5

Psikiyatristlerin, silah ruhsatı raporu verme sürecindeki rolü…

Silah ruhsatı almak için başvuranların özel olarak eğitildikleri, sınava tabi tutuldukları bir uygulamanın olmadığına işaret eden Dr. Yıldız, psikiyatristlerin kısa bir görüşmede, ruhsata erişim için olumlu ya da olumsuz kanaat oluşturmanın zor olduğunun altını çizdi. Dr. Yıldız, silaha erişimin ciddi bir şekilde sınırlandırılması, gerçekçi ve uygulanabilir sıkı değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayarak silaha erişimin, ruhsatlandırma sürecinde özel idari birimlerde konusunda uzmanlaşmış birimlerce gerçekleştirilmesinin önerildiğini belirtti

EMRAH BAKIR
Hepimizin bildiği gibi bireysel silah ruhsatı almak için en gerekli olan kriterlerden biri de sağlık kurulu raporu. Türkiye Psikiyatri Derneği’ne göre, ateşli silah bulundurmak isteyenlerin akıl hastası veya psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklarının olmaması gerekiyor. Ancak silah edinenlere çoğu zaman psikiyatrik muayene uygulanmıyor bile. Silah ruhsatı almak kolaylaştı(rıldı) mı? Psikiyatristlerin buradaki rol ve sorumlulukları, gözlem ve şikâyetleri nedir?
Tıp tarihi ve etik alanında akademik çalışmalar yürüten, geçmişte bir süre Psikiyatrist olarak çalışan, doktora tezi, “Psikiyatristlerin Silah Ruhsatı Raporu Süreci ile Bu Süreçteki Rollerine İlişkin Etik Değerlendirme ve Görüşleri” adlı araştırması olan Dr. Abdullah Yıldız ile konuştuk.
Söz konusu doktora tezini, gündelik psikiyatri ya da hekimlik pratiğinde karşılaştığı ve gözlemlediği bazı zorluklar nedeniyle hazırlamaya karar verdiğini belirten Dr. Yıldız, şu açıklamayı yaptı:
“Amacım psikiyatristlerin silah ruhsatlandırma süreçlerinde hemen herkesten istenen sağlık raporu değerlendirme aşamasındaki yaşantılarını, rollerini ve etik olarak neler yaşadıklarını anlamaktı. Silah gibi riskli bir araca ilişkin olarak ruhsatlandırma süreçlerinde yer almanın Psikiyatristler için nasıl bir deneyim olduğu ve nasıl deneyim edinildiği konusunda bir anlama ve anlaşılır kılınma çabasıydı. Bu bizzat kendimin de yaşadığı profesyonel ve bazen de ahlaki ve başka kaygıların da kısmen bir yansıması olabilir. Yani bir yandan intihar gibi silahın ciddi düzeyde risk olduğu sorunları çözmeye çalışırken bir yandan da bireysel olarak silaha erişim süreçlerinde rol almak hep ilginç bir paradoks gibi görünmüştü. .
Çok özetle söylemem gerekirse, silahların özelliklerine göre değişebilmekle birlikte ruhsatlandırma konusunda elbette beklenebileceği şekilde nihai yetki ve karar idari birimlerde, bu da polis teşkilatı ve bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı gibi idari birimler demek. Kendi geçmiş deneyim ve çalışmamızda ortaya çıkan söylemler ile bazı literatür bilgileri ışığında, genel olarak silaha başvuran daha doğrusu ruhsata başvuran bireylerin, idari birimlere başvurdukları, sonrasında kendilerinden sabıka kaydı ve ruhsata ilişkin ücretleri içeren kimi belgeler istendiğini biliyoruz. Bunun dışında başvuranların özel olarak eğitildikleri ya da sınava tabi tutuldukları bir uygulama yok maalesef. Neden maalesef diyorum? Aslında gelişmiş pek çok ülkede, silaha erişim sınırlandırılmak istenen bir sorun alanı olarak görülüyor. Bunun yanında da ruhsata başvuran bireylerin çeşitli eğitimlerden ve sınavlardan geçmesi istenebiliyor. Tüm bu süreç, polis teşkilatları içindeki özel birimlerce, bazı ülkelerde de yine bu birimlerdeki yetkili memurlarca yürütülüyor. Ülkemizde maalesef bu türden bir uygulama yok.”