5

Sanayiyi sevemedik, sevdiremedik

Sektörler içerisinde sanayinin hem istihdamda hem de cirodaki payı durağan bir seyir izliyor; hatta düşme eğiliminde. Büyüme oranları bakımından da sanayi sektörü hız kesmiş görünüyor. 

Kelime Ata

Türkiye, bir asır öncesine göre sanayileşme yolunda önemli mesafeler almasına rağmen son yıllarda gerçekleşen inşaat odaklı büyüme stratejileri, izlenen faiz politikaları sanayileşmenin hız kesmesine neden oldu. Reel sektör temsilcileri, sanayinin kamuoyundaki algısının olumsuzluğundan dert yanarken, yüksek faizlerin de sanayicileri asıl üretim alanından uzaklaştırdığı görüşündeler… 

Rakamlar, sanayisizleşme denilen olgu ile karşı karşıya kaldığımız konusunda analizler yapılmasına imkân veriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2020 yılında faal olan girişimlerin yüzde 43,2’si hizmet sektöründe, yüzde 36,6’sı ticaret sektöründe yer aldı. İstihdamda ise hizmet sektörü toplam istihdamın yüzde 37,9’unu oluştururken sanayi sektörünün istihdam payı yüzde 28,9 oldu. Ciroda sanayinin payı ise yüzde 34,1 olarak tespit edildi. 

2023 yılında ise faal olan girişimlerin yüzde 44,1’i hizmet sektöründe, yüzde 36,0’ı ise ticaret sektöründe yer aldı. İstihdamda ise hizmet sektörü, toplam istihdamın yüzde 38,6’sını oluştururken sanayi sektörünün istihdam payı yüzde 28,3 oldu. Sanayi sektörünün ciro payı ise yüzde 33 olarak gerçekleşti. Yani 2020 yılına göre sanayi sektörünün, istihdamda da ciroda da payı azaldı.

Büyüme oranları itibariyle değerlendirildiğinde 2003-2023 yılları arasındaki 20 yıllık zaman diliminde ortalama büyüme oranı yüzde 5,4. Sektörlere göre bakıldığında 2003-2007 yılları arasında inşaat sektörü yüzde 17.20, hizmetler yüzde 8.50, tarım yüzde 4.10 büyüdü. Sanayi sektörünün büyümesi ise yüzde 9.20 oldu. Sanayi sektörü 2008-2011 yılları arasında yüzde 4.70, 2012-2015 arasında yüzde 5.80, 2016-2018 arasında yüzde 5.10, 2019-2023 yılları arasında ise 4.40 büyüdü. 

Özellikle 2012 yılından itibaren dalgalı bir seyirde giden imalat sanayii, büyümenin lokomotifi olma işlevini kaybetmeye ve yerini hizmetlere bırakmaya başladı. Yeni teşvik ve istihdam paketleri de imalat sanayinin durağan yapısını aşmaya yetmedi. Özellikle yüksek teknolojili ürünlerin payındaki daralma ve imalat sanayinin yaklaşık yüzde 70’inin düşük ve orta düşük sanayilerden oluşması, sanayinin zayıflığına işaret olarak yorumlanıyor. 

Aktif bir sanayi politikası izleyemeyen Türkiye’nin dönemsel iyileşmelere rağmen zengin ülkeler kategorisine girmesi için alması gereken mesafenin fazla olduğuna dikkat çekiliyor. Çünkü, gelişmiş ülkelerle Türkiye arasında imalat sanayi payları bakımından en az 2 katlık bir fark var. Aynı şekilde “sanayileşmiş” veya “gelişmiş” kabul edilen yüksek gelirli ülkelerin imalat sanayi ihracatları orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünler ağırlıklı iken Türkiye’de düşük ve orta-düşük teknolojili ürünler ağırlıklı yapıyı oluşturuyor.

Hisarcıklılar: Hızlı bir dönüşüm içindeyiz

OSİAD Başkanı Esat Hisarcıklılar, sanayinin gelişmesinde ikiz dönüşümün önemine vurgu yapıyor.

OSTİM Sanayici ve İşinsanları Derneği Başkanı Esat Hisarcıklılar, dünyanın çok hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecinde bulunduğunu, bu değişime adapte olmak için gidilecek çok yol olduğunu belirtti. Hisarcıklılar, “Bunların başında orta vadede ikiz dönüşümün tüm firmalarımıza kurum kimliği haline gelmesi gerekiyor. Dünyada rekabetçilik hızla değişiyor, dolayısıyla ülke olarak bizim ikiz dönüşüm ve verimliliğe odaklanarak bunun yanında üretken yapay zekâ seferberliğini ortaya koymak zorundayız” dedi.

Ekinci: İstediğimiz noktada olduğumuz söylenemez 

İç Anadolu Sanayici ve İşinsanları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) Başkanı Süleyman Ekinci ise, sanayi algısının Türkiye’de negatif olduğunu, kir-pas içinde çalışmak gibi algılandığını belirtirken, önce topluma sanayiyi sevdirmek gerektiğine dikkat çekti. Gençlerin sanayide çalışmak yerine kasiyerlik/tezgâhtarlık yapmak istediğini dolayısıyla Türkiye’nin tarihsel olarak bir sanayileşme problemi yaşadığını anlatan Ekinci, son yıllarda teşvik ve kredi mekanizmalarıyla inşaat sektörünün sürekli canlı tutulduğunu, sadece inşaata dayalı bir ekonomik faaliyetle bir yere varılamayacağına işaret etti. 

İÇASİFED Başkanı Süleyman Ekinci, sanayiyle ilgili toplumsal algının olumsuz olmasından yakınırken, devletin de imalat sanayindeki gelişmenin sürekliliğini sağlayamadığına dikkat çekiyor. 

Sanayicinin de sanayiyi bırakıp faize yöneldiğini, girdi maliyetlerinin yüksekliği ve finansmana erişim sorunları nedeniyle de iş adamı göçü yaşandığını vurgulayan Ekinci, “Atatürk, sanayileşmek milli davamızdır demiş. Aradan neredeyse bir asır geçti, hâlâ istediğimiz noktada olduğumuz söylenemez. Oysa orta gelir tuzağını aşabilmenin yolu orta ve yüksek teknolojili ürün üreten firmaların sayısını çoğaltmaktan geçiyor. Sanayici, bir yığın sorunla uğraşmak yerine, yüksek faizli kredilerle risk almak yerine, faize yatırıp para kazanıyor” diye konuştu. 

Ekinci, aslında Avrupa’da da benzer bir gelişme yaşandığını ve hizmetler sektörünün daha hızlı bir gelişim gösterdiğinin altını çizdi.