest gazetecilik her ge&#231;en g&#252;n daha da zorla&#351;&#305;yor. Haber &#252;retmenin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Eskişehir, Bursa ve Mersin’de serbest gazeteciler yalnız ve güvencesiz</b></h3>
<h3><b>Türkiye’de serbest gazetecilik her geçen gün daha da zorlaşıyor. Haber üretmenin ötesinde, hayatta kalabilmek için haberi geçim aracına dönüştürmek zorunda kalan serbest gazeteciler, artan güvencesizlik, baskı, sansür, düşük gelir ve yayınlatma sorunları karşı karşıya&#8230; </b></h3>
<h4><b>Delal Meltem Demir</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik Türkiye’nin dört bir yanında benzer sorunlarla yürütülüyor: Düşük telifler, ekipman eksikliği, sansür baskısı, güvenlik sorunları ve yalnızlık. Ancak her şehirde bu sorunlar farklı biçimlerde yaşanıyor; bölgesel politik atmosfer, ekonomik koşullar ve yerel medya yapıları gazetecilik pratiğini doğrudan etkiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi zaman sosyal medya desteğiyle, kimi zaman küçük hibelerle ya da part-time işler aracılığıyla ayakta durmaya çalışan serbest gazeteciler, haberciliği bir meslekten çok bir direnç biçimi olarak sürdürüyor. Serbest gazetecilik, yalnızca bir istihdam modeli değil; aynı zamanda haberin görünürlük mücadelesi, ifade özgürlüğünün sınırlarını zorlama pratiği ve her şeye rağmen hakikatin peşinden gitme ısrarı olarak karşımıza çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Demokrasi İçin Medya” olarak bu gerçekliği görünür kılmak amacıyla iki bölümden oluşan bir haber dizisi hazırladık. Türkiye’nin farklı şehirlerinde çalışan serbest gazetecilerle görüştük; geçim kaynaklarından haber üretim süreçlerine, karşılaştıkları baskılardan sansüre kadar deneyimlerini dinledik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin ilk bölümünde Eskişehir’den Yekta Armanç, Bursa’dan Ayşegül Erkaya Arslan ve Mersin’den Mahsun Kılıç’ın hikâyeleri var. Eskişehir, Bursa ve Mersin’deki bu üç gazetecinin anlattıkları, Türkiye’de serbest gazeteciliğin ortak kaderini bir nebze de olsa gösteriyor. Üç farklı şehir, üç farklı yaşam ama ortak sorunlar: Güvencesizlik, maddi belirsizlik, düşük gelir, sansür ve yalnızlık. Ancak tüm bu zorluklara rağmen gazetecilik yapmaya devam etmeleri, mesleğe ve hakikate duyulan bağlılığın da bir göstergesidir.</span></p>
<h4><b>“Güvencesizlik temel sorun”</b></h4>
<div id="attachment_6741" style="width: 246px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6741" class="wp-image-6741" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-300x300.jpeg" alt="" width="236" height="236" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-300x300.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-1024x1024.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-150x150.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-768x768.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462-1536x1536.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Yekta-Armanc_7462.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" /><p id="caption-attachment-6741" class="wp-caption-text">Yekta Armanç</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskişehir’de bir yandan öğrencilik yaparken bir yandan da gazetecilik yapan Yekta Armanç, “Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Eskişehir’de de serbest gazetecilerin en büyük sorunu güvencesizlik” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düzenli bir mesaiye rağmen düzenli gelir elde edememenin iş yükünü daha da artırdığını, yalnızca gazetecilikten geçinmenin neredeyse imkânsız olduğunu belirten Armanç, “Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) kredisi ve ailemden gelen destekle geçimimi sağlıyorum. Yapılan haber kadar para kazanmak ya da bazı haberlerin hiçbir maddi karşılığının olmaması, serbest çalışan gazetecilerin ortak sorunu. Gazetecilikte haber üretmenin ötesinde ekipman edinme de büyük bir yük. Türkiye’de gazetecilerin işine yarayan ekipmanlar oldukça pahalı. Zaten çok para kazanan insanlar değiliz, bir de kendi ekipmanlarımızı sağlamak zorunda kalmak ayrıca bir yük bindiriyor. Sanırım sadece serbest gazetecilik yaparak geçinmek mümkün değil” vurgusu yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2024 yerel seçimleri öncesinde Sol Haber Portalı’na AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ve Hatipoğlu’nun kuzeninin fabrikasındaki hak gasplarını da haberlerine taşıdığı için ifadeye çağrıldığını anlatan Armanç, yerel basının bu haberleri görmezden geldiğini bildirip şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“30’a yakın haber kurumu olan Eskişehir basını, bu haberlerin neredeyse hiçbirini görmeyi tercih etmedi. Yerel basının bir nevi sansürüne uğradım. Bu yaşananlardan sonra medya-siyaset ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunu kendi haberlerim üzerinden gördüm.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de gazetecilik yapan herkesin ya hedef gösterilmiş, tehdit edilmiş ya karakolla yolu kesişmiş ya da hepsini birden yaşamış olma ihtimallerinin yüksek. Taciz haberinden fabrika içi hak ihlallerine kadar yaptığım haberler sonrası hem ben hem ailem tehdit edildim. Bir akademisyen, annemin telefon numarasını bularak onu aradı. Ama bu yaşadıklarım, Türkiye’de basın özgürlüğü sorunu yaşayan gazetecilerin karşılaştıklarıyla kıyaslandığında oldukça hafif kalıyor.” </span></p>
<h4><b>Serbest çalışmak, çok çok çalışmak demek</b></h4>
<div id="attachment_6735" style="width: 271px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6735" class="wp-image-6735" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-300x225.jpeg" alt="" width="261" height="196" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Aysegul-Erkaya-Arslan_1698-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 261px) 100vw, 261px" /><p id="caption-attachment-6735" class="wp-caption-text">Ayşegül Erkaya Arslan</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Bursa’da yaşayan serbest gazeteci Ayşegül Erkaya Arslan, yerel medyada çalışmanın en büyük sorunlarından birinin güvencesizlik olduğunu belirtiyor. Basınla ilgisi olmayan kişilerin medya patronluğuna soyunması, birçok gazeteci gibi onun da mağduriyet yaşamasına neden olmuş. Arslan, bu duruma ilişkin şöyle konuşuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bursa’da genel olarak gördüğüm, yerel medya patronlarının bir kısmının medya ile alakası olmayıp farklı çıkarlar doğrultusunda medya işine girmesi ve buna yönelik de basın çalışanlarını ciddi anlamda mağdur etmeleri. Tabii ki tüm yerel medya özelinde bunu söylemiyorum, ancak gördüğüm bir gerçeklik var. Hatta benim de kısa süre önce mağduru olup haklarımı alamadığım, sonrasında genel bir araştırma yaptığımda meslektaşlarımın bir kısmının farklı kurumlarda benden çok daha uzun süreler çalışmaya devam edip haklarını almayı beklediği, ancak sürekli oyalandığı durumlar ve benzer yapılaşmalar mevcut ne yazık ki.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arslan, serbest gazetecilikten geçinmenin oldukça zor olduğunu, haberlerini yayınlatırken sıkıntı yaşandığını, ek iş yapmasa da ekonomik koşullar nedeniyle ileride yapmak zorunda kalabileceğini vurgulayarak şunları söylüyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest çalışarak geçinmek imkânsız değil ama çok çok fazla çalışmak gerekiyor. Bu ekonomik şartlarda düzenli bir yerde çalışmak bile geçinmeye yetmiyorken, serbest çalışmak çok daha zorlayıcı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerimi yayınlatırken yaşadığım zorlukları, deneyimle aştım. Haber önerisi ilk yapmaya başladığımda kendi görüş alanıma göre haberler önerdiğim oluyordu, ancak her mecranın yayın çizgisi farklı olduğundan daha sonra neyi nereye önermem gerektiğini bilerek önermeye başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazeteci olmanın getirdiği maddi kısıtlamalar nedeniyle bazı haberleri yapmaktan vazgeçmek zorunda kaldım. Ulaşım ya da ekipman konusunda yetersiz kalacaksam, bazen o haberi hiç planlamıyorum. Önceliklerini buna göre belirlemek zorunda kalıyorsun.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar sansür ya da yargılanma gibi deneyimler yaşamamış olsa da Arslan, “serbest çalışmanın” kendisinin bile bir engel hâline geldiğini, özellikle resmî kurumlarla ilişki kurarken bu durumun sorun yarattığına dikkat çekip sözlerini şöyle tamamlıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Basın kartım olmadığı için eylem alanlarında sorun yaşadığım oluyor. Serbest çalışmam, güvenlik güçleri için çok ikna edici bir durum ne yazık ki olmayabiliyor. Ayrıca haber için bir kuruma gittiğimde ‘serbest çalışıyorum’ dediğim anda görüşmeyi kabul etmeye yönelik bir tutum olmuyor süreç uzuyor, oyalanma durumları özellikle yapmak istediğim bir haber ise benim ısrarlı aramalarım sonucunda sonuçlanıyor, bazen olumsuz da olabiliyor.” </span></p>
<h4><b>“Telifli haber yazabileceğimiz mecralar kısıtlı”</b></h4>
<div id="attachment_6737" style="width: 213px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6737" class="wp-image-6737" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-300x300.jpeg" alt="" width="203" height="203" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-300x300.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-1024x1024.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-150x150.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813-768x768.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/Mahsun-Kilic_2813.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" /><p id="caption-attachment-6737" class="wp-caption-text">Mahsun Kılıç</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Mersin’de yaşayan serbest muhabir Mahsun Kılıç, aktif olarak çalışmasa da zaman zaman Evrensel gazetesine haberler yapıyor. Türkiye’de, yalnızca serbest çalışanların değil, kadrolu gazetecilerin dahi birçok zorlukla karşılaştığını hatırlatan, tutuklamalar, gözaltılar, sansür ve düşük gelir gibi sorunların tüm gazetecileri etkilediğine dikkat çeken Kılıç, şunları anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Serbest gazeteciler için telifli haber yazabileceğimiz mecralar kısıtlı. Belirli platformlar var ama her yıl binlerce yeni mezun veren iletişim fakülteleri de var. İletişim fakültelerinden her yıl binlerce mezun çıkıyor ama bu alanda yer bulmak, binlerce gazetecinin arasından haber öneri sürecini geçmek, başvuru kabulünden sonra mülakat, ardından telif geleceğini beklemek gerekiyor. Bu sürecin kendisi bile haber üretme motivasyonunu kırıyor. Haber üretmeye enerji harcamak yerine hep bekliyoruz. Serbest çalışan bir gazeteci olarak ekipman sıkıntısı da yaşıyor, yalnızca telefonumla çalışıyorum. Ekipmanım sadece telefonumdan ibaret. Ne bir fotoğraf makinem ne dijital ses kayıt cihazım var. Fotoğraf makinesi ya da ses kayıt ekipmanı gibi teknik donanımların olmaması, haber takibini doğrudan etkiliyor. Geçenlerde bir köylü direnişini izlemeye gittim. Telefonum donduğu için köylülerin telefonunu kullanarak gün boyu çekim yapmak zorunda kaldım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberin ardından yerel kamu kurumları ya da şirketlerin yetkilileriyle sorun yaşayabiliyoruz. Mesleğin zorluğu, tam da bu anlarda daha belirgin hâle geliyor. ‘Haberleriniz yalan, gerçeği yansıtmıyor’ minvalinde sözlerle karşılaşıyoruz. Bu durumla ilk karşılaştığımda ‘Gerçekten muhabirlik zor bir iş’ demiştim.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Telifli olarak yaptığım haberlerde genel olarak ciddi sansürle karşılaşmasam da bir örnek üzerinden editoryal müdahalelere dikkat çekmek isterim. Yaptığım bir haberde uzmanlardan biri, iktidara dair eleştirilerde bulunduğu için söylediklerinin haberde yer almadığını fark etmiş. Diğer uzmanlardan da daha az yer verilmişti. Editöre ilettik ama sorun çözülememişti. Bu tür editoryal müdahaleler, güveni sarsabiliyor.”</span></p>
<h4><b>“Yerel idareciler bazen destek olabiliyor”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktif olarak sürekli sahada olmasa da zaman zaman yerel idarecilerle görüştüğünü, bugüne kadar haberlerine doğrudan bir müdahaleyle karşılaşmadığını belirten Kılıç, “Gerekli zamanlarda yetkililerle iletişime geçiyorum. Genelde yardımcı oluyorlar. Aydınlanması gereken konularda bilgi vermekten kaçınmıyorlar. Bu da bazı haberlerin önünü açabiliyor” diyerek sözlerini bitiriyor.</span></p>
<p>Kapak Görseli: Depo Photos</p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8230;.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/">Serbest gazeteciler anlatıyor 1.Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/serbest-gazeteciler-anlatiyor-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İstanbul Ansiklopedisi”nde, bir şehirden fazlası resmediliyor</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/istanbul-ansiklopedisinde-bir-sehirden-fazlasi-resmediliyor/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/istanbul-ansiklopedisinde-bir-sehirden-fazlasi-resmediliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. &#214;z&#231;&#305;nar, &#8220;&#304;stanbul Ansiklopedisi&#8221; dizisinin, seyirciyi d&#252;&#351;&#252;nsel bir s&#252;rece davet etti&#287;ini vurguluyor. &#220;&#231; kad&#305;n karakterin yer ald&#305;&#287;&#305;, hik&#226;yeleri&#160;&#8220;bavul&#8221; metaforu&#160;etraf&#305;nda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/istanbul-ansiklopedisinde-bir-sehirden-fazlasi-resmediliyor/">“İstanbul Ansiklopedisi”nde, bir şehirden fazlası resmediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Prof. Dr. Özçınar, “İstanbul Ansiklopedisi” dizisinin</strong><strong>, </strong><strong>s</strong><strong>eyirciyi düşünsel bir sürece davet ettiğini vurguluyor. Üç kadın karakterin yer aldığı, hikâyeleri “bavul” metaforu etrafında şekillenen dizide “bavul”, geçmişten taşınan yükleri, kültürel kimlikleri ve bastırılmış arzuları simgeliyor.</strong></h3>
<h4><strong>Rafşan Yağmur Çelik </strong></h4>
<p><em>Kaç tepe, kaç kapı, kaç boğaz, kaç sur?</em></p>
<p><em>Kaç hayat, kaç masal, kaç git, kaç dur?</em></p>
<p><em>Anlat İstanbul!</em></p>
<p><em>Anlatsana İstanbul!</em></p>
<p><em>En güzel şehir sen misin? </em></p>
<p><em>Her masalı bilir misin?</em></p>
<p><em> </em><em>*Ümit Ünal- Anlat İstanbul</em></p>
<p>Her masal “bir varmış bir yokmuş” diye başlar ama her masal mutlu sonla bitmez. İstanbul da bir masal gibi anlatılır, sinema ekranlarında&#8230; Masallardaki kahramanlar yerini karakterlere bırakır&#8230; Karakterler, hayatın kendisi gibi bir akış çizgisiyle ilerler.</p>
<p><strong>Salman Nacar’ın yazıp yönettiği “İstanbul Ansiklopedisi”</strong> dizisi, işte tam da bu akışın içinde, bir evin odalarından başlayarak bir kentin sokaklarına ve oradan bir kimlik arayışına uzanan çok katmanlı bir hikâyeyi anlatıyor. Dizi, ismini tarihçi ve romancı Reşad Ekrem Koçu’nun aynı adlı eserinden ilham alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6732 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asniklopedisi2-300x300.jpg" alt="" width="207" height="207" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asniklopedisi2-300x300.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asniklopedisi2-150x150.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asniklopedisi2.jpg 400w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" />Merkezinde Zehra, Nesrin ve Aylin’in olduğu bu hikâye, <strong>taşra-kent</strong><strong>, </strong><strong>doğu-batı</strong><strong>, </strong><strong>gitmek-kalmak</strong><strong>,</strong> sınıfsal farklılıklar gibi klasik çatışmaları bireysel duygular, kültürel kodlar ve mekânsal anlatılarla iç içe geçirerek sunuyor. Üstelik bunu sadece sosyolojik bir bakışla değil; felsefi, sinematografik ve duygusal boyutlarla ele alıyor.</p>
<p>Zehra’nın içsel sesiyle başlayan dizide İstanbul, bir şehirden fazlası olarak resmediliyor. Bazen bir ev, bazen bir bavul, bazen de kaçmak istenen bir koridor. Karakter şöyle diyor:</p>
<p><em>“Anne, ben bavul oldum. Arada kalmak, insan olmaktır. Kim tek bir kimlikle tek bir hayat yaşıyor?”</em></p>
<p>İşte bu cümle, dizinin merkezindeki varoluşsal soruyu ortaya koyuyor: İnsan tek bir yere, tek bir kimliğe ait olabilir mi?</p>
<p>Prof. Dr. Meral Özçınar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, bu dizinin felsefeyle kurduğu ilişkiyi, karakterler üzerinden açılan etik, mekân, aidiyet, kimlik ve kaçış kavramlarını ayrıntılı bir biçimde konuştuk.</p>
<h4><strong>Filmler bizi neden düşündürür?</strong></h4>
<p>Prof. Dr. Özçınar’a göre, “Filmler, düşünmeyi kolaylaştıran görsel anlatılardır. Çünkü yaşamın içinden gelen somut imgelerle çalışırlar. Bir kavramı okumak soyutlama gerektirir; oysa film izlemek, o kavramı yaşamın içindeki örnekleriyle hissettirir. Bu yüzden düşündürür. Çünkü o sahnede, o duyguda kendinizi bulursunuz.”</p>
<p>Naçar’ın dizisi de tam olarak bunu yapıyor: Seyirciyi düşünsel bir sürece davet ediyor. Popüler sinemanın yüzeyinden derin bir katmana inişin mümkün olduğunu gösteriyor.</p>
<p><em><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6731" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-300x226.png" alt="" width="300" height="226" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-300x226.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-1024x773.png 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-150x113.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-768x580.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13-1536x1159.png 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-13.png 1925w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6730" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-300x194.png" alt="" width="351" height="227" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-300x194.png 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-1024x662.png 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-150x97.png 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-768x496.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-1536x993.png 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/istanbul-asiklopedisi-8-2048x1323.png 2048w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" />İstanbul Ansiklopedisi</em>’nin merkezinde üç kadın karakter yer alıyor: Zehra, Nesrin ve Aylin. Hikâyeleri “bavul” metaforu etrafında şekilleniyor. Bavul, geçmişten taşınan yükleri, kültürel kimlikleri ve bastırılmış arzuları simgeliyor. Bunu Prof. Dr. Özçınar, “Herkes nereye giderse gitsin, kendi bavulunu da götürür. O bavulda hem tanıdık hem melez bir hikâye vardır” diye açıklıyor.</p>
<p>Dizideki “gitmek mi, kalmak mı?” sorusu, Türkiye’nin birçok bireyinin zihninde yankı bulan temel bir ikilemi işaret ediyor. Kaçış, burada sadece fiziksel değil; aynı zamanda zihinsel ve varoluşsal bir arayış olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<h4><strong>“Akıntıya kapılmayan, akışta olan”</strong></h4>
<p><em>“Artık eminim ki evinde hissetmenin,evde olmakla pek bir ilgisi yok. Bana koskocaman bir ev verdin İstanbul Ansiklopedisi, bir şehir kadar. Sen dünyamın en özel şeyisin ve ben çok şanslı bir kızım.”</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6728 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_7445-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_7445-225x300.jpg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_7445-113x150.jpg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_7445.jpg 480w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" />Zehra karakteri, dizinin en dikkat çekici figürlerinden biri. Ne tam olarak muhafazakâr ne de seküler kodlarla tanımlanabilir. Arada kalmışlık onun için bir çıkmaz değil, bir devinim alanı.</p>
<p>Prof. Dr. Özçınar, özellikle Zehra’nın denize atladığı sahneye ilişkin şu vurguyu yapıyor:</p>
<p>“Beresini çıkarıp denize atlaması bir özgürleşme değil, bir varoluş denemesi. Akıntıya kapılmakla akışta olmak farklıdır. Zehra, akışta olmayı temsil ediyor. Bu, çok cesur bir tavır.”</p>
<h4><strong>Mekânlar, karakterlerin ruh halleriyle iç içe </strong></h4>
<p>Naçar, İstanbul’u yalnızca bir arka plan olarak değil, anlatının asli karakterlerinden biri olarak işliyor. Mekânlar, karakterlerin ruh halleriyle iç içe geçiyor. Prof. Dr. Özçınar, bu mekânsal dili, “İstanbul’un modern ve geleneksel arasında sıkışmış yapısı, karakterlerin de iç dünyalarını yansıtıyor. Yönetmen ezbere değil, hissederek mekân seçmiş” diye yorumluyor.</p>
<h4><strong>Politik kültür ve kategorik ezberler</strong></h4>
<p>Dizideki karakterler üzerinden seküler-muhafazakâr çatışmasının klişeleşmiş temsillerine başvurulmadan, daha derin bir anlatı kuruluyor. Prof. Dr. Özçınar, bu tercihin önemini, “Hiçbir karakter basitçe kategorize edilemez. Bu da yönetmenin düşünsel bir tutum geliştirdiğini, mikro çatışmalar üzerinden evrensel sorular sorduğunu gösteriyor” sözleriyle açıklıyor.</p>
<p>Naçar’ın dizisi, Orhan Pamuk’un “Babamın Bavulu” metninde olduğu gibi, geçmişle yüzleşmeden özgürleşmenin mümkün olmadığını anlatıyor. Bu bağlamda, “kültürel şizofreni” dediğimiz şey, bireyin aynı anda hem batılı hem yerel kodlarla yaşamaya çalışma arayışı. Bu çatışma, karakterlerin kimlik krizlerine de zemin hazırlıyor.</p>
<h4><strong>Duygusal boşlukları doldurma çabası </strong></h4>
<p>Dizide metafiziksel sorgulamalara da yer var. Günümüz bireyinin astroloji gibi alanlara yönelmesi, kaldığı duygusal boşlukları doldurma çabası olabilir.</p>
<p>“Dünya, çok adaletsiz bir yer. Birey bu adaletsizliği açıklayamadığında mistik alanlara yöneliyor. Bu da bir tür hayatta kalma stratejisi haline geliyor, olabilir. Gittikçe rasyonelleşen dünyada, aklın ve bilimin daha önemli hale gelmesi gerektiğine inanıyorum” diyen Prof. Dr. Özçınar’ın da vurguladığı gibi, <em>İstanbul Ansiklopedisi</em>, izleyicisini yalnızca bir hikâyeye değil, bir düşünme sürecine davet ediyor. Sinema, burada felsefenin bir uzantısı haline geliyor. Zehra’nın günlüğü, Nesrin’in kaçışı, Aylin’in kalışı; hepsi birer soruya, birer arayışa dönüşüyor.</p>
<p>Bu arayışları düşünürken zihnimde şu metinler yankılanıyor;</p>
<p><em>“Nereye baksam ya da olup bitenlerden hangisini anlamaya çalışsam bunalıyorum&#8230; Hem öyle bunalıyorum ki, çekip gitmek ve bir daha hiç mi hiç dönmemek&#8230;”</p>
<p></em></p>
<p><em>“Arada yaz kış bahar, dünya dönüyor. Zorluklar varsa arada insansın… Dayat ki yaşadığını anlayasın…&#8221;  </em></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/istanbul-ansiklopedisinde-bir-sehirden-fazlasi-resmediliyor/">“İstanbul Ansiklopedisi”nde, bir şehirden fazlası resmediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/istanbul-ansiklopedisinde-bir-sehirden-fazlasi-resmediliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 09:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6721</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu protestolar&#305; kapsam&#305;nda yaln&#305;zca gazetecilerin hesaplar&#305;na eri&#351;im engellenmedi. T&#214;P, K&#305;rkyama Kad&#305;n Dayan&#305;&#351;mas&#305; ve H&#252;r Kirpi gibi onlarca STK da nasibini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu protestoları kapsamında yalnızca gazetecilerin hesaplarına erişim engellenmedi. TÖP, Kırkyama Kadın Dayanışması ve Hür Kirpi gibi onlarca STK da nasibini aldı. Hesabı engellenen STK’lar, “Çözüm, dayanışma ve alternatif platformlar” dedi.</b></h3>
<h3><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Ali Safa Korkut</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla yaşanan protestolara getirilen engelleri ele aldığımız üç bölümlük yazı dizimizin üçüncü bölümünde, sivil toplum kuruluşu (STK),</span> <span style="font-weight: 400;">yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), kadın hareketini güçlendirmek amaçlı çalışan Kırkyama Kadın Dayanışması ve de Hür Kirpi platformu… Bu üç kolektif yapının toplam 232 bin 128 takipçili X (eski adıyla Twitter) hesabı da, 19 Mart’ı takip eden günlerde erişime engellendi. İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestoları destekler nitelikte paylaşımlar yaptıkları için erişime engellenen diğer 638 sosyal medya hesabı gibi. Mahkeme kararına göre bu hesaplar, protestolar dönemlerinde “toplumda infial yaratacak nitelikte” paylaşımlar yapıyor ve böylelikle “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” konusunda tehlike oluşturuyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Yazı dizimizin bu bölümünde, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Kırkyama Kadın Dayanışması Üyesi Tülay Korkutan ve Hür Kirpi Yönetim Kurulu Üyesi Merve Karataş ile görüştük.</span></p>
<h4><b>“Kitlemizle kurduğumuz iletişimi zayıflattı”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sosyal medya, bir halk hareketinin kendisini en hızlı gösterebileceği iletişim aracıdır. Hareketin sosyal medyada kendisini ifade etmesinde editoryal (!) bir engel olmadığı gibi bir oto sansür de söz konusu olmaz. Sokağa çıkarsınız ve bunu anında dünyaya ilan edersiniz. Milyonları teşvik edecek bir güce sahiptir sosyal medya.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bu sözler, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’ya ait. Zira 19 Mart sonrasındaki protestolar kapsamında hesabına erişim engeli getirilenlerden biri de TÖP oldu. Koca, 12 bin 659 takipçisi olan “@toplumsalozgur” kullanıcı adlı hesaplarının, “kitle hareketinin iletişim kanallarını tıkamak, kitlenin birbirinden cesaret alarak büyümesini engellemek” amacıyla engellendiğinin altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">19 Mart protestoları gibi toplumsal eylemler için “Böyle anlarda, hitap ettiğiniz kitle sizin ne dediğinize ne yaptığınıza, olan biteni ne şekilde değerlendirdiğinize bakıyor” diyen Koca, bu nedenle hesaplarına erişim engeli getirilmesinin TÖP’ü etkilediğini belirtiyor. Koca, “Yıllara yayılan bir emekle, yılların mücadele pratiğiyle büyüyen sosyal medya görünürlüğü bir çırpıda yok oluyor. Bu açıdan partimizin siyasal alandaki görünürlüğü belki tümden etkilenmedi ama kitlemizle kurduğumuz iletişimi zayıflattı” vurgusu yapıyor.</span></p>
<p><b> </b><b>“Tekelleşmemiş alternatif platformlara yönelmek bir başka çözüm”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Hesabına erişim engeli getirilenlerden STK’lardan biri de Kırkyama Kadın Dayanışması oldu. Üstelik kadınların örgütlülüğünü güçlendirmeyi amaçlayan derneğin iki hesabı birden engellendi. Önce 6 bin 709 takipçili “@kirkyamakadin” kullanıcı adlı hesaba erişim engeli getirildi, ardından da bunun yerine açılan “@kirkyamakadin2” kullanıcı adlı hesaba.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan, kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddetinin önüne yıllardır geçil(e)mediğini ancak bu şiddete karşı farkındalık çağrıları yapan kadın örgütlerinin hesaplarının bir gecede kolaylıkla susturulabildiğini söylüyor. Sosyal medya hesaplarının, aynı zamanda bir mücadele arşivi ve hafızası olduğunu belirten Korkutan, erişim engeli kararlarıyla bu hafızanın bir gecede silindiğine dikkat çekiyor. Hesaplarının engellenmesi hakkında kendilerine bir mahkeme kararı iletilmediği ve erişim engelini hesaplarına erişemeyince öğrendiklerini bildiren şu açıklamada bulunuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">“Sadece bizim değil, bu süreçte başka kadın örgütlerinin hesabı da engellendi. Bu erişim engelleri, tamamen kitlelere sözün ulaşmasının engellenmesi ve protestolara desteğin ortadan kalkması amacıyla getirildi. Bu aynı zamanda örgütlenmenin, özgürlüğünün de engellenmesi anlamına geliyor. Tüm örgütler için sosyal medya kullanımı çok önemli ancak kadın örgütleri için hayati bir önem taşıyor. Zira kadın örgütleri, sonuç olarak kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ve erkek şiddetine karşı sosyal medyada önemli farkındalıklar yaratabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Engellenen hesapların yerine açılan hesaplarda eski takipçi kitlesine ulaşma zor. Bu sansür meselesini aşmak için yeni açılan hesapların sık sık paylaşılması, onlarla dayanışma gösterilmesi gerekiyor. Tekelleşmemiş alternatif platformlara yönelmek de bir başka çözüm.”</span></p>
<h4><b>“Karar bizi güçlendirdi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireylerin özgürlük alanlarını genişletmeyi hedefleyen düşünce platformu Hür Kirpi de X hesabı erişime engellenen topluluklardan oldu. Engellenme gerekçesi ve hangi paylaşımlarından ötürü bu kararın alındığının kendilerine bildirilmediğini kaydeden Hür Kirpi Yönetim Kurulu Üyesi Merve Karataş, “Hür Kirpi&#8217;nin erişime engellenmesi, sadece bir dijital platforma yönelik bir teknik müdahale değil, doğrudan doğruya siyasal alanın daraltılmasına yönelik otoriter bir hamledir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Erişim engelinin kendilerini durdurmadığını belirten Karataş, “Aksine bu karar bizi güçlendirdi. Ekibimizi genişletme kararı aldık ve dijital mecralarda daha etkin bir şekilde var olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 3. Bölüm   Parti ve STK hesaplarına da erişim engeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-3-bolum-parti-ve-stk-hesaplarina-da-erisim-engeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 09:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6716</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu protestolar&#305;n&#305; haberle&#351;tirdikleri i&#231;in X hesab&#305; eri&#351;ime engellenen &#252;&#231; gazeteci, sadece ki&#351;isel hesaplar&#305;n&#305;n de&#287;il, kamunun haber alma hakk&#305;n&#305;n da hedef [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu protestolarını haberleştirdikleri için X hesabı erişime engellenen üç gazeteci, sadece kişisel hesaplarının değil, kamunun haber alma hakkının da hedef alındığına dikkat çektiler. Gazeteciler, bireysel mücadelenin çözüm olmadığı hep birlikte karşı durulması gerektiğini vurguladılar.</b></h3>
<h4><b>Ali Safa Korkut</b></h4>
<p><b> </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla birlikte Türkiye’nin farklı kentlerinde protestolar başlarken bu süreç, kısa sürede hem sokaklara hem de dijital mecralara yayılan bir protesto dalgasını tetikledi. 19 Mayıs protestolarına getirilen engelleri üç bölümlük yazı dizisiyle ele alıyoruz. Yazı dizimizin ikinci bölümünde, hesapları engellenen üç gazetecilerin açıklamalarını yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilen 624 X hesabı arasında yalnızca yurttaşların değil, haber takibinde olan gazetecilerin hesapları da vardı. Bu gazetecilerden üçü; Umut Taştan, Emre Orman ve Nisanur Yıldırım, hem o günleri hem hesaplarının engellenmesini hem de bunun meslekî ve kişisel etkilerini anlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuştuğumuz gazetecilerin aktardıkları, sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin yalnızca bireysel değil, mesleki ve toplumsal etkiler doğurduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, dijital mecraların gazetecilik faaliyeti açısından nasıl bir rol oynadığını ve erişim engellerinin bilgiye erişim üzerindeki etkilerini gündeme getiriyor. Sürece dair farklı değerlendirmeler bulunsa da erişim engellerinin ifade özgürlüğü, kamu yararı ve dijital haklar bağlamında tartışılmaya devam edeceği öngörülebilir.</span></p>
<h4><b>“Hesabımın ani engellenişi haberlerimin yayılımını etkiledi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisanur Yıldırım, Ankara’da 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan geceyi hâlâ dün gibi hatırlıyor. O gece ODTÜ’lü öğrenciler, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını protesto etmek için kampüsten çıkıp Kızılay’a doğru yürümek istedi ama Eskişehir Yolu’nda polis müdahalesiyle karşılaştılar. Sert müdahaleyi yerinde izleyen, çektiği videoları sosyal medya hesabından paylaşan Yıldırım, o günü şöyle anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O gece Ankara’da hava -10 dereceydi. Saat gece yarısını geçmişti. ODTÜ’lü öğrenciler Eskişehir Yolu’nda, saatlerce ve artık nefes alamayacak derecede biber gazı yedi. Ben de bir gazeteci olarak olay yerinde yaşananları izliyor, çektiğim görüntüleri X hesabımda paylaşıyordum. Tam da o esnada hesabım erişime engellendi.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6717 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-256x300.png" alt="" width="256" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-256x300.png 256w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-128x150.png 128w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1-768x902.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1-1.png 782w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" />GÖRSEL 1</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldırım, dört yıldır kullandığı “</span><a href="https://x.com/nisaayildirim"><span style="font-weight: 400;">@nisaayildirim</span></a><span style="font-weight: 400;">” kullanıcı adlı hesabının,</span><a href="https://x.com/nisaayildirim/status/1902467228957622555"> <span style="font-weight: 400;">o tweet</span></a><span style="font-weight: 400;"> nedeniyle engellendiğini düşünüyor. Çünkü tweet’i sosyal medyada geniş yankı bulmuş ve 2 milyon 700 bin görüntülenmeye ulaşmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Takip eden günlerde ilgili erişim engeli kararına ulaşan Yıldırım, ifadelerinin “toplumda infial yaratacak nitelikte” bulunarak mahkeme kararına konu edildiğini öğrenmiş. Yıldırım, hesabının engellendiğini öğrendiğinde çok sinirlendiğini hatırlatıp sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mahkeme kararında tam olarak ‘Toplumda infial yaratacak nitelikte içerikler’ yazıyordu. Oysa infial yaratacak bir şey varsa benim bir gazeteci olarak bunları kamuoyuna duyurmam değil, polis şiddeti olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü Ankara’da protestoların en sert yaşandığı gecelerden birinde çektiğim videoları, olanı biteni kamuoyuyla paylaştığım platform aniden elimden alınmıştı. Gazeteciler olarak medya kurumlarında çalışsak bile bazen yazdığımız bir haberi ya da çektiğimiz bir videoyu, kişisel hesabımızdan paylaştığımızda daha çok okuyucuya ulaşabiliyor. Hesabımın ani engellenişi de haberlerimin yayılımını etkiledi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engelleme sonrası yeni bir hesap açsa da eski takipçi kitlesine ulaşmakta zorlanan Yıldırım, bu durumun gazeteciliği etkilediğini ancak moral bozacak bir durum olmadığını belirtip “Gazeteciler olarak zaten çeşitli baskılara alışkınız. Ama bu tür dijital engellemeler, ‘Sizi tutuklamıyoruz ama işinizi yapmanıza da izin vermiyoruz’ anlamına geliyor. Fakat ne olursa olsun sözün ve haberin gücünü isteseler de engelleyemezler. Habercilik, yeni yollar bulur. Gerekirse 10 hesap açılır, hatta Bluesky’a geçilir” diyerek sözlerini bitirdi.</span></p>
<h4><b>“Hem haber alma hem de haber verme hakkı gasp edildi”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">O günlerde sosyal medyada çok sayıda hesabın erişime engellendiği haberleri dolaşıyordu. Bağımsız gazeteci Umut Taştan da protestoları sahadan takip ediyor ve yaşananları sosyal medya hesabından paylaşıyordu. Hesabının, paylaştığı hangi tweet nedeniyle erişime engellendiğini tahmin eden Taştan, şunları söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“12 bin takipçili hesabımın erişime engellendiğini, bir avukatın bana ulaşmaya çalışıp başaramamasından öğrendim. Açıkçası karara şaşırmadım. Çünkü sırayla herkesin hesabı kapatılıyordu. Özellikle gazetecilerle kadın ve gençlik örgütlerinin X hesaplarının da yer aldığı 700 kişilik bir listeden bahsediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim hesabımda da benden kısa süre önce erişime engellenen gazetecilerin paylaşımlarında olduğu gibi, iktidarın ‘tehlikeli gördüğü’ görüntüler vardı. Yani Saraçhane’de kolluk şiddetine maruz kalan gençler ile onların gözaltında yaşadıklarını iddia ettikleri çıplak arama ve tacizlere dair ifade tutanakları… Son olay da bununla ilgiliydi zaten. Bir kadının gözaltında yaşadığı tacizi anlattığı ifade tutanağını paylaştım ve ardından hesabım kapatıldı.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6718 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-275x300.png" alt="" width="275" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-275x300.png 275w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-937x1024.png 937w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-137x150.png 137w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1-768x839.png 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1.png 1192w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" />GÖRSEL 2</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir medya kurumlarında çalışmayan “işsiz gazeteciler”den olan Taştan, gazeteciliği sosyal medya üzerinden sürdürüyor. Erişim engellerinin basın özgürlüğünü doğrudan ihlal ettiğini, alternatif platformların da çözüm olmadığını vurgulayan Taştan, şöyle konuşuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hesabının kapatılması bu nedenle beni olumsuz etkiledi ama beni mesleğimden vazgeçiremedi. Yeni bir hesap açtım ve paylaşımlarıma oradan devam ediyorum. Bu yasakların, özgür basın geleneğini sürdürme iddiası olan, halka hakikati ulaştırmak isteyen gazetecileri yıldırmak açısından etkili olduğunu düşünmüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir hesap kapatılır, yenisi açılır. Ancak burada halkın haber alma hakkından gazetecinin haber verme hakkına kadar birçok hak gaspı söz konusu. Dolayısıyla bu, bireysel mücadeleyle sınırlı kalırsa çözüm olmaz. Asıl çözüm, bu uygulamalara hep birlikte karşı durmakta.”</span></p>
<h4><b>Emre Orman: &#8220;Ulaşabildiğim kitleyi kaybettiğim için üzüldüm&#8221;</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sekiz yıldır aktif olarak sahada muhabirlik yapan Emre Orman, Orta Doğu gündemine odaklanıyor ve özellikle İstanbul’daki protestoları yakından takip ediyor. Haberlerini yayımladığı 32 bin takipçili X hesabı “</span><a href="https://x.com/eemreorman"><span style="font-weight: 400;">@eemreorman</span></a><span style="font-weight: 400;">”, Saraçhane eylemlerini takip ettiği günlerde erişime engellenen Orman, şunları anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Erişim engelini görünce üzüldüm tabii ki. Ama bu üzüntü beğeni ya da etkileşim sevdasından değil. Ulaşabildiğim kitleyi kaybettiğim için üzüldüm. Çünkü o hesap sayesinde direnişleri, saldırıları ve haberleri on binlerce kişiye ulaştırabiliyordum. Şimdi o ağı baştan örmek zorundayım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle gözaltında işkence ve taciz iddialarını sıkça dile getirdim. İstanbul’da takip ettiğim eylemlerde kendi çektiğim, takip edemediğim eylemlerde de başkalarının çektiği görüntüleri yeniden paylaştım. Bunlar da iktidarda rahatsızlık yarattı. Sırf bu direnişi duyurduğumuz için hesaplarımıza erişim engeli getirildi. Zaten göze batan insanlardık. Bu vesileyle bizim hesaplarımızı da aradan çıkarmış oldular. Ama sorun değil, hesabın yenisi açılır. Bundan asla yorulmayız.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paylaşımlarına yeni bir hesap açarak devam eden Orman, “Erişim engelinin en kötü yanı, gazeteciyle hedef kitlesi arasındaki bağlantıyı kaybettirmesi. Paylaştığınız bir haberin ulaşabildiği insan sayısı, hesabınız kapatıldığı için kat be kat düşüyor. Bu noktada da gazeteci arkadaşlarınızdan destek alıyorsunuz ve yavaş yavaş da olsa yeniden kendi kitlenize ulaşmaya çalışıyorsunuz. Ama tabii ki bu da hemen olmuyor” diye yaşanan sıkıntıya dikkat çekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alternatif mecralar hakkında da şüphe taşıyan, Bluesky gibi platformların geçici çözümler sunduğunu fakat gerçek sorunların yapısal olduğunu, bunun için de bireysel değil, toplumsal bir tepki gösterilmesi gerektiğine inanan Orman, sözlerini şöyle bitiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Platformlardaki sorun gazetecilikten de öte artık güvenle alakalı bir boyutta. Bırakın paylaşım yapmayı, başkasının paylaşımını yeniden paylaştığınızda dahi eviniz basılabiliyor, gözaltına alınabiliyorsunuz. Platformların, insanların böyle kolay bulunabilmesini sağlaması, birçok kişiyi kilitli hesap kullanmaya ya da hesabını kapatmaya itiyor. O yüzden gazetecilikten öte, güvenli mecralar için arayışa girmek gerek.”</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 2. Bölüm Gazetecilerin haber alma ve haber verme hakkını gasp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-2-bolum-gazetecilerin-haber-alma-ve-haber-verme-hakkini-gasp/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6679</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#304;mamo&#287;lu&#8217;nun g&#246;zalt&#305;na al&#305;nmas&#305;yla ba&#351;layan protestolara destek verdikleri gerek&#231;esiyle farkl&#305; platformlardan 641 sosyal medya hesab&#305;na eri&#351;im engeli getirildi. Bunlar aras&#305;nda gazeteciler, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolara destek verdikleri gerekçesiyle farklı platformlardan 641 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bunlar arasında gazeteciler, gazeteler, siyasi partiler, kadın örgütleri ve öğrenci kulüplerinin hesapları da yer aldı. Boykot çağrısı yapan 10 internet sitesi de erişime engellendi.</b></h3>
<h4><b>Ali Safa Korkut</b></h4>
<p><b> </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla birlikte Türkiye’nin farklı kentlerinde protestolar başlarken bu süreç, kısa sürede hem sokaklara hem de dijital mecralara yayılan bir protesto dalgasını tetikledi. 19 Mayıs protestolarına getirilen engelleri üç bölümlük yazı dizisiyle ele alıyoruz. Yazı dizimizin ilk bölümünde, sosyal medyada verilen desteği engellemeleri yansıtıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">İstanbul ve Ankara sokaklarında başlayan protesto dalgasına sosyal medyadan da destek geldi ve bu nedenle gösteriler yalnızca fiziksel değil, dijital müdahalelerle de bastırılmaya çalışıldı. Bu kapsamda, X (eski adıyla Twitter), Instagram ve Facebook’tan oluşan ve gösterileri destekler nitelikte paylaşımlar yapan 641 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bu engelden internet siteleri de nasibini aldı ve boykot edilecek markaları listeleyen 10 site erişime engellendi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6680 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-1.png" alt="" width="412" height="261" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engelin asıl yoğunlaştığı platform, X oldu. Zira engel kararı verilen Facebook hesabı sayısı beş, Instagram hesabı sayısı ise 12 olurken bu sayı X’te 624 olarak kaydedildi. Bu, Türkiye adlî ve idari makamları tarafından, 19 Mart’tan gösterilerin sürdüğü mart ayının sonuna kadar erişim engeli kararı verilen hesapların yüzde 96’sına denk geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>GÖRSEL 1</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engel kararı verilen X hesaplarının toplam takipçi sayısı ise 23 milyon 552 bin 410.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil yurttaşların yanı sıra protestoları haberleştiren internet gazeteleri, alanlardan görüntü paylaşan gazeteciler, siyasi partiler, feminist örgütler, LGBTİ+ hareketi, gençlik örgütleri, sosyalist örgütler ve üniversitelerin öğrenci kulüpleri gibi birçok kolektif yapı da bu kapsamda hesabı erişime engellenenlerden oldu. Engel kararlarının gerekçesi “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” olarak belirtilirken, süreç boyunca konuyla ilişkili olarak hükümet kanadından herhangi bir açıklama yapılmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Tepkilerin sürmesi üzerine 23 Mart’ta bir açıklama yapan X, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK), 700 hesabın erişime engellenmesi için mahkeme kararı aldırdığını belirtti. Şirket, alınan bu kararların “hukuka aykırı” olduğunu vurguladı ve kararlara itiraz edeceklerini duyurdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">X’in açıklamasından bir gün sonra konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ise “X yönetimini, demokratik ve özgürlükçü tavrından dolayı kutluyor, bu tavrı cesaretle sürdürmesini temenni ediyorum” dedi.</span></p>
<h3></h3>
<h3><b>3 milyon takipçili hesap için de sıfır takipçili hesap için de engel kararı</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında engel kararı verilen ve birçoğu da engellenen X hesapları arasında takipçi sayısı 3 milyonu geçenler de var hiç takipçisi olmayan hesaplar da.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Oyuncu ve eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay’ın @barisatay kullanıcı adlı hesabı, engel kararı verilenler arasında en yüksek takipçiye sahip hesap oldu. Atay’ın 3 milyon 50 bin 307 takipçili hesabı hakkında İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli kararı verildi. Ancak X, 2 Nisan tarihli bu karara henüz uymadı ve hesabı engellemedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6702 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2.jpg" alt="" width="499" height="289" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-2-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" />Atay’ı, 1 milyon 673 bin 857 takipçili hesabıyla oyuncu Berna Laçin izledi. Laçin’in “@bernalacin35” kullanıcı adlı hesabının da İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin, Atay için verdiği 2 Nisan tarihli kararla engellenmesi istendi. Onun ardından ise 1 milyon 373 bin 235 takipçisiyle “@bpthaber” adlı kullanıcı geldi. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği’nin 29 Mart tarihli kararıyla bu hesap için de erişim engeline hükmedildi. Ancak Laçin’in hesabıyla birlikte bu hesap da henüz erişime engellenmedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 2</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli kararı verilenler arasında en yüksek takipçi sayısına sahip 10 kullanıcı şöyle:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 3</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6710 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3.jpg" alt="" width="507" height="265" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-300x157.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-1024x535.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-150x78.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-3-768x401.jpg 768w" sizes="(max-width: 507px) 100vw, 507px" />Engellenenler arasında takipçi sayısı en düşük 10 hesap ise şöyle:</span></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>21 gazete ve 11 gazetecinin hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Halk TV’den Onur Dalar ve Nefes Gazetesi&#8217;nden Nisanur Yıldırım’ın yanı sıra bağımsız gazeteciler Erk Acarer, Zeynep Kuray, Emre Orman, Umut Taştan, Ayşen Güven ve Elif Çetiner de hesapları hakkında erişim engeli kararı verilen gazetecilerden oldu. Üstelik bu isimler, Berna Laçin ve Barış Atay kadar şanslı değildi ve verilen engel kararları uygulanarak hesapları engellendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Hesabı erişime engellenen 11 gazeteci ve takipçi sayıları şöyle:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-6703 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4.jpg" alt="" width="483" height="304" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-300x189.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-1024x644.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-150x94.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-4-768x483.jpg 768w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></p>
<p><b>GÖRSEL 4</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">X hesabı hakkında erişim engeli kararı verilen gazete sayısıysa gazeteci sayısının neredeyse iki katı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bianet ve Gazete Yolculuk’un yanı sıra Evrensel Gazetesi’nin eklerinden Ekmek ve Gül ile Genç Hayat’ın X hesapları da bu hesaplardan oldu. Bunlardan yalnızca Bianet’in hesabı engellenmezken, engel kararı verilen 21 gazete hesabından 10’u şunlardan oluştu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>GÖRSEL 5</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6704 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5.jpg" alt="" width="502" height="286" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-300x171.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-1024x583.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-150x85.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-5-768x437.jpg 768w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>Siyasi partiler, gençlik örgütleri ve sosyalist örgütler…</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi partiler, gençlik örgütleri ve sosyalist örgütlerin X hesapları da erişime engellenenler arasında yer aldı. Siyasi partiler ile onlarla bağlantılı kişi ve temsilciliklere ait hesaplar da bu kapsamda engellenen hesaplardan oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bu kategoride, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emekçi Hareket Partisi ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) de dahil olduğu 28 hesaba erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Bunlardan en yüksek takipçi sayısına sahip 10 hesap şöyle:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 6<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6705 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6.jpg" alt="" width="543" height="306" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-300x169.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-1024x577.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-150x85.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-6-768x433.jpg 768w" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" /></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyalist örgütlenmeler ve onların temsilciliklerine ait olup da erişime engellenen hesap sayısı da 25 olarak kaydedildi. Bunlar arasında Halk Evleri, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Sosyalist Dayanışma Platformu’nun X hesapları da yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu 25 hesaptan en yüksek takipçili 10 hesap şunlar:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 7</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6706 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7.jpg" alt="" width="568" height="329" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-7-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 568px) 100vw, 568px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda en aktif rol oynayanlar ise gençlerdi. Buna paralel olarak, sayı itibarıyla en fazla erişim engeli getirilenler de 29 ile gençlik örgütlerini temsil eden hesaplar oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Öğrenci Kolektifleri, Gençlik Komiteleri, Gençlik Devirecek ve Öğrenci İnisiyatifi’ne ait hesaplar da bunlar arasında yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6711 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8.jpg" alt="" width="536" height="310" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-8-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 536px) 100vw, 536px" /> </span></p>
<p><b>GÖRSEL 8</b></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>18’i kadın, 3’ü de LGBTİ+ hareketini temsil eden 21 hesaba engel</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hareketinin bir parçası olan örgütlere ait olup da erişim engeli getirilen X hesabı sayısıysa 18 oldu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6707 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9.jpg" alt="" width="570" height="330" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-300x174.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-1024x593.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-150x87.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-9-768x445.jpg 768w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">181 bin takipçisiyle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bunlar arasında en popüler hesap olurken; Kampüs Cadıları, Kadın savunma Ağı ve Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun hesaplarına da erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Takipçi sayısı itibarıyla bu 18 hesaptan en popüler 10’u şunlar:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 9</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilen hesaplar arasında Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) örgütleri temsil edenlerin sayısı ise üç olarak kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-6708 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10.jpg" alt="" width="642" height="147" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-300x69.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-1024x235.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-150x34.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-10-768x176.jpg 768w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 10</b></p>
<h3></h3>
<h3></h3>
<h3><b>Sansürden Meta da kaçamadı: Instagram ve Facebook hesapları engellendi</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli getirilenlerin büyük çoğunluğu X hesabı olsa da radara Meta’ya bağlı sosyal medya platformları da takıldı. Bu kapsamda 12 Instagram, beş de Facebook hesabı için erişim engeli kararı verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Engellenmesine hükmedilen Instagram hesapları arasında Mezopotamya Ajansı ve Alınteri Gazetesi’nin yanı sıra 1 milyon 106 bin takipçili Turkish Dictionary de yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6709 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11.jpg" alt="" width="608" height="330" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11.jpg 1240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-300x163.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-1024x557.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-150x82.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/GORSEL-11-768x417.jpg 768w" sizes="(max-width: 608px) 100vw, 608px" /></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>GÖRSEL 11</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında engel kararı verilen Facebook hesapları ise; levent.oztan.58, kerim.isbilir.90, izzet.yemelek, tc.metinoglu ve mehmet.onder.315080 oldu. Facebook, henüz bu kararları uygulamadı.</span></p>
<h3><b>Boykota izin yok</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişim engeli kararları, yalnızca sosyal medya platformlarıyla sınırlı kalmadı. Dijital sansürün kapsamı genişledi ve toplumsal tepkinin farklı biçimlerde örgütlenmesine imkân tanıyan internet siteleri de hedef alındı. Burada da özellikle boykot çağrılarının yapıldığı web siteleri öne çıktı ve bu sitelere erişim engeli getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Farklı tarihlerde çeşitli sulh ceza hâkimlikleri tarafından erişim engeli getirilen 10 internet sitesi şöyle:</span></p>
<p><b>GÖRSEL 12</b></p>
<div id="attachment_6713" style="width: 518px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6713" class="wp-image-6713 " src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12.jpg" alt="" width="508" height="275" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12.jpg 2484w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-300x162.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-1024x554.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-150x81.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-768x416.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-1536x831.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/12-2048x1108.jpg 2048w" sizes="(max-width: 508px) 100vw, 508px" /><p id="caption-attachment-6713" class="wp-caption-text">Screenshot</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlara rağmen tam kaç sosyal medya hesabı ve internet sitesinin erişime engellendiği ise bilinmiyor. Zira henüz buna dair resmî bir açıklama yapılmadı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/">19 Mart protestolarına engel yazı dizisi 1. Bölüm 650’yi aşkın hesap ve siteye erişim engeli&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/19-mayis-protestolarina-engel-yazi-dizisi-1-bolum-650yi-askin-hesap-ve-siteye-erisim-engeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara doğayı sevdiren, yaşlılara terapi olan kamp</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/cocuklara-dogayi-sevdiren-yaslilara-terapi-olan-kamp/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/cocuklara-dogayi-sevdiren-yaslilara-terapi-olan-kamp/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 07:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orman i&#351;letme m&#252;d&#252;rl&#252;&#287;&#252;nden emekli olan Yi&#287;it, Yalova&#8217;da do&#287;an&#305;n g&#246;be&#287;inde &#8220;bir terapi mek&#226;n&#305;&#8221; olarak kurdu&#287;u kamp alan&#305;yla, her kesimden insan&#305; do&#287;ayla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/cocuklara-dogayi-sevdiren-yaslilara-terapi-olan-kamp/">Çocuklara doğayı sevdiren, yaşlılara terapi olan kamp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Orman işletme müdürlüğünden emekli olan Yiğit, Yalova’da doğanın göbeğinde “bir terapi mekânı” olarak</b> <b>kurduğu kamp alanıyla, her kesimden insanı doğayla buluşturuyor. </b></h3>
<h4><b>İsmail Ersan </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahmet Yiğit, Yalova’nın merkez köylerinden Kurtköy’de kurduğu kamp alanı ile çocukların doğa ile tanışmasını sağlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalova Orman İşletme Müdürlüğü’nden emekli olan Yiğit, yıllarca hizmet ettiği ormanların güzelliklerini ormanla iç içe konumunda kurduğu kamp alanı ile insanlara doğayı tanıma ve huzurlu vakit geçirme olanağı sunuyor. Orman işletmede çalıştığı yıllarda böyle bir projesinin olduğunu söyleyen Yiğit, emekli olduktan kısa bir süre sonra hayalini gerçekleştirdiği için mutlu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6669 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-135x300.jpg" alt="" width="122" height="271" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-135x300.jpg 135w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-462x1024.jpg 462w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-68x150.jpg 68w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-768x1703.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-693x1536.jpg 693w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-924x2048.jpg 924w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler3-scaled.jpg 1155w" sizes="(max-width: 122px) 100vw, 122px" />Kurduğu kamp alanı ile yediden yetmişe herkese özellikle de huzur evlerinde kalan yaşlılara burada hoş vakit geçirme ortamı sağladığına dikkat çeken Yiğit, şunları anlattı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ben doğa ile iç içe büyümüş biriyim. Doğanın, ormanın, akarsuyun, insan psikolojisi üzerinde olumlu etkilerini çok iyi biliyorum. Ben şu an kendimi genç hissetmem, zinde olmam ve huzurlu bir birey olayı doğaya borçluyum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun için insanlara faydalı olabilmek için böyle bir kamp alanı oluşturdum. Amacım burada para kazanmak değil tesisin masrafı çıksın yeter. Burada asıl amacım insanlara geleceğimiz olan doğayı suyu ormanları sevdirmek. Özellikle huzur evlerinde kalan büyükler ve öğrenciler ormana bitişik olan piknik alanında su ve kuş sesleri eşliğinde zaman geçiriyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okullar da sezon sonu pikniklerini burada yapmalarıyla, öğrenci ve velileri doğaya alıştırmak için orman içinde kısa yürüyüşler yaptırıyorum. Öğrenciler ve veliler çok memnun kalıyor.” </span></p>
<h4><b>Engel tanımayan çocukların doğada rahat bir nefes aldığı yer </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamp alanının her kesimden müdavimlerinin olduğunu bildiren Yiğit, şunları söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çocukların da burada çok rahat kamp yapma olanağı olduğundan özellikle engel tanımayan çocukların doğada rahat bir<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6668 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-135x300.jpg" alt="" width="169" height="376" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-135x300.jpg 135w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-461x1024.jpg 461w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-68x150.jpg 68w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-768x1707.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-691x1536.jpg 691w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-922x2048.jpg 922w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler2-scaled.jpg 1152w" sizes="(max-width: 169px) 100vw, 169px" /> nefes aldığı bir yer. Özel çocuklarımız burada çok keyif alıyor. Onların yüzündeki sevinç beni mutlu ediyor. Çocuklar burada temiz bir orman havası almaktan ziyade ağaçları hayvanları bitkileri ve otları yakinen tanıyor. Okullarındaki yöneticilerin de bu etkinliğin onlara iyi geldiğini her defasında bana söylediler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii bunu duyan diğer okullar da bizden randevu alıp çocukları buraya getirip eğlenmelerini sağlıyorlar. Burada mangal yakıyor, semaverde çay içiliyor. Yani doğanın tam göbeğinde bir terapi mekânı olarak işlev görüyor.”   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle 50 yaş üstü büyüklerin su ve kuş sesiyle huzur buldukları, memnun kalmaları için sık sık tesisi ziyaret ettiklerini belirten Yiğit, burada kamp yapanlar veya günübirlik piknik için gelenler için başta Sufi Yolu parkuru olmak üzere birçok uzun veya kısa parkurların olduğu bu nedenle isteyen misafirlerin yürüyüş yaparak orman terapisi gerçekleştirip evlerine mutlu döndüklerini aktardı. </span></p>
<h4><b>Pek çok ülkeden ziyaretçinin uğrak yeri      </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6664 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--135x300.jpg" alt="" width="135" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--135x300.jpg 135w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--461x1024.jpg 461w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--68x150.jpg 68w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--768x1707.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--691x1536.jpg 691w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--922x2048.jpg 922w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampa-gelen-ogrenciler-derede--scaled.jpg 1152w" sizes="(max-width: 135px) 100vw, 135px" />Kamp alanlarının yurtiçinden olduğu gibi yurtdışından da misafirlerinin olduğunu anımsatan Yiğit, sözlerine şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kamp alanımız Sufi Yolu güzergâhı üzerinde olması dolayısıyla da pek çok ülkeden vatandaşın uğrak yeri oluyor. Kültür ve inanç turizmi açısından farkındalık oluşturmak, manevi değerleri ve kültürel zenginliği gün yüzüne çıkarmak amacıyla farklı yüzyıllarda yaşamış sufi, şair, alim ve bilginlere ait mekanları yeniden canlandırmak üzere 2014 yılında oluşturulan Sufi Yolu, İstanbul’dan başlayıp Konya’ya uzanıyor. Bu yol da gelen misafirlerin ilgisini çekiyor. Burada yürüyüşler yapılıyor. Gelen herkes ormanın içinden yürüyüş yapıp dinlenebiliyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir dönem Ekoturizm ve Sağlıklı Yaşam Derneği başkanlığını da yapan Yiğit, ayrıca tesisin bulunduğu Kurtköy Köyünü, ekoturizme kazandırmak amacıyla pek çok işe imza attığını aktararak piknik ve kamp tesisi su ve kuş sesleri arasında huzur bulmak isteyenlerin uğrak yeri haline geldiğini ve çok güzel dönüşler aldığını sözlerine ekledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6670 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri-240x300.jpg" alt="" width="240" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri-240x300.jpg 240w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri-818x1024.jpg 818w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri-120x150.jpg 120w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri-768x961.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/kampin-huzurevinden-misafirleri.jpg 1220w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" />İstanbul’dan Konya’ya uzanan Sufi Yolu’nun tanıtılmasından köylü pazarı ve ekoturizm alanına kadar pek çok alanda katkıları bulunan Yiğit’in en büyük hedeflerinden birisi de Anaokulu öğrencileri için Doğa Eğitim Merkezi’nin kurulması.</span></p>
<p>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/cocuklara-dogayi-sevdiren-yaslilara-terapi-olan-kamp/">Çocuklara doğayı sevdiren, yaşlılara terapi olan kamp</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/cocuklara-dogayi-sevdiren-yaslilara-terapi-olan-kamp/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların yaşam hakkı için mücadeleye devam</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadinlarin-yasam-hakki-icin-mucadeleye-devam/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadinlarin-yasam-hakki-icin-mucadeleye-devam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 06:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziantep Kad&#305;n Cinayetlerini Durduraca&#287;&#305;z Platformu Temsilcisi Hicret, kad&#305;nlar&#305;n ya&#351;am hakk&#305;n&#305; korumak i&#231;in devlet, sivil toplum ve bireylerin i&#351; birli&#287;i yapmas&#305; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadinlarin-yasam-hakki-icin-mucadeleye-devam/">Kadınların yaşam hakkı için mücadeleye devam</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Gaziantep Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Hicret, kadınların yaşam hakkını korumak için devlet, sivil toplum ve bireylerin iş birliği yapması gerektiğine dikkat çekti. “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınların ikinci planda görülmesine ve şiddetin normalleşmesine yol açıyor” diyen Hicret, cezasızlığın failleri cesaretlendirdiği, yargı süreçlerindeki indirim ve yetersiz cezaların, adaletin sağlanmasını engellediğinin altını çizdi.</b></h3>
<h4><b>Azime Bali</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) Gaziantep Temsilcilerinden Ülkü Hicret ile kadın cinayetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetle mücadele üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Platformun çalışmaları, kadın cinayetlerinin artmasındaki nedenler, cezasızlık sorunu ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshi gibi kritik konularda çarpıcı açıklamalarda bulunan Hicret, kadınların yaşam hakkını korumak için devletin, sivil toplumun ve bireylerin iş birliği yapması gerektiğini vurguladı. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6657" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-300x200.jpeg" alt="" width="821" height="547" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-300x200.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-1024x682.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-150x100.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-768x512.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-1536x1023.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371-272x182.jpeg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/b704369f-eb5d-4b00-b999-c7bfada17b54_4371.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 821px) 100vw, 821px" /></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-KCDP’nin kuruluş amacı nedir ve bugüne kadar kadın cinayetlerine karşı hangi somut adımları attınız?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-KCDP, 2010’da Münevver Karabulut cinayetinin ardından kuruldu. Amacımız, kadın cinayetlerini durdurmak ve kadınların yaşam hakkını savunmak. Bu doğrultuda, kadın cinayetlerini raporlamak, hukuki destek sağlamak, kamuoyu oluşturmak ve yasal düzenlemeler için mücadele etmek gibi somut adımlar attık. 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nde etkin rol oynadık, dönemin Aile Bakanlığı’yla iş birliği yaptık.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de kadın cinayetlerinin artmasının temel nedenleri nelerdir? Son yıllarda gözlemlediğiniz değişimler var mı?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin artışında cezasızlık, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve yetersiz koruma önlemleri etkili. Son yıllarda, kadınların kendi hayatlarına dair kararlar almaları nedeniyle öldürülmeleri dikkat çekiyor. 6284’ün sadece adı var, maalesef etkin uygulanmıyor. Koruma kararı çıkarılan kadınların bir kısmı ne yazık ki korunamadan öldürülüyor. Hem önlemsel kanunlar yok hem de caydırıcı cezalar. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra ciddi bir artış gözlemlendi.</span></p>
<h4><b>“Her alanda kadının yeri, eril zihniyetin tahakkümü altında”</b></h4>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadın cinayetlerini nasıl etkiliyor? Bu eşitsizliğin hangi yönleri şiddeti körüklüyor?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınların ikinci planda görülmesine ve şiddetin normalleşmesine yol açıyor. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarının olmaması ve karar alma süreçlerinden dışlanmaları şiddeti artırıyor. İşte, evde, sokakta, kısacası her alanda kadının yeri, eril zihniyetin tahakkümü altında. Ataerkil toplum yapısında kadının rolü bellidir: Evle ilgilen, çocuk yap ve bak, kocanla ilgilen. Bu da erkeklerin kadına üst bir perdeden bakabilmesine sebep oluyor. O rollerin dışına çıktığında kadına yapılan neredeyse reva görülüyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınla erkeği cinsiyetten azade şekilde aynı omuz seviyesinde hayata katar.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinde cezasızlık ya da yetersiz cezalar konusunda neler söylersiniz? Hukuki süreçlerdeki eksiklikler nelerdir?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Cezasızlık, failleri cesaretlendiriyor. Yargı süreçlerinde indirimler ve yetersiz cezalar, adaletin sağlanmasını engelliyor. 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması en önemli etken. Davalarda süreç uzun sürüyor ve o sürede fail dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor. Kadınlar, koruma kararı çıkarsa da bu artık bir aya kadar düştü. Kadınların tekrar tekrar koruma kararı çıkarması gerekiyor ve bu bile oldukça riskli. ‘Seni öldürür, üç beş sene yatar çıkarım’ diyerek cesaret kazanan failleri çok gördük.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetle mücadelede nasıl bir etki yarattı?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sözleşmenin feshi, kadınların korunmasında ciddi bir boşluk yarattı. Bu karar, şiddetle mücadelede geri adım olarak değerlendiriliyor ve kadınların güvenliğini tehlikeye atıyor. Koruma kararından tutun da birçok konuda failin lehine ilerliyor süreç. Sadece kadınlar değil, LGBT bireylerin de yaşam hakları tehlike altına girdi. Geçmişte onların dernekleşmesine destek olanlar, şimdi ölüm fermanlarını imzalıyorlar adeta. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmekle kalmayacaklarını biliyorduk. En son toplumsal cinsiyet kavramını yasaklamaya kadar ileri gittiler. Ancak mücadelemizin sonuç vereceğine inancımız tam. Bu ülke bir gün tüm insanların korkmadan huzurla yaşayacağı bir yer olacak.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerini önlemek için devlet, sivil toplum ve bireyler düzeyinde ne tür çözüm yöntemleri uygulanabilir?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Devletin etkin yasalar uygulaması, sivil toplumun farkındalık yaratması ve bireylerin şiddete karşı duyarlı olması gerekiyor. Eğitim, ekonomik destek ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi şart. “Aile yılı” ilan edilen bu yılda bile en çok aile bireyleri tarafından öldürüldü kadınlar, çocuklar. Hükümetin artık oturup ciddi ciddi düşünmesi gerekiyor nerede hata yaptıklarını. Sivil toplum örgütleriyle iş birliği içinde bu süreci yürütmeliler. 6284 etkin, eksiksiz, hatta geliştirilerek uygulanmalı. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli. Caydırıcı cezalar ve önlemsel aksiyonlar alınmalı. Eğitimde, mahallelerde, köylerde bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı.</span></p>
<h4><b>“Görünürlüğü artırmak, daha çok kadına ulaşmak demek”</b></h4>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Platform olarak veri toplama ve raporlama süreçlerinizde neler yapıyorsunuz? Kadın cinayetlerinin görünürlüğünü artırmak için nasıl bir strateji izliyorsunuz?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-KCDP, resmi verilerin yetersizliği nedeniyle kendi veri tabanını oluşturdu. Medya taramaları ve aile başvuruları ile veriler toplanıyor. Aylık raporlarla kamuoyu bilgilendiriliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu verileri almayı bıraktı. Biz, ‘Neden, nasıl, nerede’ olduğuna dair ayrıntılı bir veri havuzu oluşturuyoruz. Görünürlüğü artırmak, daha çok kadına ulaşmak demek. Bu yüzden medya araçlarını kullanıyoruz, bildiriler dağıtıyoruz ve bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Hemen hemen her şehirde küçük büyük örgütlü haldeyiz. Giderek daha da genişleyen bir aileyiz, çünkü artık kimse duyarsız kalmak istemiyor.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Medyanın kadın cinayetlerini ele alış biçimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Medya, toplumsal farkındalığı artırmada nasıl bir rol oynayabilir?  </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Medya, şiddeti meşrulaştırmadan ve mağduru suçlamadan haber yapmalı. Doğru dil kullanımı ve bilinçli yayın politikaları, toplumsal farkındalığı artırmada önemli. Ne yazık ki çok kısa süre önce Aydın’da öldürülen bir kadın arkadaşımız hakkında dahi çok çirkin ithamlarda bulunarak haber yaptılar. Hâlâ bunun mücadelesini veriyoruz. Bu, kadın cinayetlerini meşrulaştırmak için kasıtlı yapılan bir eylem. Medya çok güçlü bir araç, farkındalığı artırmada en etkili yollardan biri. Ama böyle haberlerle tam tersi etki yaratıyor.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Kadınların ekonomik bağımsızlık kazanması, şiddetten kurtulmaları ve cinayetlerin önlenmesi açısından ne kadar etkili olabilir?  </span></i></p>
<p><b>&#8211;</b><span style="font-weight: 400;">Ekonomik bağımsızlık, kadınların şiddet ortamından çıkmalarını kolaylaştırır. İş güvencesi ve maddi destek, kadınların kendi hayatlarını kurmalarına yardımcı olur. Birçok kadın ekonomik güvencesi olmadığı için şiddet ortamını terk edemiyor. Ve maalesef şiddet giderek büyüyor.”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Toplumda kadın cinayetlerine karşı farkındalığı artırmak için genç nesillere yönelik neler yapılmalı? Eğitim sisteminde nasıl bir değişim önerirsiniz?</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitim müfredatına toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri eklenmeli. Gençlere eşitlik, saygı ve şiddetsizlik değerleri kazandırılmalı. Okullarda rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli. Aileler de bu sürece dahil edilmeli.”</span></p>
<h4><b>“Mücadele Devam Ediyor”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkü Hicret’in açıklamaları, Türkiye’de kadın cinayetlerinin önlenmesi için hem yapısal hem de toplumsal değişimlere ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Türkiye genelinde veri toplama, hukuki destek ve farkındalık çalışmalarına devam ederken, Hicret’in sözleri kararlı bir mesaj taşıyor: “Kadınların yaşam hakkı için mücadelemiz sürecek. Bu ülke bir gün herkesin korkmadan, huzurla yaşayacağı bir yer olacak.”</span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: Depo Photos</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadinlarin-yasam-hakki-icin-mucadeleye-devam/">Kadınların yaşam hakkı için mücadeleye devam</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/kadinlarin-yasam-hakki-icin-mucadeleye-devam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ev genci” kimlik arayışında…</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ev-genci-kimlik-arayisinda/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ev-genci-kimlik-arayisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 08:38:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Art&#305;k bireysel bir se&#231;im olmaktan &#231;&#305;kan &#8220;Ev genci&#8221; kavram&#305;, toplumsal ve psikolojik boyutlar&#305;yla dikkat &#231;eken karma&#351;&#305;k bir sorun. Mevcut destek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ev-genci-kimlik-arayisinda/">“Ev genci” kimlik arayışında…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Artık bireysel bir seçim olmaktan çıkan “Ev genci” kavramı, toplumsal ve psikolojik boyutlarıyla dikkat çeken karmaşık bir sorun. Mevcut destek mekanizmalarının, yetersiz veya dağınık olduğunu vurgulayan uzmanlar, beceri kazandırmaya yönelik eğitim programları, gönüllülük projeleri, bireysel danışmanlıklar ve bilgilendirici psikoeğitimler gibi destek ağları kurulmasını önerdi.</b></h3>
<h4><b>Ali Esat Adak</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de özellikle son yıllarda artan işsizlik, yükselen konut fiyatları ve değişen sosyal beklentiler, gençlerin evden ayrılma yaşını giderek ileriye taşıyor. Artık yaygınlaşan bir şekilde karşımıza çıkan “ev genci” kavramı, 20’li yaşlarında eğitimini tamamlamış ya da tamamlamak üzere olan, işsiz veya güvencesiz çalışan, aktif sosyal yaşamı azalmış, çoğunlukla ailesiyle birlikte yaşayan ve evden dışarı çok çıkmayan, sosyal izolasyon yaşayan genç bireyleri tanımlıyor. Bu durum, sadece bireysel bir seçim olmaktan çıkarak, toplumsal ve psikolojik boyutlarıyla dikkat çeken karmaşık bir sorun yumağına dönüşmüş durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde giderek yayılan “ev genci” kavramı, uzmanların gözünden hem ekonomik ve sosyal bir çıkmazı hem de derin psikolojik yaraları ortaya koyuyor. Psikolog Beyza Öztürk ve Sosyolog Fatma Kuzu, “ev genci” konusunda çarpıcı değerlendirmeler yaptılar. </span></p>
<h4><b>“Toplumsal cinsiyet rolleri sürece yön veriyor”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyolog Fatma Kuzu, “ev genci” kavramını yalnızca bireysel bir durum olarak değil, toplumsal olguları da içinde barındıran çok katmanlı bir kavram olarak yorumluyor. Sosyolog Kuzu’ya göre bu terim, “eğitimini tamamlamış ancak herhangi bir yerde çalışmayan ve aile evinde yaşamını sürdüren gençler” için kullanılıyor. Ekonomik zorlukların bu durumun ortaya çıkmasında doğrudan etkili olduğuna işaret eden Kuzu, “Üniversite mezuniyetinin artık bir gelecek garantisi sunamaması, birçok gencin mezuniyet sonrası eve dönmesine ya da evde kalmasına yol açıyor. Mezun verilen bölüm fazlalığı, nitelikli eğitimin azalması ve özel sektördeki düşük ücretler gibi yapısal sorunlar, gençleri üretkenliklerini sergileyemeden eve yöneltiyor. ‘Ev genci’ kavramı, bireysel bir seçim değil, işsizlik ve yapısal sorunların bir ürünü olarak değerlendirilmesi gerekiyor” vurgusunda bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültürel açıdan Türkiye toplumunun “çocuğunu koruyan ve sahiplenen yapısının” bunu pekiştirdiğini belirten Kuzu, sözlerine şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ailelerin, gencin ‘dinlenmesi’ ya da ‘iyi bir işi beklemesi’ gibi durumları olağan karşılaması, maddi destek sağlaması ve karar alma süreçlerinde etkili olmaya devam etmesi bireyin bağımsızlaşma sürecini geciktirebiliyor. Toplumsal cinsiyet rolleri de bu sürece yön veriyor. Kadınlar için evde kalmak geleneksel rollerle örtüşürken, erkekler için çalışmamak ‘tembellik’ veya ‘yetersizlik’ olarak algılanabiliyor. Bu da özellikle erkek ev gençleri için psikolojik baskıyı artırıyor. Ancak son yıllardaki ekonomik kriz, bu rolleri esneterek evde kalmayı kadın ya da erkek fark etmeksizin ortak bir sorun haline getirmiş durumda.”</span></p>
<h4><b>Varoluşsal boşluk, motivasyon kaybı ve hayata karşı amaç bulamama </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Psikolog Beyza Öztürk ise kavramı duygusal, bilişsel, davranışsal ve sosyal süreçleri temel alarak tanımlıyor. Psikolog Öztürk, bu tanıma göre ev gencini, “bireyleşme, kimlik oluşturma ve toplumsal roller üstlenme döneminde olan; ancak çeşitli içsel ve dışsal etmenler nedeniyle bu süreci sekteye uğrayan, sosyal hayattan çekilmiş, gelecek belirsizliği ve kaygısıyla baş etmeye çalışan genç birey” olarak açıklıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ev genci” statüsündeki gençlerde görülen duygusal ve zihinsel zorlukların, sosyal izolasyon, geleceğin belirsizliği, üretkenliğin azlığı ve umutsuzluk gibi faktörlerden beslendiğinin altını çizen Öztürk, bu durumun psikolojik iyi oluşu ciddi düzeyde etkilediğini belirterek şu açıklamayı yaptı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gençler, kendileriyle ilgili olumsuz inançlar (başarısızım, beceriksizim) geliştirerek öz farkındalık ve benlik değerlerini azaltıyor. Varoluşsal boşluk, motivasyon kaybı ve hayata karşı amaç bulamama gibi duygular sıkça yaşanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ev gencinde depresif duygu durumları, uyku düzensizlikleri ve bilişsel çarpıtmalar sıkça görülüyor. Sosyal ortamlardan uzak kalan bireyler, zamanla iletişim kurmakta güçlük yaşıyor ve sosyal anksiyete, kaçınma gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Çalışmama, kendini gerçekleştirememe ve yaşıtlarının gerisinde kalma hissi, yoğun yetersizlik ve değersizlik duygusu yaratıyor. Aile ve çevre baskıları bu duyguları derinleştiriyor. Ayrıca, amaçsızlık, kararsızlık ve ertelemecilik gibi durumlar da sıkça görülüyor. Bunun sonucunda suçluluk duygusu, baskın hale geldiriyor.”</span></p>
<h4><b>Dijital dünya: Kurtarıcı mı, yalnızlığı derinleştirici mi?</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijitalleşme ve sosyal medya, ev gençlerinin sosyal çevreleriyle etkileşiminde ikili bir rol oynuyor. Sosyolojik açıdan bunu değerlendiren Kuzu, dijital platformların fiziksel olarak izole olmuş gençler için bir yandan sosyalleşme, kendini ifade etme ve gündemi takip etme imkânı sunarken, diğer yandan bu süreçlerin yüzeysel kalmasına neden olabildiğini belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyada yalnız olmadığını hisseden ve benzer sorunlar yaşayan kişilerle bağlantı kurarak dayanışma halinde olabildiklerini söyleyen Kuzu, sanal sosyalleşmenin gerçek hayattaki empati, yüz yüze iletişim ve dayanışmanın yerini asla tutmadığını, duygusal bağların daha eksik ve yüzeysel kaldığını kesin bir dille vurguladı. Kuzu, dijital ortamların bazen sorunlardan kaçış alanı olarak görüldüğünü ve bunun psikolojik yalnızlığı daha da artırabildiğine işaret etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital dünyanın hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğunu aktaran Öztürk, şunları anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Olumlu etkisi, gençlerin coğrafi engelleri aşarak farklı insanlarla bağlantı kurmasına olanak sağlanıyor ve sosyal medya ile oyun platformları aracılığıyla arkadaşlıklarını sürdürebiliyor. Bu platformlar, özgüven ve benlik farkındalığını destekleyerek aidiyet duygusu sağlayabiliyor. Ancak sürekli bu platformlarda vakit geçiren ev genci, zamanla sosyalleşme, empati kurma, beden dili kullanma gibi sosyal becerilerden yoksun kalıyor ve gerçek ilişki kurmakta zorlanıyor. Dijital platformlardaki yüzeysel bağlantılar, sahte bir doyum yaratıyor ve sürekli başarılı görünen profillerle kıyaslama, yetersizlik ve öz değer düşüklüğüne yol açabiliyor. Bu durum, depresyon ve kaygı bozukluklarını besliyor, birey fiziksel dünyadan uzaklaşarak yalnızlığını daha da derinleştiriyor. Psikolojik gelişim aşamasında ailenin, gençlerin özgüven, bağımsızlık, sorumluluk alma ve kimlik gelişimi gibi süreçler üzerinde doğrudan etkileri var. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumu, kişide öz yetersizliği, ebeveynlere bağımlılığı, bireyselleşememeyi ve risk almaktan kaçınma davranışlarını artırıyor. Bu durumda ev genci, dış dünyaya adım atmakta zorlanıyor ve konfor alanı olarak evde kalmayı tercih edebiliyor. Aşırı eleştirel ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumun ise özgüvensizliği, hata yapma korkusunu ve erteleme davranışlarını artırıyor. Tutarsız ve dengesiz aile dinamikleri de güvensizlik, kararsızlık ve istikrarsız öz değer yaratıyor, gençler, sınırlarını korumak ve benliğini tanımlamakta zorlanıyor.”</span></p>
<h4><b>“Ev genci olma, bireysel bir seçim değil, sistemin bir sorunu”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuzu, toplumun “ev genci” kavramına yaklaşımının büyük ölçüde olumsuz önyargılar ve kalıplaşmış etiketlemelerden oluştuğuna değinip sözlerine şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye gibi akademik hayatın, çalışma yaşamının ve üretkenliğin ‘başarı’ ile özdeşleştirildiği toplumlarda, çalışmayan gençler, çoğu zaman ‘tembel’, ‘sorumsuz’ veya ‘iş beğenmeyen’ gibi etiketlere maruz kalıyor. Ev gencinin yaşadığı durum, kişisel bir başarısızlık gibi algılanıyor. Oysa ev genci olma, bireysel bir seçim değil, sistemin bir sorunu. Bu durum, bireyin içine kapanmasına ve yalnızlaşmasına yol açabilir. Son yıllarda sosyal medyada ve gençlik platformlarında bu sorunun toplumsal bir mesele olduğuna dair farkındalık artıyor ve gençler yalnız olmadıklarını görerek dayanışmacı bir dil kurabiliyor.”</span></p>
<h4><b>Yetersiz destek mekanizmaları ve öneriler…</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki uzman da “ev genci” olarak adlandırılan gençlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik mevcut sosyal ve psikolojik destek mekanizmalarının yetersiz veya dağınık bir yapıda olduğunu belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlerin yaşadığı sorunların yapısal olduğunu (eğitim, ekonomi, istihdam) ancak sunulan desteklerin genellikle bireysel çözümlerle sınırlı kaldığına dikkat çeken Kuzu’ya göre, artan üniversite sayısı ile niteliksiz ve plansız bir genişlemenin, her yıl ihtiyaçtan fazla mezun veren bölümlerin işsizlik oranlarını artırdığı yadsınamaz bir gerçek. Gençleri evde kalmaya iten işsizlik, fırsat eşitsizliği ve düşük ücretler sorununun kesinlikle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Kuzu, devlet destekli gençlik merkezleri, beceri kazandırmaya yönelik eğitim programları, gönüllülük projeleri ve yarı zamanlı destekli istihdam modelleri gibi somut adımlar atılmasını önerdi. Kuzu, ayrıca, işverenlere genç istihdamını artırmaya yönelik teşvikler sunulabileceğini ve gençlerin yalnız olmadığını hissetmeleri için aktif katılım sağlayabilecekleri alanlar açılması gerektiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ev gençlerinin öğrenci ya da çalışan kimliğe tam dahil olamadıkları için sistemli mekanizmaların dışında kalabildiklerini ve onlara özel tanımlanmış bir grup olmadığı için destek bulmanın zorlaştığını belirten Öztürk, belediye, üniversite, gençlik merkezleri veya sosyal hizmet kurumlarıyla birlikte psikolojik destek programları oluşturulup, bireysel danışmanlıklar ve bilgilendirici psikoeğitimler gibi destek ağları kurulabileceğini önerdi. Öztürk, aile içi etkinlikler, seminerler ve rehberlik hizmetleriyle kişiler ve ailelerin bilinçlendirilebileceğini, gençleri sosyalleştirmek ve üretkenliklerini artırmak adına ortak aktiviteler (topluluk buluşmaları, sanat atölyeleri) düzenlenebileceğini anlattı. Son olarak Öztürk, alanında uzman disiplinli bir kadroyla gençlik danışma merkezleri kurulmasının, kişilerin erişilebilirliğini artırarak kapsayıcı ve güvenilir ağlar oluşturacağını dile getirdi.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/ev-genci-kimlik-arayisinda/">“Ev genci” kimlik arayışında…</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/ev-genci-kimlik-arayisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Engellinin turizm hizmetlerine erişimi hayal</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/engellinin-turizm-hizmetlerine-erisimi-hayal/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/engellinin-turizm-hizmetlerine-erisimi-hayal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 06:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Turizme eri&#351;im engelliler i&#231;in s&#305;n&#305;rl&#305; ve zor bir alan. Sorunun sadece fiziksel engellerle de&#287;il, toplumsal duyars&#305;zl&#305;k ve yetersiz d&#252;zenlemelerle derinle&#351;ti&#287;i, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/engellinin-turizm-hizmetlerine-erisimi-hayal/">Engellinin turizm hizmetlerine erişimi hayal</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Turizme erişim engelliler için sınırlı ve zor bir alan. Sorunun sadece fiziksel engellerle değil, toplumsal duyarsızlık ve yetersiz düzenlemelerle derinleştiği, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ciddi eksikliklerimiz olduğunu belirten Doç. Dr. Salih Tellioğlu, erişilebilir turizmin sağlam yasal düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. </b></h3>
<h4><b>Erdem Duru </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Turizm ve seyahat, herkesin hakkı olsa da engelli bireyler için bu hak, çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde kalıyor. Seyahat acentelerinin internet sitelerinden, belediye otobüslerine, kaldırımlardan otel odalarına kadar turizme erişim engelli bireyler için hâlâ sınırlı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki engelliler için turizmde engelleri kaldırmak nasıl mümkün olabilir? 9. </span>Köy’ün sorularını yanıtlayan Alanya Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salih Tellioğlu, “Engelliler için turizmde erişilebilirlik, yalnızca tesislerdeki rampalardan ya da özel odalardan ibaret değil; ulaşılabilir bir tatilde sorun, engelli bireyin evinden çıktığı anda başlıyor” dedi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumun büyük bölümünün engelli bireylerin yaşadığı zorluklara karşı hâlâ duyarsız olduğuna işaret eden Doç. Dr. Tellioğlu, şunları anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sorunun çözümü için seyahat acentelerinden, belediyelere, otel yönetimlerine kadar, toplumun tüm kesimlerin gerekli önlemleri alması gerekiyor. Engelli bireyler toplum içinde daha sık yer aldıkça, daha çok istihdam edildikçe ve onların geliri arttıkça turistik faaliyetlere daha sık katılacaktır. Bu faaliyetlere katılabilme konusuna gelince de birçok sorun ile karşılaştıklarını söyleyebiliriz. Örneğin; seyahat acentelerinin web sayfaları görme engelliler için ne kadar erişilebilir? Engelli bir bireyin tatile gideceği noktada evinden çıktığında başlayan ulaşım sorunu, otele varıncaya kadar ne yazık ki devam ediyor. Yani konu sadece otelin içerisindeki eksiklikler değil, oraya gelinceye kadar engelli bireyler birçok eksiklik ile karşılaşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beni en çok etkileyen şeylerden biri, belediye otobüslerinin durakta tekerlekli sandalyeli bir yolcu gördüğünde bazen durmadan geçip gitmesi oldu. Çünkü şoför asansörü indirip o kişiyi araca almak zorunda kalıyor ama bunu yapmak istemeyenler varmış. Hakikaten çok üzücü bir tablo. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaldırımlar ve rampaların önüne yapılan parklar da engelli bireylerin günlük yaşamını zorlaştırıyor. Bu konuda en etkili çözüm, eğitimden geçiyor.” </span></p>
<h4><b>“Erişilebilir turizm, sağlam yasal düzenlemelerle desteklenmeli”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığı ve turizmde erişilebilirliğin destekle mümkün olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tellioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6646 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />“Ülkemizde sadece toplumsal farkındalık değil, yasal düzenlemeler de yetersiz. Turizm sektörüne ilişkin bir örnek vermek gerekirse, 300 odalı bir otelde sadece 3 erişilebilir oda bulundurma zorunluluğu var. Bu oran, gerçekten çok düşük. Grup olarak seyahat eden engelli bireyler, aynı otelde kalamıyor. Oysa bu odalar sadece engelli bireyler için değil, yaşlı turistler için de konforlu. Diğer misafirlerin de rahatlıkla kullanabileceği şekilde tasarlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle ülkemize en çok turistik gönderen ülkelerdeki engelli bireylere yönelik maddi ve manevi destekler, onların turistik faaliyetlere daha çok katılmasını sağlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişilebilir turizm, yalnızca iyi niyetle değil, sağlam yasal düzenlemelerle desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’de 2005 yılında kabul edilen 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun önemli bir başlangıçtı. Sonrasında olumlu adımlar atıldı ancak gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında hâlâ ciddi eksikliklerimiz var.”</span></p>
<h4><b>“Alanya, engelsiz turizm konusunda öne çıktı”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişilebilir turizm konusunda Alanya’nın Türkiye genelinden önce adım attığını ancak bunun yetersiz olduğunu anımsatan Doç. Dr. Tellioğlu, “2003 yılında, Alanya Belediye Meclisi, ‘Herkes için turizm’ projesini devreye soktu. 2011’de de ‘Engelsiz turizm kendi Alanya’ projesine imza atıldı. Bazı bakanlıklar da bu projeye destek verdi ve Alanya, engelsiz turizm konusunda öne çıktı. Tabii bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, Alanya’da hâlâ giderilmesi gereken eksiklikler olduğunu da söylemem gerekiyor” diye konuştu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6645" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-3-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />.          <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6644" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-300x225.jpg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-1024x768.jpg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-150x113.jpg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-768x576.jpg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-1536x1152.jpg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/EngelliDostuTurizm-2-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h4><b>“Almanya ve İspanya, örnek alınabilir”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Erişilebilirlik konusunda bazı Avrupa ülkelerinin çok daha ileride olduğunu belirten Tellioğlu, Türkiye’nin de bu iyi uygulamaları örnek alması gerektiğini vurgulayıp sözlerini şöyle bitirdi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Engelliler ile ilgili düzenlemeler noktasında Almanya örnek alınabilir. Almanya sosyal politikalara çok önem veren bir ülke. Ama turizm kapsamında değerlendirecek olursak İspanya’nın bu konudaki çalışmaları da örnek alınabilir. Dünyada bu konudaki sosyal politikalardan ve engellilere yönelik düzenlemeleri takip etmek ve iyi uygulamaları ülkemize de kazandırmak gerekiyor.” </span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/engellinin-turizm-hizmetlerine-erisimi-hayal/">Engellinin turizm hizmetlerine erişimi hayal</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/engellinin-turizm-hizmetlerine-erisimi-hayal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Algoritma sansüründe gazetecilik</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/algoritma-sansurunde-gazetecilik/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/algoritma-sansurunde-gazetecilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 08:16:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital platformlardaki g&#246;r&#252;n&#252;rl&#252;k yar&#305;&#351;&#305;nda ba&#287;&#305;ms&#305;z gazeteciler, e&#351;itsiz algoritmalarla m&#252;cadele ediyor. Dr. Saran, &#8220;Algoritmalar&#305;n &#351;ekillendirdi&#287;i dijital g&#246;r&#252;n&#252;rl&#252;k, gazetecili&#287;i hem var ediyor [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/algoritma-sansurunde-gazetecilik/">Algoritma sansüründe gazetecilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>Dijital platformlardaki görünürlük yarışında bağımsız gazeteciler, eşitsiz algoritmalarla mücadele ediyor. Dr. Saran, “Algoritmaların şekillendirdiği dijital görünürlük, gazeteciliği hem var ediyor hem de boğuyor” uyarısı yaptı.</b></h3>
<h4><b>Melek Çelik</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliğin dijital platformlara kaydığı bir çağda, görünür olmak mı önemli, bağımsız kalmak mı? Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ceren Saran, Türkiye’de genç gazetecilerin karşılaştığı yeni sansür biçimlerini, dijital bağımlılığı ve ekonomik sürdürülebilirliği Media4Democracy’ye değerlendirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6639 alignright" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-300x200.jpeg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-300x200.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-1024x682.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-150x100.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-768x512.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-1536x1023.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10-272x182.jpeg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.10.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Alternatif medya kuruluşlarının, siyasi ve ekonomik baskılara direnmeye çalıştığını, özellikle dijital platformlardaki görünürlük yarışında bağımsız gazetecilerin eşitsiz algoritmalarla mücadele ettiğini anlatan Dr. Saran’a göre, “özgür medya” kavramı, geniş ve bağlama göre değişkenlik gösteren bir olgu. Türkiye bağlamında bu kavramın, öncelikle gazetecilik faaliyetinin siyasi iktidar ve çeşitli güç odaklarından etkilenmeden yürütülmesini ifade ettiğini vurgulayan Dr. Saran, bugün “özgür medyanın”, siyasi baskılardan olduğu kadar, algoritma ve platform politikalarından da bağımsız olmayı gerektirdiğine dikkat çekti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Google algoritmalarının etkisiyle kapanan Gazete Duvar örneğini anımsatan Dr. Saran, “Haberi önceleyen yayın çizgileri, algoritmalara yeniliyor. Algoritmaların şekillendirdiği dijital görünürlük, gazeteciliği hem var ediyor hem de boğuyor” dedi. </span></p>
<h4><b>Devletin yerini algoritmalar mı aldı?</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiden sansür denildiğinde akla öncelikle devlet baskısı gelirdi. Ancak bugün medya üzerinde etkili olan sansür mekanizmaları yalnızca siyasi iktidardan kaynaklanmıyor. Dr. Saran’a göre, algoritmalar, platform politikaları ve dijital reklam sistemleri de dolaylı yoldan sansür işlevi görebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6637 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1-300x200.jpeg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1-300x200.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1-150x100.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1-768x512.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1-272x182.jpeg 272w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-1.jpeg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Yeni baskı biçimlerine dair çarpıcı bir örnek, geçtiğimiz aylarda Gazete Duvar’ın kapanmasıyla gündeme geldi. Dr. Saran, 2016’dan beri alternatif medya alanında nitelikli habercilik yapan Gazete Duvar’ın, Google algoritmalarının etkisiyle yaşadığı ekonomik darboğazı aşamayarak yayın hayatına son vermek zorunda kalmasını dikkat çekici buluyor. Çünkü Gazete Duvar, habercilikte kaliteyi önceleyen, algoritmalarda öne çıkacak içerikler üretmektense bağımsız gazeteciliği tercih eden bir yayın politikası izliyordu. Dr. Saran, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu gibi faktörler, zaman zaman birer sansür mekanizması gibi işleyebilir; aynı zamanda tüm bu zorluklara rağmen benimsenen eleştirel editoryal politikaların sonuçları olarak da değerlendirilebilir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"> Örneğin, geçtiğimiz aylarda Gazete Duvar’ın kapanması; Google algoritmaları ve platform kapitalizminin, bağımsız dijital yayıncılar açısından yarattığı olumsuz etkileri ortaya koyan çarpıcı bir örnektir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016’dan bu yana son derece nitelikli bir gazetecilik pratiği sürdüren, ana akım medyada yer bulamayan birçok iyi gazeteci ve yazarı bünyesinde toplayan bu alternatif medya kuruluşu; Google’ın yarattığı eşitsiz koşulların derinleşmesi ve ekonomik darboğaz nedeniyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazete Duvar, ana akım habercilik anlayışı yerine alternatif haberciliği; arama motorlarında öne çıkacak içerik stratejileri yerine ise haberi önceleyen bir yayın çizgisini benimsemişti. Dolayısıyla bu örnekten farklı ve önemli sonuçlar çıkarmak mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük, oldukça geniş bir kavramdır ve bakış açısına göre farklılık gösterir. Türkiye’de ‘özgür medya’ denildiğinde ise genellikle gazetecilik faaliyetini, siyasi iktidar ve diğer güç odaklarından etkilenmeden yürütebilen medya kuruluşları akla gelir. Bu bağlamda, alternatif medya olarak tanımlanan yapı; uzun yıllardır istikrarlı biçimde faaliyet gösteren Evrensel ve BirGün gibi konvansiyonel yayınlarla birlikte, Bianet, Diken, Artı Gerçek gibi dijital doğumlu haber sitelerini kapsar. Sosyal medya haberciliği yapan yeni nesil gazetecilik pratiklerinin de bu dijital doğumlu alternatif medyaya eklenmesiyle alandaki çeşitlilik artmıştır. Ancak bu organizasyonlar, siyasi iktidar ve sermaye çevrelerinden görece bağımsız çalışsalar da bu çevrelere mesafeli durmalarından kaynaklanan ekonomik zorluklar ile siyasi, hukuki ve idari baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Habere ulaşma konusunda da dezavantajlı konumda olan bu yapılar, dijital medya ve platformların sunduğu içerik dağıtım ve görünürlük imkânlarını kullanarak haberlerini daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışmaktadır. Konvansiyonel medyadaki sınırlamaların aşıldığı düşünülen dijital ortamda ise mevcut eşitsizlikler, güçlü olanı daha da güçlendiren; güçsüz olanın ise bir ileri bir geri adım atarak yerinde saymasına neden olan algoritmalar üzerinden yeniden üretilmektedir. Dolayısıyla mutlak bir özgürlükten söz etmek, ne yazık ki mümkün değildir.”</span></p>
<h4><b>Görünmeyen sansür: Shadowban ve Algospeak</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6638 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-300x169.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-150x84.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09-768x432.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-04-at-21.27.09.jpeg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Dr. Ceren Saran, dijital platformlarda son dönemde belirginleşen yeni bir sansür biçimine işaret etti: Algoritmik görünmezlik. Özellikle Ekim 2023 sonrası Filistin yanlısı içeriklerin görünürlüğünün azalması, “shadowban” adı verilen gizli sansür yöntemini tekrar gündeme getirdi. Saran, bu yöntemi şöyle açıklıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Shadowban, bir içeriğin açık bir yasaklama ya da bildirim olmadan diğer kullanıcılar için görünürlüğünün azaltılması şeklinde işleyen bir sansür mekanizmasıdır. Bu uygulama yalnızca içerikleri değil, haberleri de görünmez kılarak haberin etkisini zayıflatan ve toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiren ciddi bir soruna dönüşüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu görünmez sansürden kaçmak için geliştirilen bir diğer strateji ise ‘Aalgospeak. Özellikle Instagram ve TikTok gibi platformlarda sıkça rastlanan ‘Algospeak’ yöntemi; algoritmaların ‘olumsuz’ ya da ‘hassas’ kabul ettiği kelimeleri algılamasını önlemek amacıyla kelimelerin bazı harflerinin sembollerle değiştirilmesi anlamına geliyor. Örneğin ‘sldırı, şddet, tciz, tcavüz, b*mba’ gibi yazımlar buna örnek.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu pratiğin haber içeriklerine de sirayet ettiğini ve bunun düşündürücü boyutlara ulaştığını belirten Dr. Saran, “Haber içeriklerinde, doğrudan konunun özüyle ilgili kelimelerin bu şekilde sansürlenmesi; editoryal ve kamusal sorumluluğa sahip medya kuruluşlarının da bu yönteme başvurması bana oldukça tuhaf geliyor. Bu durum, platformlarda algoritmalara uygun haberlerin öne çıkmasına ve giderek bu algoritmalara uyumlu bir habercilik anlayışının benimsenmesine neden oluyor. Böylece, bir tür otosansür gelişiyor ve bu durum adeta bir editoryal politika hâline geliyor” uyarısında bulundu.</span></p>
<h4><b>Sadece dijital mecralara yaslanan medya modelinin sürdürülebilirliği   </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medya ve dijital platformlar gazeteciler için hem bir fırsat hem de bir tuzak olabilir mi? Dr. Saran, bu konuda dikkatli bir denge kurulması gerektiğini vurgulayıp şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu platformlar için mutlak olarak olumlu veya olumsuz diyemeyiz, her iki açıdan da sonuçları olduğunun farkında olmalı ve buna uygun bir denge kurmak gerekir. Medya organizasyonları açısından dijital platformlar, algoritmik bir dağıtım açısından bir avantaj sunuyor. Ama bu avantaj, konvansiyonel medya ve düzenin, mevcut eşitsizliklerini yeniden üreten koşullar altında sunulan bir avantaj oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital platformlara tamamen bağımlı hale gelen medya kuruluşları, algoritmalarda yaşanan en küçük değişiklikte savrulabiliyor. Örneğin 2018-19 dolaylarında Facebook bir değişikliğe giderek platformdaki linke tıklayarak websitesine giden kullanıcının etkileşim verilerinin, websitesi trafiğine etki etmesini engellemişti. Bu uygulama, haber siteleri açısından, websitesine sosyal medyadan gelen trafiğin büyük ölçüde azalmasına ve reklam gelirlerinin düşmesine yol açmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, sadece dijital mecralara yaslanan bir medya modelinin sürdürülebilirliğinin sorgulanması gerekiyor. Sadık bir okur kitlesi oluşturma önem taşıyor. Öte yandan sosyal medyanın bireysel gazeteciler açısından sunduğu imkânlar da yadsınamaz. Gazetecilerin sosyal medya platformları aracılığıyla oluşturulan dijital imaj; okur ve takipçi kitlesi geliştirmeye, kendi haberlerinin kurumsal hesaplardaki/sitedeki etkileşim ve erişim oranlarının yükseltilmesine ve kurumla kurdukları bağın güçlenmesine, kariyerlerine olumlu etki eden bir kaldıraç olarak kullanılıyor. Hoşlanmadığım tabirle, sosyal medya platformlarının bir ‘markalama’ aracı işlevi üstlendiğini görüyoruz ama günümüz koşullarında bu anlaşılabilecek bir durum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle, olumlu sonuçlar da yaratan bir bağımlılık durumu söz konusu, özgürlükten bahsetmek bence mümkün değil.”</span></p>
<h4><b>“Ekonomik sürdürülebilirlik, ifade özgürlüğünün ön koşulu” </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital çağda ifade özgürlüğü yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ekonomik bir mesele haline geldi. Medya kuruluşlarının ayakta kalmakta zorlanmasının, doğrudan ifade özgürlüğünü tehdit ettiğinin altını çizen Dr. Saran, bu durumun hem kurumsal hem bireysel düzeyde etkileri olduğunu belirtip sözlerine şöyle devam etti:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Etkiliyor, ifade özgürlüğü için gerekli olan kürsü olan medya kuruluşu, tüm zorluklara rağmen varlığını sürdürmeye çalışırken kendini ne kadar koruyabiliyor, bu iddialarını ne kadar sürdürebiliyor? Bazı durumlarda, Gazete Duvar örneğinde olduğu gibi varlığını sürdüremeyerek ortadan kalkmış oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız veya alternatif medya kuruluşlarının maaş ödeyemediği, nitelikli gazetecileri elde tutmakta zorlandığı ve temel giderlerini karşılamakta güçlük çektiği bir ortamda, ekonomik sürdürülebilirlik, ifade özgürlüğünün ön koşulu haline geliyor.”</span></p>
<h4><b>Gazetecilerin editoryal bağımsızlıklarını zedeleyebilecek durumlar</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital platformlar, genç gazeteciler için görünürlük sağlarken, aynı zamanda onları yeni türden zorluklarla da karşı karşıya getiriyor. Görünürlük elde etmek kolay olsa da Dr. Saran’a göre, bağımsızlığı sürdürebilmek, çok daha karmaşık bir mesele. Dr. Saran, açıklamalarını şöyle sürdürdü: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Genç gazeteciler, dijitalleşmenin getirilerinden faydalanarak kendini görünür kılabilir. Ancak bağımsız gazetecilik pratiklerinde en önemli konulardan biri, sürdürülebilir bir ekonomik model geliştirebilmek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformların içerik üreticilerinden yaptığı yüksek kesintiler, gelir modelinin reklama ve sponsorluğa dayanması gibi nedenlerle gazeteciler sıkça editoryal bağımsızlıklarını zedeleyebilecek durumlarla karşılaşıyor</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YouTube’un katıl modelinde yüzde 30 civarı bir kesinti yaptığını biliyoruz. Ana gelir modelinin sponsorluk olması, editoryal sorunlar doğuruyor. Nevşin Mengü’nün aldığı vitamin reklamı, 3 yıldır konuşuluyor ve gazetecinin sponsorluk ve reklam alması hâlâ tartışılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serbest gazetecilik ise telif ücretlerinin düşüklüğü, güvencesizlik ve gelir istikrarsızlığı nedeniyle herkesin sürdürebileceği bir yol olmaktan uzak. Bu koşullarda bağımsızlık, çoğu zaman yalnızca idealde kalan bir hedefe dönüşüyor. Üstelik Türkiye gibi basın özgürlüğünün her yıl gerilediği bir ülkede, zaten Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içinde 159. sırada olan ve her sene geriye giden bir ülke olan Türkiye’de bağımsız gazetecilik, daha da çetrefilli bir konu haline geliyor.”</span></p>
<h4><b>“Dijital çağın gazetecisi, aynı zamanda algoritmalarla da konuşmayı bilmeli”</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Görünür olmak isteyen bir gazetecinin sadece iyi haber yazması yetmiyor. Günümüzde haber okuma alışkanlıklarının değiştiğini, kullanıcıların “enformasyon yorgunluğu” yaşadığını belirten Saran, hedef kitleyi anlayabilmenin kritik olduğunu söyledi. Gazetecilik becerilerinin artık çok yönlü hale gelmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Saran, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dijital çağın gazetecisi, aynı zamanda algoritmalarla da konuşmayı bilmeli. Her şeyden önce dijital platform ekosistemi, platform politikaları ve güncel algoritma faktörleriyle ilgili eleştirel bir bakış geliştirmesi gerekir. Özellikle bu mecralarda başarılı şekilde var olabilmek için platform kültürlerine hâkim olması, buralarda yeterince gözlem ve pratik yapmış olması, bu platformların yerlisi olması beklenir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haber okumaktan kaçınan bir hedef kitlenin nelerden sıkıldığı, neleri görmek ve görmek istemediği de yapılması gereken önemli tespitler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İyi bir haber ve gazetecilik altyapısının üzerine dijital ve algoritmik okuryazarlık, dijital araç ve yapay zekâ araçlarını etkin kullanabilme, dijital kültür ve platform trendlerine hâkim olma, kullanıcı davranışlarını anlamlandırabilme ve bunu gazetecilik faaliyetlerine entegre edebilme gibi beceriler inşa etmek gerekiyor.”</span></p>
<p>Haber Görseli: Depo Photos</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/algoritma-sansurunde-gazetecilik/">Algoritma sansüründe gazetecilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/algoritma-sansurunde-gazetecilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal taşlarla hayatını değiştirdi</title>
		<link>https://supporttomediafreedom.com/haberler/dogal-taslarla-hayatini-degistirdi/</link>
					<comments>https://supporttomediafreedom.com/haberler/dogal-taslarla-hayatini-degistirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 12:34:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Desteklenen Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://supporttomediafreedom.com/?p=6614</guid>

					<description><![CDATA[<p>33 y&#305;l &#246;nce evde tak&#305; yapmaya ba&#351;layan &#350;im&#351;ek, Yalova&#8217;da do&#287;al ta&#351;lar&#305; &#351;ifaya d&#246;n&#252;&#351;t&#252;ren isim oldu.&#160; Hatice Ersan Yalova&#8217;da ya&#351;ayan &#214;zden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/dogal-taslarla-hayatini-degistirdi/">Doğal taşlarla hayatını değiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><b>33 yıl önce evde takı yapmaya başlayan Şimşek, Yalova’da doğal taşları</b> <b>şifaya dönüştüren isim oldu. </b></h3>
<h4><b>Hatice Ersan</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalova’da yaşayan Özden Şimşek, 33 yıl önce evinde takı yaparak başladığı yolculukta bugün doğal taşlar konusunda Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri haline geldi. Almanya doğumlu eşiyle birlikte bu işi sürdüren Şimşek, yıllar boyunca sabır ve emekle doğal taşları, sadece takıya değil, şifaya da dönüştürüyor.  </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6616 alignleft" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-225x300.jpeg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-225x300.jpeg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-768x1024.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-113x150.jpeg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-1152x1536.jpeg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-1536x2048.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/5BEF08C5-0413-4E88-BE53-9DD631002684-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Takı işine ilk başladığında çevresindekilerin şaşkınlıkla karşıladığını anlatan Şimşek, “İnsanlar ilk başta ne yaptığımı pek anlamıyordu, hatta garipsiyorlardı. Ama şimdi doğal taşlara büyük bir ilgi var. Oysa Avrupa’da bu taşlar yıllardır kullanılıyor” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğal taşların enerjisine inanan Şimşek, taşların sadece estetik değil, aynı zamanda ruhsal ve fiziksel faydalar sunduğuna dikkat çekip “Bu taşların evde bulundurulması, negatif enerjiyi uzaklaştırır, pozitif enerji verir. Vücuda takıldığında ise ağrılara, özellikle de eklem ağrılarına ve nazara karşı şifa sağlar” vurgusu yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En çok tercih edilen taşlardan biri olan akik taşı, nazara ve eklem ağrılarına iyi gelmesiyle öne çıkıyor. Şimşek, özellikle ametist taşını öneriyor. Ametist taşı, </span><span style="font-weight: 400;">sakinleştirici enerjisiyle öne çıkıyor, stres ve kaygıyı hafifletmeye yardımcı oluyor, zihinsel berraklık ve sezgi gücünü artırıyor, mistik ve ruhsal açılardan da oldukça değerli.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yurtdışından özel olarak temin ettiği doğal taşlarla üretim yapan, “Önceki işler gibi değil, biraz durgunluk var” diyen Şimşek, ekonomik durgunluktan etkilense de tutkusundan asla vazgeçmiyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6618" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-300x225.jpeg" alt="" width="251" height="188" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-300x225.jpeg 300w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-1024x768.jpeg 1024w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-150x113.jpeg 150w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-768x576.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-1536x1152.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/56D44FAA-9598-46A9-A0CA-EA6D25796C22-2048x1536.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6619" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-225x300.jpeg" alt="" width="144" height="192" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-225x300.jpeg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-768x1024.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-113x150.jpeg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-1152x1536.jpeg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-1536x2048.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D52A7E66-BB11-46B7-A887-AAFAABB4977F-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 144px) 100vw, 144px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6620" src="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-225x300.jpeg" alt="" width="146" height="195" srcset="https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-225x300.jpeg 225w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-768x1024.jpeg 768w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-113x150.jpeg 113w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-1152x1536.jpeg 1152w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-1536x2048.jpeg 1536w, https://supporttomediafreedom.com/wp-content/uploads/2025/06/D321D46F-4C42-4C75-851F-95EAA9FA1611-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 146px) 100vw, 146px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayata ve insanlara duyduğu sevgiye işaret eden Şimşek, “İnsanları çok seviyorum, hayatı çok seviyorum ama taşları aşırı seviyorum. Bu sevgimi taşların enerjisine ve doğanın mucizesine borçluyum” diyerek sözlerini tamamlıyor.</span></p>
<p><a href="https://supporttomediafreedom.com/haberler/dogal-taslarla-hayatini-degistirdi/">Doğal taşlarla hayatını değiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://supporttomediafreedom.com">Support To Media Freedom Projesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://supporttomediafreedom.com/haberler/dogal-taslarla-hayatini-degistirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
